4819. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ عَمْرٍو، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ صَفْوَانَ بْنِ يَعْلَى، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقْرَأُ عَلَى الْمِنْبَرِ {وَنَادَوْا يَا مَالِكُ لِيَقْضِ عَلَيْنَا رَبُّكَ} وَقَالَ قَتَادَةُ مَثَلاً لِلآخِرِينَ عِظَةً لِمَنْ بَعْدَهُمْ. وَقَالَ غَيْرُهُ {مُقْرِنِينَ} ضَابِطِينَ يُقَالُ فُلاَنٌ مُقْرِنٌ لِفُلاَنٍ ضَابِطٌ لَهُ وَالأَكْوَابُ الأَبَارِيقُ الَّتِي لاَ خَرَاطِيمَ لَهَا {أَوَّلُ الْعَابِدِينَ} أَىْ مَا كَانَ فَأَنَا أَوَّلُ الأَنِفِينَ وَهُمَا لُغَتَانِ رَجُلٌ عَابِدٌ وَعَبِدٌ وَقَرَأَ عَبْدُ اللَّهِ {وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ} وَيُقَالُ أَوَّلُ الْعَابِدِينَ الْجَاحِدِينَ مِنْ عَبِدَ يَعْبَدُ.
Bize Haccâc bin Minhal tahdis etti, bize Süfyan bin Uyeyne, Amr'dan, o Atâ'dan, o Safvân bin Ya'lâ'dan, o da babasından [Ya'lâ bin Ümeyye] [naklen] tahdis etti; şöyle dedi: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'i minber üzerinde: “‘Ey Mâlik! Rabbin artık işimizi bitirsin’ diye seslenirler” (Zuhruf, 77) ayetini okurken işittim. Katâde [Zuhruf suresindeki bazı ifadeler hakkında] şöyle dedi: Meselen li'l-âhirîn (43/59), “kendilerinden sonrakiler için bir öğüt [ibret]” demektir. Başkaları da şöyle demiştir: Mukrinîn (43/13), “zapt edenler [gücü yetenler]” demektir. Nitekim bir kimse için “falan kişi filanı zapt ediyor [ona gücü yetiyor]” manasında “filânun mukrinun li-filânin” denilir. el-Ekvâb (43/71), emzikleri [kulpları/ibrik burunları] olmayan kadehler [testiler] demektir. Evvelü'l-âbidîn (43/81), “her ne olursa olsun ben [O'nun çocuğu olduğunu] ilk reddeden/inkar eden [ânifîn] kimseyim” manasındadır. Arapçada “âbid” ve “abid” kelimeleri bu manada kullanılan iki ayrı lehçedir. Abdullâh [İbn Mes'ud]: “Ve kâle'r-resûlü yâ Rabbi” (43/88) şeklinde okumuştur. Ayrıca evvelü'l-âbidîn ifadesinin, “abide-ya'bedü” [onuruna yedirememek / inkar etmek] kökünden gelerek “ilk inkar edenler” manasında olduğu da söylenmiştir.