4822. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي الضُّحَى، عَنْ مَسْرُوقٍ، قَالَ دَخَلْتُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ إِنَّ مِنَ الْعِلْمِ أَنْ تَقُولَ لِمَا لاَ تَعْلَمُ اللَّهُ أَعْلَمُ، إِنَّ اللَّهَ قَالَ لِنَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم {قُلْ مَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ وَمَا أَنَا مِنَ الْمُتَكَلِّفِينَ} إِنَّ قُرَيْشًا لَمَّا غَلَبُوا النَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَاسْتَعْصَوْا عَلَيْهِ قَالَ اللَّهُمَّ أَعِنِّي عَلَيْهِمْ بِسَبْعٍ كَسَبْعِ يُوسُفَ فَأَخَذَتْهُمْ سَنَةٌ أَكَلُوا فِيهَا الْعِظَامَ وَالْمَيْتَةَ مِنْ الْجَهْدِ حَتَّى جَعَلَ أَحَدُهُمْ يَرَى مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ السَّمَاءِ كَهَيْئَةِ الدُّخَانِ مِنْ الْجُوعِ قَالُوا  رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ  فَقِيلَ لَهُ إِنْ كَشَفْنَا عَنْهُمْ عَادُوا فَدَعَا رَبَّهُ فَكَشَفَ عَنْهُمْ فَعَادُوا فَانْتَقَمَ اللَّهُ مِنْهُمْ يَوْمَ بَدْرٍ فَذَلِكَ قَوْلُهُ تَعَالَى  فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِي السَّمَاءُ بِدُخَانٍ مُبِينٍ إِلَى قَوْلِهِ جَلَّ ذِكْرُهُ إِنَّا مُنْتَقِمُونَ
Bize Yahya tahdis etti, bize Vekî', el-A'meş'den, o Ebu'd-Duha'dan, o da Mesrûk'tan [naklen] tahdis etti; şöyle dedi: Abdullah'ın [İbn Mes'ud] yanına girdim. Şöyle dedi: “Bilmediğin bir şey hakkında ‘Allah daha iyi bilir’ [Allahü a'lem] demen de ilimden [bilgiye olan bağlılıktan]dır. Nitekim Allah Teâlâ Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'e: ‘De ki: Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum ve ben kendiliğimden bir şeyler uyduranlardan da değilim’ (Sâd, 86) buyurmuştur. Kureyş, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e karşı galip gelip [onun davetini reddederek] ona isyan ettiklerinde, [Resulullah]: ‘Allah'ım! Yusuf'un yedi [kıtlık] yılı gibi yedi yıl [kıtlık] ile onlara karşı bana yardım et!’ diye dua etti. Bunun üzerine onları bir kıtlık senesi yakaladı ki darlıktan [açlıktan] dolayı kemik ve leş yediler. Öyle ki biri gökyüzüne baktığında, açlıktan dolayı kendisi ile gök arasında duman gibi [bir karartı] görürdü. Bunun üzerine [Kureyşliler]: ‘Rabbimiz! Bizden bu azabı kaldır; şüphesiz biz iman edenleriz’ (Duhân, 12) dediler. [Resulullah'a]: ‘Eğer onlardan azabı kaldırsak [yine küfre] dönerler’ denildi. [Resulullah] Rabbine dua etti ve onlardan azap kaldırıldı. Fakat onlar [tekrar küfre] döndüler. Bunun üzerine Allah Bedir günü onlardan intikam aldı. İşte bu, Allah Teâlâ'nın: ‘Gökyüzünün apaçık bir duman getireceği günü bekleyin...’ (Duhân, 10) buyruğundan, ‘...Şüphesiz Biz [onlardan] intikam alacağız’ (Duhân, 16) ayetine kadar olan kısımdır.”