4615. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَوْنٍ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، رضى الله عنه قَالَ كُنَّا نَغْزُو مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَلَيْسَ مَعَنَا نِسَاءٌ فَقُلْنَا أَلاَ نَخْتَصِي فَنَهَانَا عَنْ ذَلِكَ، فَرَخَّصَ لَنَا بَعْدَ ذَلِكَ أَنْ نَتَزَوَّجَ الْمَرْأَةَ بِالثَّوْبِ، ثُمَّ قَرَأَ {يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لاَ تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللَّهُ لَكُمْ }
Bize Amr bin Avn tahdis etti, bize Hâlid tahdis etti, o İsmail'den, o Kays'tan, o da Abdullah [bin Mesud] radıyallahu anh'dan [naklen] dedi ki: Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte gazveye çıkardık ve yanımızda kadınlar olmazdı. (Bu sebeple) biz (Nebi'ye): “(Cinsel arzularımızı kesmek için) kendimizi hadım ettirelim mi?” dedik. O bizi bundan nehyetti. Bundan sonra (bir müddet için) bir elbise karşılığında kadınlarla evlenmemize (müt'a nikahına) ruhsat verdi. Sonra şu ayeti okudu: “Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı o temiz/hoş şeyleri (kendinize) haram kılmayın...” (el-Mâide, 87).