5224. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ، قَالَ أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَتْ تَزَوَّجَنِي الزُّبَيْرُ، وَمَا لَهُ فِي الأَرْضِ مِنْ مَالٍ، وَلاَ مَمْلُوكٍ، وَلاَ شَىْءٍ غَيْرَ نَاضِحٍ، وَغَيْرَ فَرَسِهِ، فَكُنْتُ أَعْلِفُ فَرَسَهُ، وَأَسْتَقِي الْمَاءَ، وَأَخْرِزُ غَرْبَهُ وَأَعْجِنُ، وَلَمْ أَكُنْ أُحْسِنُ أَخْبِزُ، وَكَانَ يَخْبِزُ جَارَاتٌ لِي مِنَ الأَنْصَارِ وَكُنَّ نِسْوَةَ صِدْقٍ، وَكُنْتُ أَنْقُلُ النَّوَى مِنْ أَرْضِ الزُّبَيْرِ الَّتِي أَقْطَعَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى رَأْسِي، وَهْىَ مِنِّي عَلَى ثُلُثَىْ فَرْسَخٍ، فَجِئْتُ يَوْمًا وَالنَّوَى عَلَى رَأْسِي فَلَقِيتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَمَعَهُ نَفَرٌ مِنَ الأَنْصَارِ فَدَعَانِي ثُمَّ قَالَ " إِخْ إِخْ ". لِيَحْمِلَنِي خَلْفَهُ، فَاسْتَحْيَيْتُ أَنْ أَسِيرَ مَعَ الرِّجَالِ، وَذَكَرْتُ الزُّبَيْرَ وَغَيْرَتَهُ، وَكَانَ أَغْيَرَ النَّاسِ، فَعَرَفَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنِّي قَدِ اسْتَحْيَيْتُ فَمَضَى، فَجِئْتُ الزُّبَيْرَ فَقُلْتُ لَقِيَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَعَلَى رَأْسِي النَّوَى، وَمَعَهُ نَفَرٌ مِنْ أَصْحَابِهِ، فَأَنَاخَ لأَرْكَبَ، فَاسْتَحْيَيْتُ مِنْهُ وَعَرَفْتُ غَيْرَتَكَ. فَقَالَ وَاللَّهِ لَحَمْلُكِ النَّوَى كَانَ أَشَدَّ عَلَىَّ مِنْ رُكُوبِكِ مَعَهُ. قَالَتْ حَتَّى أَرْسَلَ إِلَىَّ أَبُو بَكْرٍ بَعْدَ ذَلِكَ بِخَادِمٍ يَكْفِينِي سِيَاسَةَ الْفَرَسِ، فَكَأَنَّمَا أَعْتَقَنِي.
Bize Mahmud tahdis etti, [o] bize Ebû Üsâme tahdis etti, [o] bize Hişâm tahdis etti, [o] dedi ki: Bana babam haber verdi, [o] Esmâ bint Ebû Bekir [radıyallahu anhumâ]'dan [naklederek]; o şöyle demiştir: ez-Zübeyr benimle evlendi. Yeryüzünde ne malı, ne kölesi, ne de su taşıyan devesi ve atından başka hiçbir şeyi yoktu. Atına ben yem verirdim, suyu ben taşırdım, su kovasını ben dikerdim ve hamur yoğururdum. Ancak ekmek yapmayı pek beceremezdim. Benim için ekmeği Ensar'dan komşularım yapardı ki onlar çok dürüst kadınlardı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in Zübeyr'e ikta ettiği [verdiği] araziden başımın üzerinde hurma çekirdeği taşırdım. Bu arazi benden üçte iki fersah uzaktaydı. Bir gün başımın üzerinde hurma çekirdekleriyle gelirken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile karşılaştım. Yanında Ensar'dan bir grup insan vardı. Beni çağırdı, sonra beni arkasına bindirmek için [devesine çöksün diye] “İh ih!” dedi. Ben erkeklerle birlikte gitmekten utandım. Zübeyr'i ve onun kıskançlığını (gayretini) hatırladım. O, insanların en kıskancıydı. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem benim utandığımı anladı ve geçip gitti. Zübeyr'e geldim ve dedim ki: “Başımda hurma çekirdekleri varken Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile karşılaştım. Yanında bir grup ashabı vardı. Binmem için devesini çöktürdü. Fakat ben ondan utandım ve senin kıskançlığını hatırladım.” [Zübeyr] dedi ki: “Vallahi, senin o hurma çekirdeklerini taşıman bana onunla birlikte binmenden daha ağır geldi.” [Esmâ] dedi ki: “Daha sonra Ebû Bekir bana, atın bakımı konusunda bana yetecek bir hizmetçi gönderdi de beni kölelikten azat etmiş gibi oldu.”