4385. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ السَّلاَمِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، عَنْ زَهْدَمٍ، قَالَ لَمَّا قَدِمَ أَبُو مُوسَى أَكْرَمَ هَذَا الْحَىَّ مِنْ جَرْمٍ، وَإِنَّا لَجُلُوسٌ عِنْدَهُ وَهْوَ يَتَغَدَّى دَجَاجًا، وَفِي الْقَوْمِ رَجُلٌ جَالِسٌ، فَدَعَاهُ إِلَى الْغَدَاءِ، فَقَالَ إِنِّي رَأَيْتُهُ يَأْكُلُ شَيْئًا فَقَذِرْتُهُ. فَقَالَ هَلُمَّ، فَإِنِّي رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَأْكُلُهُ. فَقَالَ إِنِّي حَلَفْتُ لاَ آكُلُهُ. فَقَالَ هَلُمَّ أُخْبِرْكَ عَنْ يَمِينِكَ، إِنَّا أَتَيْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم نَفَرٌ مِنَ الأَشْعَرِيِّينَ، فَاسْتَحْمَلْنَاهُ فَأَبَى أَنْ يَحْمِلَنَا فَاسْتَحْمَلْنَاهُ، فَحَلَفَ أَنْ لاَ يَحْمِلَنَا، ثُمَّ لَمْ يَلْبَثِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ أُتِيَ بِنَهْبِ إِبِلٍ، فَأَمَرَ لَنَا بِخَمْسِ ذَوْدٍ، فَلَمَّا قَبَضْنَاهَا قُلْنَا تَغَفَّلْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَمِينَهُ، لاَ نُفْلِحُ بَعْدَهَا أَبَدًا فَأَتَيْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّكَ حَلَفْتَ أَنْ لاَ تَحْمِلَنَا وَقَدْ حَمَلْتَنَا. قَالَ " أَجَلْ، وَلَكِنْ لاَ أَحْلِفُ عَلَى يَمِينٍ فَأَرَى غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا إِلاَّ أَتَيْتُ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ مِنْهَا ".
Bize Ebû Nuaym anlattı, bize Abdüsselâm anlattı, o Eyyûb’dan, o Ebû Kılâbe’den, o Zehdem’den [nakletti]. Zehdem dedi ki: Ebû Mûsâ (Kûfe’ye vali olarak) geldiğinde bu Cerm kabilesine ikramda bulundu. Biz onun yanında oturuyorduk, o tavuk (eti) yiyordu. Topluluğun içinde oturan bir adam vardı. (Ebû Mûsâ) onu yemeğe çağırdı. Adam: "Ben onun (tavuğun) bir şey yediğini gördüm de tiksindim," dedi. Ebû Mûsâ: "Gel (ye)! Çünkü ben Nebî’yi sallallâhu aleyhi ve sellem onu yerken gördüm," dedi. Adam: "Ben onu yememeye yemin ettim," dedi. Ebû Mûsâ şöyle dedi: "Gel, yeminin hakkında sana (bir hadis) haber vereyim: Eş’arîlerden bir grupla Nebî’ye sallallâhu aleyhi ve sellem geldik. Ondan bize binek vermesini istedik, vermekten kaçındı. (Tekrar) istedik, bize binek vermeyeceğine dair yemin etti. Sonra çok geçmeden Nebî’ye sallallâhu aleyhi ve sellem ganimet develeri getirildi. Bize beş deve verilmesini emretti. Onları teslim aldığımızda: 'Nebî’ye sallallâhu aleyhi ve sellem yeminini unutturduk (gafil avladık); bundan sonra asla iflah olmayız,' dedik. Ona gidip: 'Ey Allah’ın Resûlü! Bize binek vermeyeceğine yemin etmiştin, ama (şimdi) verdin,' dedim. (Resûlullah): 'Evet (öyle); lâkin ben bir şeye yemin eder, sonra başkasını ondan daha hayırlı görürsem, mutlaka (yeminimi bozar) o hayırlı olanı yaparım (ve keffaretini veririm),' buyurdu."