4861. Hadis
حَدَّثَنَا الْحُمَيْدِيُّ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، سَمِعْتُ عُرْوَةَ، قُلْتُ لِعَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ فَقَالَتْ إِنَّمَا كَانَ مَنْ أَهَلَّ بِمَنَاةَ الطَّاغِيَةِ الَّتِي بِالْمُشَلَّلِ لاَ يَطُوفُونَ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى {إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِنْ شَعَائِرِ اللَّهِ} فَطَافَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْمُسْلِمُونَ. قَالَ سُفْيَانُ مَنَاةُ بِالْمُشَلَّلِ مِنْ قُدَيْدٍ. وَقَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ خَالِدٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ عُرْوَةُ قَالَتْ عَائِشَةُ نَزَلَتْ فِي الأَنْصَارِ كَانُوا هُمْ وَغَسَّانُ قَبْلَ أَنْ يُسْلِمُوا يُهِلُّونَ لِمَنَاةَ. مِثْلَهُ. وَقَالَ مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الأَنْصَارِ مِمَّنْ كَانَ يُهِلُّ لِمَنَاةَ ـ وَمَنَاةُ صَنَمٌ بَيْنَ مَكَّةَ وَالْمَدِينَةِ ـ قَالُوا يَا نَبِيَّ اللَّهِ كُنَّا لاَ نَطُوفُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ تَعْظِيمًا لِمَنَاةَ. نَحْوَهُ.
Bize el-Humeydî tahdis etti, bize Süfyan tahdis etti, bize Zührî tahdis etti; dedi ki: Urve'yi işittim; Aişe radıyallahu anhâ'ya [bu konuyu] sordum. Şöyle dedi: Müşellel'deki Tâğiye [put] olan Menât için ihrama girenler, Safa ile Merve arasında tavaf etmezlerdi. Bunun üzerine Allah Teâlâ: “Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın nişanelerindendir” ayetini indirdi. Böylece Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ve Müslümanlar [Safa ile Merve arasında] tavaf ettiler. Süfyan dedi ki: Müşellel'deki Menât, Kudeyd tarafındadır. Abdurrahman bin Halid, İbn Şihâb'dan, o Urve'den, o Aişe'den [naklen] dedi ki: “[Bu ayet] Ensar hakkında indi. Onlar ve Gassan [kabilesi], Müslüman olmadan önce Menât için ihrama girerlerdi.” (Hadisin mislini [rivayet etti]). Ma'mer, Zührî'den, o Urve'den, o Aişe'den [naklen] dedi ki: Ensar'dan Menât için ihrama giren bazı adamlar vardı -ki Menât Mekke ile Medine arasında bir puttur-. Şöyle dediler: “Ey Allah'ın Nebisi! Biz Menât'a saygıdan dolayı Safa ile Merve arasında tavaf etmezdik.” (Hadisin benzerini [rivayet etti]).