4714. Hadis
حَدَّثَنِي عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ، عَنْ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، {إِلَى رَبِّهِمِ الْوَسِيلَةَ} قَالَ كَانَ نَاسٌ مِنَ الإِنْسِ يَعْبُدُونَ نَاسًا مِنَ الْجِنِّ، فَأَسْلَمَ الْجِنُّ، وَتَمَسَّكَ هَؤُلاَءِ بِدِينِهِمْ. زَادَ الأَشْجَعِيُّ عَنْ سُفْيَانَ عَنِ الأَعْمَشِ. {قُلِ ادْعُوا الَّذِينَ زَعَمْتُمْ}
Bana Amr bin Ali tahdis etti, bize Yahya tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, bana Süleyman tahdis etti, o İbrahim'den, o Ebu Ma'mer'den, o da Abdullah'tan (naklen); (Abdullah 57. ayetteki): “...Rablerine (hangisi daha yakın olacak diye) vesile ararlar” (ayeti hakkında şöyle) dedi: “İnsanlardan bir grup, cinlerden bir gruba tapıyorlardı. Sonra o cinler İslam'ı kabul etti / Müslüman oldular; buna rağmen o (insanlar) kendi (eski) dinlerine (onlara tapmaya) devam ettiler.” Eşcaî (bu rivayete) Süfyan'dan, [o da] A'meş'ten [naklen]: “De ki: (İlah olduklarını) iddia ettiklerinizi çağırın...” (İsrâ, 56) (ayetini) ekledi.