Tefsir Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

4910. Hadis

وَقَالَ سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ وَأَبُو النُّعْمَانِ حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ زَيْدٍ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ مُحَمَّدٍ، قَالَ كُنْتُ فِي حَلْقَةٍ فِيهَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ أَبِي لَيْلَى وَكَانَ أَصْحَابُهُ يُعَظِّمُونَهُ، فَذَكَرَ آخِرَ الأَجَلَيْنِ فَحَدَّثْتُ بِحَدِيثِ سُبَيْعَةَ بِنْتِ الْحَارِثِ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ قَالَ فَضَمَّزَ لِي بَعْضُ أَصْحَابِهِ‏.‏ قَالَ مُحَمَّدٌ فَفَطِنْتُ لَهُ فَقُلْتُ إِنِّي إِذًا لَجَرِيءٌ إِنْ كَذَبْتُ عَلَى عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ وَهْوَ فِي نَاحِيَةِ الْكُوفَةِ‏.‏ فَاسْتَحْيَا وَقَالَ لَكِنَّ عَمَّهُ لَمْ يَقُلْ ذَاكَ‏.‏ فَلَقِيتُ أَبَا عَطِيَّةَ مَالِكَ بْنَ عَامِرٍ فَسَأَلْتُهُ فَذَهَبَ يُحَدِّثُنِي حَدِيثَ سُبَيْعَةَ فَقُلْتُ هَلْ سَمِعْتَ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ فِيهَا شَيْئًا فَقَالَ كُنَّا عِنْدَ عَبْدِ اللَّهِ فَقَالَ أَتَجْعَلُونَ عَلَيْهَا التَّغْلِيظَ وَلاَ تَجْعَلُونَ عَلَيْهَا الرُّخْصَةَ‏.‏ لَنَزَلَتْ سُورَةُ النِّسَاءِ الْقُصْرَى بَعْدَ الطُّولَى ‏{‏وَأُولاَتُ الأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَنْ يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ‏}‏‏.‏

Ve Süleyman bin Harb ile Ebu'n-Nu'mân dediler ki: Bize Hammâd bin Zeyd tahdis etti, Eyyûb'dan, o Muhammed'den [naklen] dedi ki: İçinde Abdurrahman bin Ebi Leylâ'nın da bulunduğu bir halkadaydım. Arkadaşları ona [Abdurrahman'a] çok hürmet gösteriyorlardı. [Abdurrahman, iddet konusunda] İki sürenin sonuncusunu [en uzun olanını] zikretti. Ben de Abdullah bin Utbe'den [naklen] Sübey'a bint Hâris hadisini anlattım. Bunun üzerine arkadaşlarından biri beni [susmam için] dürttü [ayıpladı]. Muhammed dedi ki: Ben durumu anladım ve dedim ki: “Abdullah bin Utbe Küfe'nin bir köşesinde iken ben onun hakkında yalan söylersem, o zaman çok cüretkâr biri olurum!” [Abdurrahman] utandı ve: “Ama amcası [Abdullah bin Mesud] böyle söylemedi” dedi. Bunun üzerine Ebu Atiyye Mâlik bin Âmir ile karşılaştım ve ona [bunu] sordum. O bana Sübey'a hadisini anlatmaya başladı. Ben: “Abdullah [bin Mesud]'dan bu konuda bir şey işittin mi?” dedim. Dedi ki: “Abdullah'ın yanındaydık. Şöyle dedi: ‘Siz ona [hamile kadına] zor olanı [uzun süreyi] yüklüyorsunuz da ruhsatı [kolaylığı] yüklemiyor musunuz? Kısa Nisa Suresi [Talâk Suresi], Uzun [Nisa] Suresi'nden sonra inmiştir: ‘Hamile olanların iddeti, doğum yapmalarıyla [biter].’”