4534. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ أَبِي خَالِدٍ، عَنِ الْحَارِثِ بْنِ شُبَيْلٍ، عَنْ أَبِي عَمْرٍو الشَّيْبَانِيِّ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ، قَالَ كُنَّا نَتَكَلَّمُ فِي الصَّلاَةِ يُكَلِّمُ أَحَدُنَا أَخَاهُ فِي حَاجَتِهِ حَتَّى نَزَلَتْ هَذِهِ الآيَةُ {حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ} فَأُمِرْنَا بِالسُّكُوتِ.
Bize Müsedded tahdis etti, bize Yahya tahdis etti, o İsmâil b. Ebû Hâlid'den, o el-Hâris b. Şübeyl'den, o Ebû Amr eş-Şeybânî'den, o da Zeyd b. Erkam'dan [naklen] şöyle dedi: Namazda konuşurduk; birimiz ihtiyacı hakkında arkadaşıyla (kardeşiyle) konuşurdu. Nihayet: {حَافِظُوا عَلَى الصَّلَوَاتِ وَالصَّلاَةِ الْوُسْطَى وَقُومُوا لِلَّهِ قَانِتِينَ} “Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a derin bir saygı ve itaatle (kunût ederek) durun” (el-Bakara, 238) ayeti nâzil oldu ve [bunun üzerine] bize [namazda] susmamız emredildi."