4685. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، وَهِشَامٌ، قَالاَ حَدَّثَنَا قَتَادَةُ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ مُحْرِزٍ، قَالَ بَيْنَا ابْنُ عُمَرَ يَطُوفُ إِذْ عَرَضَ رَجُلٌ فَقَالَ يَا أَبَا عَبْدِ الرَّحْمَنِ ـ أَوْ قَالَ يَا ابْنَ عُمَرَ ـ سَمِعْتَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِي النَّجْوَى فَقَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يُدْنَى الْمُؤْمِنُ مِنْ رَبِّهِ ـ وَقَالَ هِشَامٌ يَدْنُو الْمُؤْمِنُ ـ حَتَّى يَضَعَ عَلَيْهِ كَنَفَهُ، فَيُقَرِّرُهُ بِذُنُوبِهِ تَعْرِفُ ذَنْبَ كَذَا يَقُولُ أَعْرِفُ، يَقُولُ رَبِّ أَعْرِفُ مَرَّتَيْنِ، فَيَقُولُ سَتَرْتُهَا فِي الدُّنْيَا وَأَغْفِرُهَا لَكَ الْيَوْمَ ثُمَّ تُطْوَى صَحِيفَةُ حَسَنَاتِهِ، وَأَمَّا الآخَرُونَ أَوِ الْكُفَّارُ فَيُنَادَى عَلَى رُءُوسِ الأَشْهَادِ هَؤُلاَءِ الَّذِينَ كَذَبُوا عَلَى رَبِّهِمْ ". وَقَالَ شَيْبَانُ عَنْ قَتَادَةَ حَدَّثَنَا صَفْوَانُ.
Bize Müsedded tahdis etti, bize Yezid bin Zürey' tahdis etti, bize Saîd ve Hişâm tahdis etti, (ikisi) dediler ki: Bize Katâde tahdis etti, o Safvân bin Muhriz'den, (şöyle) dedi: İbn Ömer tavaf ederken önüne bir adam çıktı ve: “Ey Ebu Abdurrahman! -veya Ey İbn Ömer!- Necvâ (kulun Rabbiyle baş başa kalması) konusunda Nebi'yi sallallâhu aleyhi ve sellem (bir şey derken) işittin mi?” dedi. (İbn Ömer) şöyle dedi: “Nebi'yi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyururken işittim: ‘Mümin Rabbine yaklaştırılır -Hişâm; mümin yaklaşır, dedi- nihayet (Allah) onun üzerine örtüsünü/himayesini (kenefini) koyar. Sonra ona günahlarını ikrar ettirir: “Şu günahı biliyor musun?” der. (Kul): “Biliyorum” der. “Rabbim! Biliyorum” der iki kere. (Allah) şöyle buyurur: “Ben onu dünyada senin için örttüm (gizledim), bugün de senin için onu bağışlıyorum.” Sonra ona iyiliklerinin (yazılı olduğu) sayfası dürülür (verilir). Diğerlerine veya kafirlere gelince; şahitlerin huzurunda (onlar hakkında) şöyle seslenilir: “İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir.” (Hûd, 18).’” Şeybân, Katâde'den (naklen) şöyle dedi: Bize Safvân tahdis etti.