7209. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ أَعْرَابِيًّا بَايَعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الإِسْلاَمِ، فَأَصَابَهُ وَعْكٌ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي. فَأَبَى، ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي. فَأَبَى، فَخَرَجَ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمَدِينَةُ كَالْكِيرِ، تَنْفِي خَبَثَهَا، وَيَنْصَعُ طِيبُهَا ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; Muhammed b. Münkedir’den; Cabir b. Abdullah radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Bir bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e İslam üzerine beyat etti. Sonra ona bir humma isabet etti. Bunun üzerine: “Beyatimi ikale et (boz)” dedi. (Nebi) reddetti. Sonra (tekrar) ona geldi ve: “Beyatimi ikale et” dedi. (Nebi yine) reddetti. (Bedevi) çıkıp gitti. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Medine körük gibidir; pisliğini (cürufunu) dışarı atar, temizini (halis olanını) parlatır.”