Tefsir Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4745. Hadis

حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، حَدَّثَنَا الأَوْزَاعِيُّ، قَالَ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، أَنَّ عُوَيْمِرًا، أَتَى عَاصِمَ بْنَ عَدِيٍّ وَكَانَ سَيِّدَ بَنِي عَجْلاَنَ فَقَالَ كَيْفَ تَقُولُونَ فِي رَجُلٍ وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً، أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ أَمْ كَيْفَ يَصْنَعُ سَلْ لِي رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَأَتَى عَاصِمٌ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، فَكَرِهَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمَسَائِلَ، فَسَأَلَهُ عُوَيْمِرٌ فَقَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم كَرِهَ الْمَسَائِلَ وَعَابَهَا، قَالَ عُوَيْمِرٌ وَاللَّهِ لاَ أَنْتَهِي حَتَّى أَسْأَلَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ ذَلِكَ فَجَاءَ عُوَيْمِرٌ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ رَجُلٌ وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً، أَيَقْتُلُهُ فَتَقْتُلُونَهُ أَمْ كَيْفَ يَصْنَعُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ قَدْ أَنْزَلَ اللَّهُ الْقُرْآنَ فِيكَ وَفِي صَاحِبَتِكَ ‏"‏‏.‏ فَأَمَرَهُمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِالْمُلاَعَنَةِ بِمَا سَمَّى اللَّهُ فِي كِتَابِهِ، فَلاَعَنَهَا ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنْ حَبَسْتُهَا فَقَدْ ظَلَمْتُهَا، فَطَلَّقَهَا، فَكَانَتْ سُنَّةً لِمَنْ كَانَ بَعْدَهُمَا فِي الْمُتَلاَعِنَيْنِ، ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ انْظُرُوا فَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أَسْحَمَ أَدْعَجَ الْعَيْنَيْنِ عَظِيمَ الأَلْيَتَيْنِ خَدَلَّجَ السَّاقَيْنِ فَلاَ أَحْسِبُ عُوَيْمِرًا إِلاَّ قَدْ صَدَقَ عَلَيْهَا، وَإِنْ جَاءَتْ بِهِ أُحَيْمِرَ كَأَنَّهُ وَحَرَةٌ فَلاَ أَحْسِبُ عُوَيْمِرًا، إِلاَّ قَدْ كَذَبَ عَلَيْهَا ‏"‏‏.‏ فَجَاءَتْ بِهِ عَلَى النَّعْتِ الَّذِي نَعَتَ بِهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ تَصْدِيقِ عُوَيْمِرٍ، فَكَانَ بَعْدُ يُنْسَبُ إِلَى أُمِّهِ‏.‏

Bize İshak tahdis etti, bize Muhammed bin Yusuf tahdis etti, bize Evzâî tahdis etti, [şöyle] dedi: Bana Zührî, Sehl bin Saad'dan [naklen] tahdis etti: Uveymir, Acclân oğullarının efendisi olan Âsım bin Adî'ye gelip: “Karısıyla beraber bir adam bulan kimse hakkında ne dersiniz? Adamı [zina ettiği için] öldürse, siz de [kısas olarak] onu mu öldürürsünüz? Yoksa ne yapmalıdır? Benim için bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e soruver” dedi. Bunun üzerine Âsım, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e gitti [ve durumu arz etti]. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem [bu tür ayıp örtüsünü kaldıran zor] soruları hoş karşılamadı. Uveymir ona [Âsım'a neticeyi] sorduğunda Âsım: “Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bu tür soruları hoş karşılamadı ve onları ayıpladı” dedi. Uveymir: “Vallahi bunu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e bizzat soruncaya kadar peşini bırakmayacağım!” dedi. Uveymir [Nebi'ye] gelip: “Ey Resûlullah! Bir adam karısıyla beraber bir adam bulsa; onu öldürse, siz de onu mu öldürürsünüz? Yoksa ne yapmalıdır?” diye sordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Allah senin ve eşin hakkında Kur'an [ayeti] indirdi” buyurdu. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Allah'ın Kitabında belirttiği şekilde onlara Liân (lanetleşme) yapmalarını emretti. Uveymir onunla lanetleşti (mülâane yaptı). Sonra: “Ey Resûlullah! Eğer onu [nikahımda] tutarsam ona zulmetmiş olurum” dedi ve onu boşadı. Bu [olay], onlardan sonraki mülâane yapanlar için bir sünnet [uygulama örneği] oldu. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bakın! Eğer kadın siyah tenli, simsiyah gözlü, iri kalçalı ve dolgun bacaklı bir çocuk getirirse, Uveymir'in onun aleyhine doğru söylediğini düşünürüm. Eğer çocuk toprak kırmızısı [kertenkele gibi cılız] gibi gelirse, Uveymir'in onun aleyhine yalan söylediğini düşünürüm.” Kadın çocuğu Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in [ilk durumda] vasfettiği gibi, Uveymir'i doğrulayacak şekilde getirdi. Bundan sonra çocuk annesine nispet edildi.