7137. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ، وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ عَصَى اللَّهَ، وَمَنْ أَطَاعَ أَمِيرِي فَقَدْ أَطَاعَنِي، وَمَنْ عَصَى أَمِيرِي فَقَدْ عَصَانِي ".
Abdan bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi; Yunus’tan; Zühri’den. Ebu Seleme b. Abdurrahman bana haber verdi ki, o Ebu Hureyre radıyallahu anh’ı işitmiştir. (Dedi ki:) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim bana itaat ederse, muhakkak Allah’a itaat etmiştir. Kim de bana isyan ederse, muhakkak Allah’a isyan etmiştir. Kim benim emirime itaat ederse, bana itaat etmiştir. Kim de benim emirime isyan ederse, bana isyan etmiştir.”
7138. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " أَلاَ كُلُّكُمْ رَاعٍ، وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فَالإِمَامُ الَّذِي عَلَى النَّاسِ رَاعٍ وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ رَاعٍ عَلَى أَهْلِ بَيْتِهِ وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالْمَرْأَةُ رَاعِيَةٌ عَلَى أَهْلِ بَيْتِ زَوْجِهَا وَوَلَدِهِ وَهِيَ مَسْئُولَةٌ عَنْهُمْ، وَعَبْدُ الرَّجُلِ رَاعٍ عَلَى مَالِ سَيِّدِهِ وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْهُ، أَلاَ فَكُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ ".
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Abdullah b. Dinar’dan; Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Dikkat edin! Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz. İnsanların başındaki imam bir çobandır ve o sürüsünden sorumludur. Adam, ev halkı üzerinde bir çobandır ve o sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evi ve çocuğu üzerinde bir çobandır ve o onlardan sorumludur. Kişinin kölesi, efendisinin malı üzerinde bir çobandır ve o ondan sorumludur. Dikkat edin! Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz.”
7139. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ كَانَ مُحَمَّدُ بْنُ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ يُحَدِّثُ أَنَّهُ بَلَغَ مُعَاوِيَةَ وَهْوَ عِنْدَهُ فِي وَفْدٍ مِنْ قُرَيْشٍ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَمْرٍو يُحَدِّثُ أَنَّهُ سَيَكُونُ مَلِكٌ مِنْ قَحْطَانَ فَغَضِبَ، فَقَامَ فَأَثْنَى عَلَى اللَّهِ بِمَا هُوَ أَهْلُهُ، ثُمَّ قَالَ أَمَّا بَعْدُ فَإِنَّهُ بَلَغَنِي أَنَّ رِجَالاً مِنْكُمْ يُحَدِّثُونَ أَحَادِيثَ لَيْسَتْ فِي كِتَابِ اللَّهِ، وَلاَ تُؤْثَرُ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأُولَئِكَ جُهَّالُكُمْ، فَإِيَّاكُمْ وَالأَمَانِيَّ الَّتِي تُضِلُّ أَهْلَهَا، فَإِنِّي سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنَّ هَذَا الأَمْرَ فِي قُرَيْشٍ، لاَ يُعَادِيهِمْ أَحَدٌ إِلاَّ كَبَّهُ اللَّهُ عَلَى وَجْهِهِ مَا أَقَامُوا الدِّينَ ". تَابَعَهُ نُعَيْمٌ عَنِ ابْنِ الْمُبَارَكِ عَنْ مَعْمَرٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرٍ.
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den [naklederek]. Dedi ki: Muhammed b. Cübeyr b. Mut’im şöyle tahdis ediyordu: Muaviye’ye –kendisinin yanında Kureyş’ten bir heyet varken– Abdullah b. Amr’ın: “Kahtan’dan bir melik olacak” diye tahdis ettiği ulaştı. Bunun üzerine (Muaviye) kızdı. Ayağa kalktı, layık olduğu veçhile Allah’a sena etti. Sonra şöyle dedi: “Bundan sonra; bana ulaştı ki sizden bazı kimseler, Allah’ın Kitabında bulunmayan ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den nakledilmeyen sözler söylüyorlarmış. İşte onlar sizin cahillerinizdir. Sahiplerini saptıran emellerden sakının. Zira ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Şüphesiz bu iş (hilafet) Kureyş’tedir. Dini ayakta tuttukları sürece, kim onlara düşmanlık ederse Allah onu yüzüstü yere çarpar.’” (İmam Buhari dedi ki:) Bu hadiste Nuaym; İbnü’l-Mübarek’ten, Mamer’den, Zühri’den, Muhammed b. Cübeyr’den (rivayetle) mutabaat etti.
7140. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ، سَمِعْتُ أَبِي يَقُولُ، قَالَ ابْنُ عُمَرَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَزَالُ الأَمْرُ فِي قُرَيْشٍ مَا بَقِيَ مِنْهُمُ اثْنَانِ ".
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, Asım b. Muhammed bize tahdis etti. Babamı şöyle derken işittim: İbn Ömer dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Onlardan iki kişi kaldığı sürece, bu iş (hilafet) Kureyş’te olmaya devam eder.”
7141. Hadis
حَدَّثَنَا شِهَابُ بْنُ عَبَّادٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ حُمَيْدٍ، عَنْ إِسْمَاعِيلَ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لاَ حَسَدَ إِلاَّ فِي اثْنَتَيْنِ، رَجُلٌ آتَاهُ اللَّهُ مَالاً فَسَلَّطَهُ عَلَى هَلَكَتِهِ فِي الْحَقِّ، وَآخَرُ آتَاهُ اللَّهُ حِكْمَةً فَهْوَ يَقْضِي بِهَا وَيُعَلِّمُهَا ".
Şihab b. Abbad bize tahdis etti, İbrahim b. Humeyd bize tahdis etti; İsmail’den; Kays’tan; Abdullah’tan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ancak iki kişiye (gıpta ile) haset edilir (imrenilir): Allah’ın kendisine mal verdiği ve onu Hak yolunda harcamaya (tüketmeye) musallat kıldığı (memur ettiği) kimse. Ve (bir de); Allah’ın kendisine hikmet verdiği, onunla hükmeden ve onu öğreten kimse.”
7142. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ شُعْبَةَ، عَنْ أَبِي التَّيَّاحِ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " اسْمَعُوا وَأَطِيعُوا وَإِنِ اسْتُعْمِلَ عَلَيْكُمْ عَبْدٌ حَبَشِيٌّ كَأَنَّ رَأْسَهُ زَبِيبَةٌ ".
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Şube’den; Ebu’t-Teyyah’tan; Enes b. Malik radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üzerinize, başı kuru üzüm gibi Habeşli bir köle tayin edilse bile, dinleyin ve itaat edin.”
7143. Hadis
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، عَنِ الْجَعْدِ، عَنْ أَبِي رَجَاءٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، يَرْوِيهِ قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ رَأَى مِنْ أَمِيرِهِ شَيْئًا فَكَرِهَهُ فَلْيَصْبِرْ، فَإِنَّهُ لَيْسَ أَحَدٌ يُفَارِقُ الْجَمَاعَةَ شِبْرًا فَيَمُوتُ إِلاَّ مَاتَ مِيتَةً جَاهِلِيَّةً ".
Süleyman b. Harb bize tahdis etti, Hammad bize tahdis etti; Ca’d’dan; Ebu Reca’dan; İbn Abbas’tan [naklederek]. O bunu (Nebi’den) rivayet ederek dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim emirinden, hoşlanmadığı bir şey görürse sabretsin. Zira cemaatten bir karış ayrılıp da ölen hiç kimse yoktur ki, cahiliye ölümüyle ölmüş olmasın.”
7144. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنِي نَافِعٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنه ـ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " السَّمْعُ وَالطَّاعَةُ عَلَى الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ، فِيمَا أَحَبَّ وَكَرِهَ، مَا لَمْ يُؤْمَرْ بِمَعْصِيَةٍ، فَإِذَا أُمِرَ بِمَعْصِيَةٍ فَلاَ سَمْعَ وَلاَ طَاعَةَ ".
Müsedded bize tahdis etti, Yahya b. Said bize tahdis etti; Ubeydullah’tan. (Dedi ki:) Nafi bana tahdis etti; Abdullah radıyallahu anh’tan. (O da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (naklen) şöyle dedi: “Dinlemek ve itaat etmek, masiyetle emredilmediği sürece, sevdiği ve hoşlanmadığı hususlarda müslüman kişinin üzerine (vazife)dir. Şayet masiyetle emredilirse, dinlemek de yoktur itaat etmek de yoktur.”
7145. Hadis
حَدَّثَنَا عُمَرُ بْنُ حَفْصِ بْنِ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، حَدَّثَنَا سَعْدُ بْنُ عُبَيْدَةَ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ عَلِيٍّ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَرِيَّةً، وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ رَجُلاً مِنَ الأَنْصَارِ وَأَمَرَهُمْ أَنْ يُطِيعُوهُ، فَغَضِبَ عَلَيْهِمْ وَقَالَ أَلَيْسَ قَدْ أَمَرَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ تُطِيعُونِي قَالُوا بَلَى. قَالَ عَزَمْتُ عَلَيْكُمْ لَمَا جَمَعْتُمْ حَطَبًا وَأَوْقَدْتُمْ نَارًا، ثُمَّ دَخَلْتُمْ فِيهَا، فَجَمَعُوا حَطَبًا فَأَوْقَدُوا، فَلَمَّا هَمُّوا بِالدُّخُولِ فَقَامَ يَنْظُرُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ، قَالَ بَعْضُهُمْ إِنَّمَا تَبِعْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فِرَارًا مِنَ النَّارِ، أَفَنَدْخُلُهَا، فَبَيْنَمَا هُمْ كَذَلِكَ إِذْ خَمَدَتِ النَّارُ، وَسَكَنَ غَضَبُهُ، فَذُكِرَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " لَوْ دَخَلُوهَا مَا خَرَجُوا مِنْهَا أَبَدًا، إِنَّمَا الطَّاعَةُ فِي الْمَعْرُوفِ ".
Ömer b. Hafs b. Gıyas bize tahdis etti, babam bize tahdis etti, Ameş bize tahdis etti, Sad b. Ubeyde bize tahdis etti; Ebu Abdurrahman’dan; Ali radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bir seriyye gönderdi ve başlarına Ensar’dan bir adamı emir tayin edip onlara, ona itaat etmelerini emretti. (Yolda giderken emir) onlara kızdı ve: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana itaat etmenizi emretmedi mi?” dedi. “Evet” dediler. Dedi ki: “Size kesin olarak emrediyorum; odun toplayıp ateş yakın, sonra da içine girin.” Onlar da odun toplayıp ateşi yaktılar. Girmeye yeltendikleri zaman birbirlerine bakmaya başladılar. Bazıları: “Biz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ancak ateşten kaçmak için tabi olduk; şimdi ona mı gireceğiz?” dedi. Onlar bu haldeyken ateş söndü ve (emirin) öfkesi dindi. (Olay) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e anlatılınca şöyle buyurdu: “Eğer o ateşe girselerdi, ebediyen ondan çıkamazlardı. İtaat ancak marufta (meşru işlerde)dir.”
7146. Hadis
حَدَّثَنَا حَجَّاجُ بْنُ مِنْهَالٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرُ بْنُ حَازِمٍ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ، فَإِنَّكَ إِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا، وَإِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا، وَإِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، فَكَفِّرْ يَمِينَكَ، وَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ ".
Haccac b. Minhal bize tahdis etti, Cerir b. Hazim bize tahdis etti; Hasan’dan; Abdurrahman b. Semure’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ey Abdurrahman! Emirliği isteme. Zira eğer o, istemen sebebiyle sana verilirse, onunla baş başa bırakılırsın. Eğer istemeden sana verilirse, ona yardım olunursun. Bir şeye yemin ettiğinde, başkasını ondan daha hayırlı görürsen, yeminine kefaret ver ve hayırlı olanı yap.”
7147. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو مَعْمَرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَمُرَةَ، قَالَ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ سَمُرَةَ، لاَ تَسْأَلِ الإِمَارَةَ، فَإِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ مَسْأَلَةٍ وُكِلْتَ إِلَيْهَا، وَإِنْ أُعْطِيتَهَا عَنْ غَيْرِ مَسْأَلَةٍ أُعِنْتَ عَلَيْهَا، وَإِذَا حَلَفْتَ عَلَى يَمِينٍ فَرَأَيْتَ غَيْرَهَا خَيْرًا مِنْهَا، فَأْتِ الَّذِي هُوَ خَيْرٌ، وَكَفِّرْ عَنْ يَمِينِكَ ".
Ebu Mamer bize tahdis etti, Abdulvaris bize tahdis etti, Yunus bize tahdis etti; Hasan’dan [naklederek]. Dedi ki: Abdurrahman b. Semure bana tahdis etti. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana şöyle buyurdu: “Ey Abdurrahman b. Semure! Emirliği isteme. Çünkü eğer o, istemen üzerine sana verilirse, onunla baş başa bırakılırsın. Eğer istemeden sana verilirse, ona yardım olunursun. Bir yemin ettiğinde, başkasını ondan daha hayırlı görürsen, hayırlı olanı yap ve yeminine kefaret ver.”
7148. Hadis
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّكُمْ سَتَحْرِصُونَ عَلَى الإِمَارَةِ، وَسَتَكُونُ نَدَامَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ، فَنِعْمَ الْمُرْضِعَةُ وَبِئْسَتِ الْفَاطِمَةُ ". وَقَالَ مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ حُمْرَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْحَمِيدِ، عَنْ سَعِيدٍ الْمَقْبُرِيِّ، عَنْ عُمَرَ بْنِ الْحَكَمِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَوْلَهُ.
Ahmed b. Yunus bize tahdis etti, İbn Ebi Zi’b bize tahdis etti; Said el-Makburi’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Sizler emirliğe hırs göstereceksiniz. Halbuki o, kıyamet gününde bir pişmanlık olacaktır. O ne güzel süt annedir, ne kötü sütten kesendir!” Muhammed b. Beşşar dedi ki: Abdullah b. Humran bize tahdis etti, Abdulhamid bize tahdis etti; Said el-Makburi’den; Ömer b. el-Hakem’den; Ebu Hureyre’den [naklederek] bu sözü (rivayet etti).
7149. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْعَلاَءِ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، عَنْ بُرَيْدٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى ـ رضى الله عنه ـ قَالَ دَخَلْتُ عَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَا وَرَجُلاَنِ مِنْ قَوْمِي فَقَالَ أَحَدُ الرَّجُلَيْنِ أَمِّرْنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ. وَقَالَ الآخَرُ مِثْلَهُ. فَقَالَ " إِنَّا لاَ نُوَلِّي هَذَا مَنْ سَأَلَهُ، وَلاَ مَنْ حَرَصَ عَلَيْهِ ".
Muhammed b. el-Ala bize tahdis etti, Ebu Usame bize tahdis etti; Büreyd’den; Ebu Burde’den; Ebu Musa radıyallahu anh’tan [naklederek]. Dedi ki: Ben ve kavimden iki adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına girdik. O iki adamdan biri: “Ey Allah’ın Resulü! Bizi emir tayin et” dedi. Diğeri de bunun benzerini söyledi. (Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurdu ki: “Şüphesiz biz bu işi, onu isteyene ve ona hırs gösterene vermeyiz.”
7150. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْهَبِ، عَنِ الْحَسَنِ، أَنَّ عُبَيْدَ اللَّهِ بْنَ زِيَادٍ، عَادَ مَعْقِلَ بْنَ يَسَارٍ فِي مَرَضِهِ الَّذِي مَاتَ فِيهِ فَقَالَ لَهُ مَعْقِلٌ إِنِّي مُحَدِّثُكَ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " مَا مِنْ عَبْدٍ اسْتَرْعَاهُ اللَّهُ رَعِيَّةً، فَلَمْ يَحُطْهَا بِنَصِيحَةٍ، إِلاَّ لَمْ يَجِدْ رَائِحَةَ الْجَنَّةِ ".
Ebu Nuaym bize tahdis etti, Ebu’l-Eşheb bize tahdis etti; Hasan’dan [naklederek] ki Ubeydullah b. Ziyad, Makil b. Yesar’ı vefat ettiği hastalığında ziyaret etti. Makil ona dedi ki: “Sana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğim bir hadisi anlatacağım. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Allah’ın bir raiyye üzerine yönetici kıldığı hiçbir kul yoktur ki, onları nasihatle kuşatmasın da cennetin kokusunu alabilsin.’”
7151. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَخْبَرَنَا حُسَيْنٌ الْجُعْفِيُّ، قَالَ زَائِدَةُ ذَكَرَهُ عَنْ هِشَامٍ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ أَتَيْنَا مَعْقِلَ بْنَ يَسَارٍ نَعُودُهُ فَدَخَلَ عُبَيْدُ اللَّهِ فَقَالَ لَهُ مَعْقِلٌ أُحَدِّثُكَ حَدِيثًا سَمِعْتُهُ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " مَا مِنْ وَالٍ يَلِي رَعِيَّةً مِنَ الْمُسْلِمِينَ، فَيَمُوتُ وَهْوَ غَاشٌّ لَهُمْ، إِلاَّ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ ".
İshak b. Mansur bize tahdis etti, Hüseyin el-Cu’fi bize haber verdi. Dedi ki: Zaide bunu Hişam’dan; Hasan’dan [naklederek] zikretti. Dedi ki: Makil b. Yesar’ı hasta ziyaretine gelmiştik. Derken Ubeydullah içeri girdi. Makil ona dedi ki: “Sana Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den işittiğim bir hadisi tahdis ediyorum. Buyurdu ki: ‘Müslümanlardan bir raiyyenin idaresini üstlenip de, onları aldatarak ölen hiç bir vali yoktur ki, Allah ona cenneti haram kılmasın.’”
7152. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ الْوَاسِطِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنِ طَرِيفٍ أَبِي تَمِيمَةَ، قَالَ شَهِدْتُ صَفْوَانَ وَجُنْدَبًا وَأَصْحَابَهُ وَهْوَ يُوصِيهِمْ فَقَالُوا هَلْ سَمِعْتَ مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم شَيْئًا قَالَ سَمِعْتُهُ يَقُولُ " مَنْ سَمَّعَ سَمَّعَ اللَّهُ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ـ قَالَ ـ وَمَنْ يُشَاقِقْ يَشْقُقِ اللَّهُ عَلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ". فَقَالُوا أَوْصِنَا. فَقَالَ" إِنَّ أَوَّلَ مَا يُنْتِنُ مِنَ الإِنْسَانِ بَطْنُهُ، فَمَنِ اسْتَطَاعَ أَنْ لاَ يَأْكُلَ إِلاَّ طَيِّبًا فَلْيَفْعَلْ، وَمَنِ اسْتَطَاعَ أَنْ لاَ يُحَالَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجَنَّةِ بِمِلْءِ كَفِّهِ مِنْ دَمٍ أَهْرَاقَهُ فَلْيَفْعَلْ ". قُلْتُ لأَبِي عَبْدِ اللَّهِ مَنْ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم جُنْدَبٌ قَالَ نَعَمْ جُنْدَبٌ.
İshak el-Vasıti bize tahdis etti, Halid bize tahdis etti; Cüreyri’den; Tarif Ebu Temime’den [naklederek]. Dedi ki: Safvan, Cündeb ve arkadaşlarına şahit oldum; o (Cündeb) onlara tavsiyede bulunuyordu. Dediler ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den bir şey işittin mi?” Dedi ki: “Onu şöyle buyururken işittim: ‘Kim (amellerini) duyurursa (süm’a yaparsa), Allah da kıyamet günü onu duyurur (teşhir eder). Kim de güçlük çıkarırsa, Allah da kıyamet günü ona güçlük çıkarır.’” Dediler ki: “Bize tavsiyede bulun.” Dedi ki: “İnsandan ilk kokuşan yer karnıdır. Kim temiz (helal) olandan başkasını yememeye güç yetirebilirse, öyle yapsın. Kim kendisi ile cennet arasına, döktüğü bir avuç kanın girmemesine güç yetirebilirse, öyle yapsın.” (Ravi dedi ki:) Ebu Abdullah’a dedim ki: “‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i işittim’ diyen kimdir? Cündeb mi?” “Evet Cündeb” dedi.
7153. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ مَنْصُورٍ، عَنْ سَالِمِ بْنِ أَبِي الْجَعْدِ، حَدَّثَنَا أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ بَيْنَمَا أَنَا وَالنَّبِيُّ، صلى الله عليه وسلم خَارِجَانِ مِنَ الْمَسْجِدِ فَلَقِيَنَا رَجُلٌ عِنْدَ سُدَّةِ الْمَسْجِدِ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَتَى السَّاعَةُ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " مَا أَعْدَدْتَ لَهَا " فَكَأَنَّ الرَّجُلَ اسْتَكَانَ ثُمَّ قَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا أَعْدَدْتُ لَهَا كَبِيرَ صِيَامٍ وَلاَ صَلاَةٍ وَلاَ صَدَقَةٍ، وَلَكِنِّي أُحِبُّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ. قَالَ " أَنْتَ مَعَ مَنْ أَحْبَبْتَ ".
Osman b. Ebi Şeybe bize tahdis etti, Cerir bize tahdis etti; Mansur’dan; Salim b. Ebi’l-Ca’d’dan [naklederek]. Enes b. Malik radıyallahu anh bize tahdis etti. Dedi ki: Ben ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem mescitten çıkarken, mescidin kapısının önünde bizi bir adam karşıladı ve: “Ey Allah’ın Resulü! Kıyamet ne zaman?” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onun için ne hazırladın?” buyurdu. Adam mahcup olur gibi oldu, sonra: “Ey Allah’ın Resulü! Onun için çokça oruç, namaz ve sadaka hazırlayamadım. Lakin ben Allah’ı ve Resulünü seviyorum” dedi. Buyurdu ki: “Sen sevdiğinle berabersin.”
7154. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ الْبُنَانِيُّ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، يَقُولُ لاِمْرَأَةٍ مِنْ أَهْلِهِ تَعْرِفِينَ فُلاَنَةَ قَالَتْ نَعَمْ. قَالَ فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم مَرَّ بِهَا وَهْىَ تَبْكِي عِنْدَ قَبْرٍ فَقَالَ " اتَّقِي اللَّهَ وَاصْبِرِي ". فَقَالَتْ إِلَيْكَ عَنِّي، فَإِنَّكَ خِلْوٌ مِنْ مُصِيبَتِي. قَالَ فَجَاوَزَهَا وَمَضَى فَمَرَّ بِهَا رَجُلٌ فَقَالَ مَا قَالَ لَكِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم. قَالَتْ مَا عَرَفْتُهُ قَالَ إِنَّهُ لَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ فَجَاءَتْ إِلَى بَابِهِ فَلَمْ تَجِدْ عَلَيْهِ بَوَّابًا فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ وَاللَّهِ مَا عَرَفْتُكَ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ الصَّبْرَ عِنْدَ أَوَّلِ صَدْمَةٍ ".
İshak bize tahdis etti, Abdussamed bize haber verdi, Şube bize tahdis etti, Sabit el-Bunani bize tahdis etti; Enes b. Malik’ten [naklederek]. (Enes), ailesinden bir kadına: “Falan kadını tanıyor musun?” dedi. Kadın: “Evet” dedi. (Enes) dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, o bir kabrin başında ağlarken ona uğradı ve: ‘Allah’tan kork ve sabret’ buyurdu. Kadın: ‘Git başımdan; zira sen benim musibetime uğramadın’ dedi. (Enes) dedi ki: (Nebi) onu geçti ve gitti. Derken kadına bir adam uğradı ve: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem sana ne dedi?’ dedi. Kadın: ‘Ben onu tanımadım’ dedi. Adam: ‘O, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem idi’ dedi. (Enes) dedi ki: Bunun üzerine kadın onun kapısına geldi fakat kapısında bir kapıcı bulamadı. ‘Ey Allah’ın Resulü! Vallahi seni tanımadım’ dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: ‘Sabır ancak ilk sarsıntı anındadır’ buyurdu.”
7155. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدٍ الذُّهْلِيُّ، حَدَّثَنَا الأَنْصَارِيُّ، مُحَمَّدٌ حَدَّثَنَا أَبِي، عَنْ ثُمَامَةَ، عَنْ أَنَسٍ، أَنَّ قَيْسَ بْنَ سَعْدٍ، كَانَ يَكُونُ بَيْنَ يَدَىِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم بِمَنْزِلَةِ صَاحِبِ الشُّرَطِ مِنَ الأَمِيرِ.
Muhammed b. Halid ez-Zuhli bize tahdis etti, Ensari Muhammed bize tahdis etti, babam bize tahdis etti; Sümame’den; Enes’ten [naklederek]. Dedi ki: Kays b. Sad, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in önünde, emire nispetle şurta (emniyet) amiri konumunda idi.
7156. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ قُرَّةَ، حَدَّثَنِي حُمَيْدُ بْنُ هِلاَلٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم بَعَثَهُ وَأَتْبَعَهُ بِمُعَاذٍ.
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Kurre’den. (Dedi ki:) Humeyd b. Hilal bana tahdis etti; Ebu Burde bize tahdis etti; Ebu Musa’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem onu (Ebu Musa’yı Yemen’e) gönderdi ve peşinden de Muaz’ı gönderdi.
7157. Hadis
حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا مَحْبُوبُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، عَنْ حُمَيْدِ بْنِ هِلاَلٍ، عَنْ أَبِي بُرْدَةَ، عَنْ أَبِي مُوسَى، أَنَّ رَجُلاً، أَسْلَمَ ثُمَّ تَهَوَّدَ، فَأَتَى مُعَاذُ بْنُ جَبَلٍ وَهْوَ عِنْدَ أَبِي مُوسَى فَقَالَ مَا هَذَا قَالَ أَسْلَمَ ثُمَّ تَهَوَّدَ. قَالَ لاَ أَجْلِسُ حَتَّى أَقْتُلَهُ، قَضَاءُ اللَّهِ وَرَسُولِهِ صلى الله عليه وسلم.
Abdullah b. es-Sabbah bana tahdis etti, Mahbub b. el-Hasan bize tahdis etti, Halid bize tahdis etti; Humeyd b. Hilal’den; Ebu Burde’den; Ebu Musa’dan [naklederek]. Dedi ki: Bir adam müslüman oldu, sonra yahudi oldu. Muaz b. Cebel, adam Ebu Musa’nın yanındayken çıkageldi ve: “Bu nedir?” dedi. (Ebu Musa): “Müslüman oldu, sonra yahudi oldu” dedi. (Muaz): “Onu öldürmedikçe oturmam. Allah’ın ve Resulü sallallâhu aleyhi ve sellem’in hükmüdür” dedi.
7158. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْمَلِكِ بْنُ عُمَيْرٍ، سَمِعْتُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرَةَ، قَالَ كَتَبَ أَبُو بَكْرَةَ إِلَى ابْنِهِ وَكَانَ بِسِجِسْتَانَ بِأَنْ لاَ تَقْضِيَ بَيْنَ اثْنَيْنِ وَأَنْتَ غَضْبَانُ، فَإِنِّي سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " لاَ يَقْضِيَنَّ حَكَمٌ بَيْنَ اثْنَيْنِ وَهْوَ غَضْبَانُ ".
Adem bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti, Abdulmelik b. Umeyr bize tahdis etti. (Dedi ki:) Abdurrahman b. Ebi Bekre’yi işittim. Dedi ki: Ebu Bekre, Sicistan’da bulunan oğluna şöyle yazdı: “Öfkeliyken iki kişi arasında hüküm verme. Çünkü ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim: ‘Hiçbir hakim, öfkeliyken iki kişi arasında sakın hüküm vermesin.’”
7159. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ مُقَاتِلٍ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ، أَخْبَرَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ قَيْسِ بْنِ أَبِي حَازِمٍ، عَنْ أَبِي مَسْعُودٍ الأَنْصَارِيِّ، قَالَ جَاءَ رَجُلٌ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ، إِنِّي وَاللَّهِ لأَتَأَخَّرُ عَنْ صَلاَةِ الْغَدَاةِ مِنْ أَجْلِ فُلاَنٍ، مِمَّا يُطِيلُ بِنَا فِيهَا. قَالَ فَمَا رَأَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَطُّ أَشَدَّ غَضَبًا فِي مَوْعِظَةٍ مِنْهُ يَوْمَئِذٍ، ثُمَّ قَالَ " يَا أَيُّهَا النَّاسُ، إِنَّ مِنْكُمْ مُنَفِّرِينَ، فَأَيُّكُمْ مَا صَلَّى بِالنَّاسِ فَلْيُوجِزْ، فَإِنَّ فِيهِمُ الْكَبِيرَ وَالضَّعِيفَ وَذَا الْحَاجَةِ ".
Muhammed b. Mukatil bize tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, İsmail b. Ebi Halid bize haber verdi; Kays b. Ebi Hazim’den; Ebu Mesud el-Ensari’den [naklederek]. Dedi ki: Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Vallahi ben, falanın bize namazı uzatmasından dolayı sabah namazından geri kalıyorum” dedi. (Ebu Mesud) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i hiçbir vaazında, o günkü kadar öfkeli görmedim. Sonra şöyle buyurdu: “Ey insanlar! Şüphesiz içinizde nefret ettirenler var. Sizden hanginiz insanlara namaz kıldırırsa kısa tutsun. Çünkü onların içinde yaşlı, zayıf ve ihtiyaç sahibi vardır.”
7160. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ أَبِي يَعْقُوبَ الْكِرْمَانِيُّ، حَدَّثَنَا حَسَّانُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا يُونُسُ، قَالَ مُحَمَّدٌ أَخْبَرَنِي سَالِمٌ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، طَلَّقَ امْرَأَتَهُ وَهْىَ حَائِضٌ، فَذَكَرَ عُمَرُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم، فَتَغَيَّظَ فِيهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ " لِيُرَاجِعْهَا، ثُمَّ لْيُمْسِكْهَا حَتَّى تَطْهُرَ، ثُمَّ تَحِيضَ فَتَطْهُرَ، فَإِنْ بَدَا لَهُ أَنْ يُطَلِّقَهَا فَلْيُطَلِّقْهَا ".
Muhammed b. Ebi Yakub el-Kirmani bize tahdis etti, Hassan b. İbrahim bize tahdis etti, Yunus bize tahdis etti. Muhammed dedi ki: Salim bana haber verdi ki; Abdullah b. Ömer ona, karısını hayızlı iken boşadığını haber vermiş. Ömer, durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikretti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem buna öfkelendi, sonra şöyle buyurdu: “Ona rücu etsin (geri dönsün); sonra temizleninceye kadar onu (nikahında) tutsun. Sonra (tekrar) hayız görsün, sonra temizlensin. Sonra eğer onu boşamak isterse, onu boşasın.”
7161. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ، أَنَّ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ جَاءَتْ هِنْدٌ بِنْتُ عُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَاللَّهِ مَا كَانَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ أَهْلُ خِبَاءٍ أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ يَذِلُّوا مِنْ أَهْلِ خِبَائِكَ، وَمَا أَصْبَحَ الْيَوْمَ عَلَى ظَهْرِ الأَرْضِ أَهْلُ خِبَاءٍ أَحَبَّ إِلَىَّ أَنْ يَعِزُّوا مِنْ أَهْلِ خِبَائِكَ. ثُمَّ قَالَتْ إِنَّ أَبَا سُفْيَانَ رَجُلٌ مِسِّيكٌ، فَهَلْ عَلَىَّ مِنْ حَرَجٍ أَنْ أُطْعِمَ الَّذِي لَهُ عِيَالَنَا قَالَ لَهَا " لاَ حَرَجَ عَلَيْكِ أَنْ تُطْعِمِيهِمْ مِنْ مَعْرُوفٍ ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Urve bana tahdis etti ki Aişe radıyallahu anhâ şöyle dedi: Hind binti Utbe b. Rebia geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Vallahi yeryüzünde, senin çadır halkından daha fazla zelil olmalarını sevdiğim bir çadır halkı yoktu. Bugün ise yeryüzünde, senin çadır halkından daha fazla aziz olmalarını sevdiğim bir çadır halkı yoktur” dedi. Sonra şöyle dedi: “Şüphesiz Ebu Süfyan eli sıkı bir adamdır. Onun malından çoluk çocuğumuza yedirmemde bana bir vebal var mıdır?” (Nebi) ona: “Maruf (örfe uygun) şekilde onlara yedirmende sana bir vebal yoktur” buyurdu.
7162. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا أَرَادَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَكْتُبَ إِلَى الرُّومِ قَالُوا إِنَّهُمْ لاَ يَقْرَءُونَ كِتَابًا إِلاَّ مَخْتُومًا. فَاتَّخَذَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَاتَمًا مِنْ فِضَّةٍ، كَأَنِّي أَنْظُرُ إِلَى وَبِيصِهِ، وَنَقْشُهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ.
Muhammed b. Beşşar bana tahdis etti, Gunder bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti. Dedi ki: Katade’yi; Enes b. Malik’ten [naklederek] şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Rumlara (mektup) yazmak isteyince, dediler ki: ‘Şüphesiz onlar, mühürlü olmayan bir mektubu okumazlar.’ Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem gümüşten bir yüzük edindi. –Sanki ben şu an onun parıltısına bakıyorum.– Onun nakşı ‘Muhammed Resulullah’ idi.”
7163. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي السَّائِبُ بْنُ يَزِيدَ ابْنُ أُخْتِ، نَمِرٍ أَنَّ حُوَيْطِبَ بْنَ عَبْدِ الْعُزَّى، أَخْبَرَهُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ السَّعْدِيِّ أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، قَدِمَ عَلَى عُمَرَ فِي خِلاَفَتِهِ فَقَالَ لَهُ عُمَرُ أَلَمْ أُحَدَّثْ أَنَّكَ تَلِي مِنْ أَعْمَالِ النَّاسِ أَعْمَالاً، فَإِذَا أُعْطِيتَ الْعُمَالَةَ كَرِهْتَهَا. فَقُلْتُ بَلَى. فَقَالَ عُمَرُ مَا تُرِيدُ إِلَى ذَلِكَ قُلْتُ إِنَّ لِي أَفْرَاسًا وَأَعْبُدًا، وَأَنَا بِخَيْرٍ، وَأَرِيدُ أَنْ تَكُونَ عُمَالَتِي صَدَقَةً عَلَى الْمُسْلِمِينَ. قَالَ عُمَرُ لاَ تَفْعَلْ فَإِنِّي كُنْتُ أَرَدْتُ الَّذِي أَرَدْتَ فَكَانَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُعْطِينِي الْعَطَاءَ فَأَقُولُ أَعْطِهِ أَفْقَرَ إِلَيْهِ مِنِّي. حَتَّى أَعْطَانِي مَرَّةً مَالاً فَقُلْتُ أَعْطِهِ أَفْقَرَ إِلَيْهِ مِنِّي. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خُذْهُ فَتَمَوَّلْهُ وَتَصَدَّقْ بِهِ، فَمَا جَاءَكَ مِنْ هَذَا الْمَالِ وَأَنْتَ غَيْرُ مُشْرِفٍ وَلاَ سَائِلٍ فَخُذْهُ، وَإِلاَّ فَلاَ تُتْبِعْهُ نَفْسَكَ "
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den [naklederek]. Nemir’in kız kardeşinin oğlu Saib b. Yezid bana haber verdi ki Huvaytıb b. Abduluzza ona haber vermiş ki; Abdullah b. es-Sadi ona, hilafeti zamanında Ömer’e geldiğini haber vermiş. Ömer ona şöyle demiş: “Bana haber verildiğine göre sen, insanların işlerinden bazı görevler alıyormuşsun; fakat sana ücret verildiği zaman onu kerih görüyor (kabul etmiyor) muşsun?” Ben de: “Evet” dedim. Ömer: “Bununla ne murat ediyorsun?” dedi. Dedim ki: “Benim atlarım ve kölelerim var, halim vaktim yerinde. Çalışmamın müslümanlara sadaka olmasını istiyorum.” Ömer dedi ki: “Böyle yapma! Zira ben de senin istediğin şeyi istemiştim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana atıyye verirdi, ben de: ‘Onu benden daha fakir olana ver’ derdim. Hatta bir defasında bana bir mal verdi, yine: ‘Onu benden daha fakir olana ver’ dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Onu al, mülk edin, sonra tasadduk et. Bu maldan sana, sen göz dikmediğin ve istemediğin halde gelen şeyi al. Aksi takdirde, nefsini onun peşine takma.’”
7164. Hadis
وَعَنِ الزُّهْرِيِّ، قَالَ حَدَّثَنِي سَالِمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنْ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ، قَالَ سَمِعْتُ عُمَرَ، يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُعْطِينِي الْعَطَاءَ فَأَقُولُ أَعْطِهِ أَفْقَرَ إِلَيْهِ مِنِّي. حَتَّى أَعْطَانِي مَرَّةً مَالاً فَقُلْتُ أَعْطِهِ مَنْ هُوَ أَفْقَرُ إِلَيْهِ مِنِّي. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " خُذْهُ فَتَمَوَّلْهُ وَتَصَدَّقْ بِهِ، فَمَا جَاءَكَ مِنْ هَذَا الْمَالِ وَأَنْتَ غَيْرُ مُشْرِفٍ وَلاَ سَائِلٍ فَخُذْهُ، وَمَا لاَ فَلاَ تُتْبِعْهُ نَفْسَكَ ".
Ve yine Zühri’den (gelen rivayette) dedi ki: Salim b. Abdullah bana tahdis etti ki; Abdullah b. Ömer şöyle dedi: Ömer’i şöyle derken işittim: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bana atıyye verirdi, ben de: ‘Onu benden daha fakir olana ver’ derdim. Hatta bir defasında bana bir mal verdi, ‘Onu benden daha fakir olana ver’ dedim. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: ‘Onu al, kendine mal edin ve tasadduk et. Bu maldan sana, sen göz dikmediğin ve istemediğin halde ne gelirse onu al. Gelmeyenin ise peşine nefsini takma.’”
7165. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، قَالَ الزُّهْرِيُّ عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ، قَالَ شَهِدْتُ الْمُتَلاَعِنَيْنِ وَأَنَا ابْنُ خَمْسَ، عَشْرَةَ فُرِّقَ بَيْنَهُمَا.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti. Zühri, Sehl b. Sad’dan (naklederek) dedi ki: “Ben on beş yaşındayken, lianlaşan iki kişiye şahit oldum. İkisinin arası ayrıldı.”
7166. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ، عَنْ سَهْلٍ، أَخِي بَنِي سَاعِدَةَ أَنَّ رَجُلاً، مِنَ الأَنْصَارِ جَاءَ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ أَرَأَيْتَ رَجُلاً وَجَدَ مَعَ امْرَأَتِهِ رَجُلاً، أَيَقْتُلُهُ فَتَلاَعَنَا فِي الْمَسْجِدِ وَأَنَا شَاهِدٌ.
Yahya bize tahdis etti, Abdurrezzak bize tahdis etti, İbn Cüreyc bize haber verdi; İbn Şihab bana haber verdi; Beni Saide’nin kardeşi Sehl’den [naklederek]. Ensar’dan bir adam Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Karısıyla beraber bir adam bulan kimse (hakkında ne dersin)? Onu öldürsün mü?” dedi. (Sehl dedi ki:) Bunun üzerine (o karı koca) mescidde lianlaştılar; ben de şahittim.
7167. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنِي اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، وَسَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ أَتَى رَجُلٌ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْوَ فِي الْمَسْجِدِ فَنَادَاهُ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي زَنَيْتُ. فَأَعْرَضَ عَنْهُ. فَلَمَّا شَهِدَ عَلَى نَفْسِهِ أَرْبَعًا قَالَ " أَبِكَ جُنُونٌ ". قَالَ لاَ. قَالَ " اذْهَبُوا بِهِ فَارْجُمُوهُ ".
Yahya b. Bükeyr bize tahdis etti, Leys bana tahdis etti; Ukayl’den; İbn Şihab’dan; Ebu Seleme ve Said b. el-Müseyyeb’den; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Bir adam Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi –ki o mescidde idi– ve ona seslenerek: “Ey Allah’ın Resulü! Ben zina ettim” dedi. (Resulullah) ondan yüz çevirdi. (Adam) kendi aleyhine dört kere şahitlik edince, (Resulullah): “Sende delilik var mı?” buyurdu. “Hayır” dedi. (Resulullah): “Onu götürün ve recmedin” buyurdu.
7168. Hadis
قَالَ ابْنُ شِهَابٍ فَأَخْبَرَنِي مَنْ، سَمِعَ جَابِرَ بْنَ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنْتُ فِيمَنْ رَجَمَهُ بِالْمُصَلَّى. رَوَاهُ يُونُسُ وَمَعْمَرٌ وَابْنُ جُرَيْجٍ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ جَابِرٍ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي الرَّجْمِ.
İbn Şihab dedi ki: Bana, Cabir b. Abdullah’ı işiten kimse haber verdi. (Cabir) dedi ki: “Ben namazgahta onu recmedenlerin içindeydim.” Bunu Yunus, Mamer ve İbn Cüreyc; Zühri’den, Ebu Seleme’den, Cabir’den ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den recm hakkında rivayet ettiler.
7169. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ زَيْنَبَ ابْنَةِ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أُمِّ سَلَمَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ، وَإِنَّكُمْ تَخْتَصِمُونَ إِلَىَّ، وَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَلْحَنَ بِحُجَّتِهِ مِنْ بَعْضٍ فَأَقْضِي نَحْوَ مَا أَسْمَعُ، فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ بِحَقِّ أَخِيهِ شَيْئًا فَلاَ يَأْخُذْهُ، فَإِنَّمَا أَقْطَعُ لَهُ قِطْعَةً مِنَ النَّارِ ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; Hişam’dan; babasından; Zeynep binti Ebi Seleme’den; Ümmü Seleme radıyallahu anhâ’dan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ben ancak bir beşerim. Sizler davalarınızla bana geliyorsunuz. Belki biriniz, delilini anlatmakta diğerinden daha ikna edici olur da ben işittiğime göre hükmederim. Kime kardeşinin hakkından bir şey hükmedersem sakın onu almasın. Çünkü ben (bununla) ona ancak ateşten bir parça kesmiş olurum.”
7170. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَحْيَى، عَنْ عُمَرَ بْنِ كَثِيرٍ، عَنْ أَبِي مُحَمَّدٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ أَنَّ أَبَا قَتَادَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ حُنَيْنٍ " مَنْ لَهُ بَيِّنَةٌ عَلَى قَتِيلٍ قَتَلَهُ، فَلَهُ سَلَبُهُ ". فَقُمْتُ لأَلْتَمِسَ بَيِّنَةً عَلَى قَتِيلٍ، فَلَمْ أَرَ أَحَدًا يَشْهَدُ لِي، فَجَلَسْتُ، ثُمَّ بَدَا لِي فَذَكَرْتُ أَمْرَهُ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَجُلٌ مِنْ جُلَسَائِهِ سِلاَحُ هَذَا الْقَتِيلِ الَّذِي يَذْكُرُ عِنْدِي. قَالَ فَأَرْضِهِ مِنْهُ. فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ كَلاَّ لاَ يُعْطِهِ أُصَيْبِغَ مِنْ قُرَيْشٍ وَيَدَعَ أَسَدًا مِنْ أُسْدِ اللَّهِ يُقَاتِلُ عَنِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ. قَالَ فَأَمَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَدَّاهُ إِلَىَّ فَاشْتَرَيْتُ مِنْهُ خِرَافًا فَكَانَ أَوَّلَ مَالٍ تَأَثَّلْتُهُ. قَالَ لِي عَبْدُ اللَّهِ عَنِ اللَّيْثِ فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَأَدَّاهُ إِلَىَّ. وَقَالَ أَهْلُ الْحِجَازِ الْحَاكِمُ لاَ يَقْضِي بِعِلْمِهِ، شَهِدَ بِذَلِكَ فِي وِلاَيَتِهِ أَوْ قَبْلَهَا. وَلَوْ أَقَرَّ خَصْمٌ عِنْدَهُ لآخَرَ بِحَقٍّ فِي مَجْلِسِ الْقَضَاءِ، فَإِنَّهُ لاَ يَقْضِي عَلَيْهِ فِي قَوْلِ بَعْضِهِمْ، حَتَّى يَدْعُوَ بِشَاهِدَيْنِ فَيُحْضِرَهُمَا إِقْرَارَهُ. وَقَالَ بَعْضُ أَهْلِ الْعِرَاقِ مَا سَمِعَ أَوْ رَآهُ فِي مَجْلِسِ الْقَضَاءِ قَضَى بِهِ، وَمَا كَانَ فِي غَيْرِهِ لَمْ يَقْضِ إِلاَّ بِشَاهِدَيْنِ. وَقَالَ آخَرُونَ مِنْهُمْ بَلْ يَقْضِي بِهِ، لأَنَّهُ مُؤْتَمَنٌ، وَإِنَّمَا يُرَادُ مِنَ الشَّهَادَةِ مَعْرِفَةُ الْحَقِّ، فَعِلْمُهُ أَكْثَرُ مِنَ الشَّهَادَةِ. وَقَالَ بَعْضُهُمْ يَقْضِي بِعِلْمِهِ فِي الأَمْوَالِ، وَلاَ يَقْضِي فِي غَيْرِهَا. وَقَالَ الْقَاسِمُ لاَ يَنْبَغِي لِلْحَاكِمِ أَنْ يُمْضِيَ قَضَاءً بِعِلْمِهِ دُونَ عِلْمِ غَيْرِهِ، مَعَ أَنَّ عِلْمَهُ أَكْثَرُ مِنْ شَهَادَةِ غَيْرِهِ، وَلَكِنَّ فِيهِ تَعَرُّضًا لِتُهَمَةِ نَفْسِهِ عِنْدَ الْمُسْلِمِينَ، وَإِيقَاعًا لَهُمْ فِي الظُّنُونِ، وَقَدْ كَرِهَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم الظَّنَّ فَقَالَ " إِنَّمَا هَذِهِ صَفِيَّةُ ".
Kuteybe bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Yahya’dan; Ömer b. Kesir’den; Ebu Katade’nin mevlası Ebu Muhammed’den [naklederek]. Ebu Katade dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Huneyn günü: “Kim öldürdüğü bir maktul üzerine beyyine (şahit) getirirse, selebi (eşyası) onundur” buyurdu. Ben de bir maktul üzerine beyyine aramak için kalktım, fakat benim (lehime) şahitlik edecek kimse görmedim ve oturdum. Sonra bana (tekrar sormak) göründü ve durumunu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e zikrettim. Oturanlardan bir adam: “Onun zikrettiği bu maktulün silahı yanımdadır” dedi. (Nebi): “(Öyleyse) onu bundan razı et” buyurdu. Ebu Bekir: “Hayır! Allah’a yemin olsun ki, Allah ve Resulü uğrunda savaşan Allah’ın aslanlarından bir aslanı bırakıp da onu (selebi) Kureyş’ten bir sırtlan yavrusuna vermez” dedi. (Ebu Katade) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem (verilmesini) emretti, o da onu bana verdi. Ben de ondan (gelen parayla) bir hurmalık satın aldım. Bu benim mülk edindiğim ilk maldı. Abdullah bana Leys’ten (şöyle) dedi: “Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı ve onu bana verdi (verilmesini sağladı).” Hicaz ehli dedi ki: “Hakim kendi ilmiyle hükmedemez; isterse buna valiliği esnasında veya öncesinde şahit olmuş olsun. Şayet bir hasım, mahkeme meclisinde onun yanında bir başkası lehine bir hak ikrarında bulunsa, bazılarının kavline göre; (hakim) iki şahit çağırıp o ikisine onun ikrarını (dinletip) hazır edinceye kadar, onun aleyhine hüküm veremez.” Irak ehlinden bazıları dedi ki: “Mahkeme meclisinde işittiği veya gördüğü şeyle hükmeder. Mahkeme dışında olan şeyle ise ancak iki şahitle hükmeder.” Onlardan diğerleri dedi ki: “Bilakis, (kendi ilmiyle de) hükmeder. Çünkü o emindir. Şahitlikten murat ancak hakkın bilinmesidir. Onun ilmi ise şahitlikten daha çoktur.” Bazıları da: “Mallarda kendi ilmiyle hükmeder, fakat diğerlerinde hükmedemez” dedi. Kasım ise şöyle dedi: “Hakimin, başkasının ilmi olmadan kendi ilmiyle bir hükmü infaz etmesi yaraşmaz. Her ne kadar onun ilmi başkasının şahitliğinden daha çok olsa da... Lakin bunda, müslümanlar nezdinde kendisini töhmete maruz bırakmak ve onları zanlara düşürmek vardır. Oysa Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem zannı kerih görmüş ve: ‘Şüphesiz bu Safiye’dir’ buyurmuştur.”
7171. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَلِيِّ بْنِ حُسَيْنٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَتَتْهُ صَفِيَّةُ بِنْتُ حُيَىٍّ فَلَمَّا رَجَعَتِ انْطَلَقَ مَعَهَا، فَمَرَّ بِهِ رَجُلاَنِ مِنَ الأَنْصَارِ فَدَعَاهُمَا فَقَالَ " إِنَّمَا هِيَ صَفِيَّةُ ". قَالاَ سُبْحَانَ اللَّهِ. قَالَ " إِنَّ الشَّيْطَانَ يَجْرِي مِنِ ابْنِ آدَمَ مَجْرَى الدَّمِ ". رَوَاهُ شُعَيْبٌ وَابْنُ مُسَافِرٍ وَابْنُ أَبِي عَتِيقٍ وَإِسْحَاقُ بْنُ يَحْيَى عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ عَلِيٍّ ـ يَعْنِي ابْنَ حُسَيْنٍ ـ عَنْ صَفِيَّةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim bize tahdis etti; İbn Şihab’dan; Ali b. Hüseyin’den [naklederek]. Dedi ki: Safiye binti Huyey, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanına geldi. Geri dönerken (Nebi) onunla beraber went. Yanından Ensar’dan iki adam geçti. (Nebi) onları çağırdı ve: “O sadece Safiye’dir” dedi. Onlar: “Subhanallah!” dediler. Buyurdu ki: “Şüphesiz şeytan, ademoğlunun içinde kanın dolaştığı gibi dolaşır.” Bunu Şuayb, İbn Müsafir, İbn Ebi Atik ve İshak b. Yahya; Zühri’den, Ali –yani İbn Hüseyin–’den, (o da) Safiye’den, (o da) Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet etmiştir.
7172. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا الْعَقَدِيُّ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي بُرْدَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبِي قَالَ، بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَبِي وَمُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ عَلَى الْيَمَنِ فَقَالَ " يَسِّرَا وَلاَ تُعَسِّرَا، وَبَشِّرَا وَلاَ تُنَفِّرَا، وَتَطَاوَعَا ". فَقَالَ لَهُ أَبُو مُوسَى إِنَّهُ يُصْنَعُ بِأَرْضِنَا الْبِتْعُ. فَقَالَ " كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ ". وَقَالَ النَّضْرُ وَأَبُو دَاوُدَ وَيَزِيدُ بْنُ هَارُونَ وَوَكِيعٌ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ سَعِيدٍ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم.
Muhammed b. Beşşar bize tahdis etti, el-Akadi bize tahdis etti, Şube bize tahdis etti; Said b. Ebi Burde’den. Dedi ki: Babamı şöyle derken işittim: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem babamı ve Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderdi ve şöyle buyurdu: “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Ve birbirinizle uyumlu olun.” Ebu Musa ona dedi ki: “Bizim toprağımızda ‘Bit’ (bal şarabı) yapılır.” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Her sarhoşluk veren şey haramdır.” Nadr, Ebu Davud, Yezid b. Harun ve Veki; Şube’den, Said’den, babasından, dedesinden ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den (rivayet ettiler).
7173. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي مَنْصُورٌ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " فُكُّوا الْعَانِيَ وَأَجِيبُوا الدَّاعِيَ ".
Müsedded bize tahdis etti, Yahya b. Said bize tahdis etti; Süfyan’dan. Mansur bana tahdis etti; Ebu Vail’den; Ebu Musa’dan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Esiri kurtarın ve davet edene icabet edin.”
7174. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّهُ سَمِعَ عُرْوَةَ، أَخْبَرَنَا أَبُو حُمَيْدٍ السَّاعِدِيُّ، قَالَ اسْتَعْمَلَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم رَجُلاً مِنْ بَنِي أَسَدٍ يُقَالُ لَهُ ابْنُ الأُتَبِيَّةِ عَلَى صَدَقَةٍ فَلَمَّا قَدِمَ قَالَ هَذَا لَكُمْ وَهَذَا أُهْدِيَ لِي. فَقَامَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم عَلَى الْمِنْبَرِ ـ قَالَ سُفْيَانُ أَيْضًا فَصَعِدَ الْمِنْبَرَ ـ فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " مَا بَالُ الْعَامِلِ نَبْعَثُهُ، فَيَأْتِي يَقُولُ هَذَا لَكَ وَهَذَا لِي. فَهَلاَّ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَأُمِّهِ فَيَنْظُرُ أَيُهْدَى لَهُ أَمْ لاَ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لاَ يَأْتِي بِشَىْءٍ إِلاَّ جَاءَ بِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ يَحْمِلُهُ عَلَى رَقَبَتِهِ، إِنْ كَانَ بَعِيرًا لَهُ رُغَاءٌ، أَوْ بَقَرَةً لَهَا خُوَارٌ، أَوْ شَاةً تَيْعَرُ ". ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْنَا عُفْرَتَىْ إِبْطَيْهِ " أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ " ثَلاَثًا. قَالَ سُفْيَانُ قَصَّهُ عَلَيْنَا الزُّهْرِيُّ. وَزَادَ هِشَامٌ عَنْ أَبِيهِ عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ قَالَ سَمِعَ أُذُنَاىَ وَأَبْصَرَتْهُ عَيْنِي، وَسَلُوا زَيْدَ بْنَ ثَابِتٍ فَإِنَّهُ سَمِعَهُ مَعِي. وَلَمْ يَقُلِ الزُّهْرِيُّ سَمِعَ أُذُنِي. {خُوَارٌ} صَوْتٌ، وَالْجُؤَارُ مِنْ تَجْأَرُونَ كَصَوْتِ الْبَقَرَةِ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Zühri’den. O, Urve’den işitmiştir. Ebu Humeyd es-Saidi bize haber verdi. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Beni Esed’den İbnü’l-Ütebiyye denilen bir adamı sadaka memuru tayin etti. (Adam) gelince: “Bu sizindir, bu da bana hediye edildi” dedi. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem minberde ayağa kalktı –Süfyan ayrıca: Minbere çıktı, dedi– Allah’a hamd ve sena etti, sonra şöyle buyurdu: “O memura ne oluyor ki; biz onu gönderiyoruz, o da gelip: ‘Bu senin, bu da benim’ diyor! Babasının ve annesinin evinde otursaydı da baksaydı; kendisine hediye veriliyor mu, yoksa verilmiyor mu? Nefsim elinde olana yemin ederim ki, (bundan) bir şey alırsa, muhakkak kıyamet günü onu boynunda taşıyarak gelir. Eğer deve ise böğürür, sığır ise möler, koyun ise meler.” Sonra koltuk altlarının beyazlığını görünceye kadar ellerini kaldırdı (ve): “Dikkat edin! Tebliğ ettim mi?” dedi; bunu üç defa tekrarladı. Süfyan dedi ki: Zühri bunu bize anlattı. Hişam, babasından; Ebu Humeyd’den şunu ziyade etti: “Bunu iki kulağım işitti ve gözüm onu gördü. Zeyd b. Sabit’e de sorun, zira o da benimle beraber işitti.” Zühri ise “Kulağım işitti” demedi. {Huvar}: sestir. {El-Cüar} da {tec’arun} kelimesindendir ve sığır sesi gibidir.
7175. Hadis
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي ابْنُ جُرَيْجٍ، أَنَّ نَافِعًا، أَخْبَرَهُ أَنَّ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ أَخْبَرَهُ قَالَ كَانَ سَالِمٌ مَوْلَى أَبِي حُذَيْفَةَ يَؤُمُّ الْمُهَاجِرِينَ الأَوَّلِينَ وَأَصْحَابَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فِي مَسْجِدِ قُبَاءٍ، فِيهِمْ أَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ وَأَبُو سَلَمَةَ وَزَيْدٌ وَعَامِرُ بْنُ رَبِيعَةَ.
Osman b. Salih bize tahdis etti, Abdullah b. Vehb bize tahdis etti; İbn Cüreyc bana haber verdi ki Nafi, ona İbn Ömer radıyallahu anhumâ’nın şöyle haber verdiğini söylemiş: “Ebu Huzeyfe’nin mevlası Salim, Kuba Mescidinde ilk muhacirlere ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in ashabına imamlık yapardı. Onların içinde Ebu Bekir, Ömer, Ebu Seleme, Zeyd ve Amir b. Rebia da vardı.”
7176. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي أُوَيْسٍ، حَدَّثَنِي إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، عَنْ عَمِّهِ، مُوسَى بْنِ عُقْبَةَ قَالَ ابْنُ شِهَابٍ حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ مَرْوَانَ بْنَ الْحَكَمِ، وَالْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ، أَخْبَرَاهُ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ حِينَ أَذِنَ لَهُمُ الْمُسْلِمُونَ فِي عِتْقِ سَبْىِ هَوَازِنَ " إِنِّي لاَ أَدْرِي مَنْ أَذِنَ مِنْكُمْ مِمَّنْ لَمْ يَأْذَنْ، فَارْجِعُوا حَتَّى يَرْفَعَ إِلَيْنَا عُرَفَاؤُكُمْ أَمْرَكُمْ ". فَرَجَعَ النَّاسُ فَكَلَّمَهُمْ عُرَفَاؤُهُمْ، فَرَجَعُوا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرُوهُ أَنَّ النَّاسَ قَدْ طَيَّبُوا وَأَذِنُوا.
İsmail b. Ebi Uveys bize tahdis etti, İsmail b. İbrahim bana tahdis etti; amcası Musa b. Ukbe’den. İbn Şihab dedi ki: Urve b. Zübeyr bana tahdis etti ki; Mervan b. Hakem ve Misver b. Mahreme ona Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in, müslümanlar Hevazin esirlerinin azadı hususunda kendisine izin verdikleri zaman şöyle buyurduğunu haber vermişler: “Ben sizden kimin izin verdiğini, kimin vermediğini bilmiyorum. Geri dönün de, arifleriniz durumunuzu bize arz etsin.” Bunun üzerine insanlar geri döndü, arifleri onlarla konuştu. Sonra (arifler) Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e dönüp, insanların gönül hoşluğuyla izin verdiklerini haber verdiler.
7178. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أُنَاسٌ لاِبْنِ عُمَرَ إِنَّا نَدْخُلُ عَلَى سُلْطَانِنَا فَنَقُولُ لَهُمْ خِلاَفَ مَا نَتَكَلَّمُ إِذَا خَرَجْنَا مِنْ عِنْدِهِمْ قَالَ كُنَّا نَعُدُّهَا نِفَاقًا.
Ebu Nuaym bize tahdis etti, Asım b. Muhammed b. Zeyd b. Abdullah b. Ömer bize tahdis etti; babasından [naklederek]. Bazı insanlar İbn Ömer’e: “Biz sultanımızın yanına giriyoruz ve onlara, yanlarından çıktığımız zaman konuştuğumuzun aksini söylüyoruz” dediler. (İbn Ömer): “Biz bunu nifak sayardık” dedi.
7179. Hadis
حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي حَبِيبٍ، عَنْ عِرَاكٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " إِنْ شَرَّ النَّاسِ ذُو الْوَجْهَيْنِ، الَّذِي يَأْتِي هَؤُلاَءِ بِوَجْهٍ وَهَؤُلاَءِ بِوَجْهٍ ".
Kuteybe bize tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Yezid b. Ebi Habib’den; Irak’tan; Ebu Hureyre’den [naklederek]. O, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işitmiştir: “İnsanların en şerlisi; şunlara bir yüzle, bunlara başka bir yüzle gelen iki yüzlü kimsedir.”
7180. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ كَثِيرٍ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ أَنَّ هِنْدَ، قَالَتْ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم إِنَّ أَبَا سُفْيَانَ رَجُلٌ شَحِيحٌ، فَأَحْتَاجُ أَنْ آخُذَ مِنْ مَالِهِ. قَالَ " خُذِي مَا يَكْفِيكِ وَوَلَدَكِ بِالْمَعْرُوفِ ".
Muhammed b. Kesir bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi; Hişam’dan; babasından; Aişe radıyallahu anhâ’dan [naklederek]. Hind, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e dedi ki: “Şüphesiz Ebu Süfyan cimri bir adamdır. Onun malından almaya ihtiyaç duyuyorum.” (Nebi) buyurdu ki: “Sana ve çocuğuna yetecek olanı maruf üzere al.”
7181. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ صَالِحٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ زَيْنَبَ ابْنَةَ أَبِي سَلَمَةَ، أَخْبَرَتْهُ أَنَّ أُمَّ سَلَمَةَ زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّهُ سَمِعَ خُصُومَةً بِبَابِ حُجْرَتِهِ فَخَرَجَ إِلَيْهِمْ فَقَالَ " إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ، وَإِنَّهُ يَأْتِينِي الْخَصْمُ، فَلَعَلَّ بَعْضَكُمْ أَنْ يَكُونَ أَبْلَغَ مِنْ بَعْضٍ، فَأَحْسِبُ أَنَّهُ صَادِقٌ فَأَقْضِي لَهُ بِذَلِكَ، فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ بِحَقِّ مُسْلِمٍ، فَإِنَّمَا هِيَ قِطْعَةٌ مِنَ النَّارِ، فَلْيَأْخُذْهَا أَوْ لِيَتْرُكْهَا ".
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sad bize tahdis etti; Salih’ten; İbn Şihab’dan. Dedi ki: Urve b. Zübeyr bana haber verdi ki Zeynep binti Ebi Seleme ona; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Ümmü Seleme’nin, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den şöyle haber verdiğini söylemiş: O, hücresinin kapısında bir çekişme işitti ve yanlarına çıktı. Şöyle buyurdu: “Ben ancak bir beşerim. Bana hasım gelir. Belki biriniz diğerinden daha beliğ (ikna edici) olabilir, ben de onun doğru söylediğini sanır ve buna göre, onun lehine hükmederim. Kime bir müslümanın hakkından hükmedersem, o ancak ateşten bir parçadır. Artık ister onu alsın, ister bıraksın.”
7182. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، قَالَ حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُرْوَةَ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ عَائِشَةَ، زَوْجِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ عُتْبَةُ بْنُ أَبِي وَقَّاصٍ عَهِدَ إِلَى أَخِيهِ سَعْدِ بْنِ أَبِي وَقَّاصٍ أَنَّ ابْنَ وَلِيدَةِ زَمْعَةَ مِنِّي فَاقْبِضْهُ إِلَيْكَ. فَلَمَّا كَانَ عَامُ الْفَتْحِ أَخَذَهُ سَعْدٌ فَقَالَ ابْنُ أَخِي، قَدْ كَانَ عَهِدَ إِلَىَّ فِيهِ، فَقَامَ إِلَيْهِ عَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ فَقَالَ أَخِي وَابْنُ وَلِيدَةِ أَبِي، وُلِدَ عَلَى فِرَاشِهِ. فَتَسَاوَقَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ سَعْدٌ يَا رَسُولَ اللَّهِ ابْنُ أَخِي، كَانَ عَهِدَ إِلَىَّ فِيهِ. وَقَالَ عَبْدُ بْنُ زَمْعَةَ أَخِي وَابْنُ وَلِيدَةِ أَبِي، وُلِدَ عَلَى فِرَاشِهِ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هُوَ لَكَ يَا عَبْدُ بْنَ زَمْعَةَ ". ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْوَلَدُ لِلْفِرَاشِ، وَلِلْعَاهِرِ الْحَجَرُ ". ثُمَّ قَالَ لِسَوْدَةَ بِنْتِ زَمْعَةَ " احْتَجِبِي مِنْهُ "، لِمَا رَأَى مِنْ شَبَهِهِ بِعُتْبَةَ، فَمَا رَآهَا حَتَّى لَقِيَ اللَّهَ تَعَالَى.
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; İbn Şihab’dan; Urve b. Zübeyr’den; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in eşi Aişe’den [naklederek]. Dedi ki: Utbe b. Ebi Vakkas, kardeşi Sad b. Ebi Vakkas’a: “Zema’nın cariyesinin oğlu bendendir; onu yanına al” diye vasiyet etmişti. Fetih yılı olunca Sad onu aldı ve: “Kardeşimin oğludur, bana onun hakkında vasiyet etmişti” dedi. Abd b. Zema da çıktı ve: “(O) benim kardeşimdir ve babamın cariyesinin oğludur, onun yatağında doğmuştur” dedi. Birlikte Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıktılar. Sad: “Ey Allah’ın Resulü! Kardeşimin oğludur, bana onun hakkında vasiyet etmişti” dedi. Abd b. Zema da: “Kardeşim ve babamın cariyesinin oğludur, onun yatağında doğmuştur” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “O senindir (kardeşindir) ey Abd b. Zema!” buyurdu. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Çocuk yatak sahibinindir, zina edene ise mahrumiyet vardır” buyurdu. Daha sonra Sevde binti Zema’ya: “Ondan örtün” buyurdu. (Bunu) onun Utbe’ye olan benzerliğini gördüğü için söyledi. Çocuk Allah’a kavuşuncaya kadar onu görmedi.
7183. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ نَصْرٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مَنْصُورٍ، وَالأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، قَالَ قَالَ عَبْدُ اللَّهِ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لاَ يَحْلِفُ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ، يَقْتَطِعُ مَالاً وَهْوَ فِيهَا فَاجِرٌ، إِلاَّ لَقِيَ اللَّهَ وَهْوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ ". فَأَنْزَلَ اللَّهُ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ} الآيَةَ. فَجَاءَ الأَشْعَثُ وَعَبْدُ اللَّهِ يُحَدِّثُهُمْ فَقَالَ فِيَّ نَزَلَتْ وَفِي رَجُلٍ خَاصَمْتُهُ فِي بِئْرٍ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " أَلَكَ بَيِّنَةٌ ". قُلْتُ لاَ. قَالَ " فَلْيَحْلِفْ ". قُلْتُ إِذًا يَحْلِفُ. فَنَزَلَتْ {إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ} الآيَةَ.
İshak b. Nasr bize tahdis etti, Abdurrezzak bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi; Mansur ve Ameş’ten; Ebu Vail’den [naklederek]. Dedi ki: Abdullah dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim (başkasının) malını koparıp almak için, yalan olduğunu bile bile yemin ederse, Allah’a, O kendisine gazaplı olduğu halde kavuşur.” Allah da: {Allah’ın ahdini satanlar...} ayetini indirdi. Abdullah onlara (bunu) anlatırken Eş’as geldi ve dedi ki: “(Bu ayet) benim hakkımda ve bir kuyu hususunda davalaştığım bir adam hakkında indi.” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem (bana): “Beyyinen var mı?” buyurdu. “Hayır” dedim. “O halde yemin etsin” buyurdu. Ben: “O zaman yemin eder” dedim. Bunun üzerine: {Allah’ın ahdini satanlar...} ayeti indi.
7185. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ زَيْنَبَ بِنْتَ أَبِي سَلَمَةَ، أَخْبَرَتْهُ عَنْ أُمِّهَا أُمِّ سَلَمَةَ، قَالَتْ سَمِعَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم جَلَبَةَ خِصَامٍ عِنْدَ بَابِهِ فَخَرَجَ عَلَيْهِمْ فَقَالَ " إِنَّمَا أَنَا بَشَرٌ، وَإِنَّهُ يَأْتِينِي الْخَصْمُ، فَلَعَلَّ بَعْضًا أَنْ يَكُونَ أَبْلَغَ مِنْ بَعْضٍ، أَقْضِي لَهُ بِذَلِكَ وَأَحْسِبُ أَنَّهُ صَادِقٌ، فَمَنْ قَضَيْتُ لَهُ بِحَقِّ مُسْلِمٍ فَإِنَّمَا هِيَ قِطْعَةٌ مِنَ النَّارِ، فَلْيَأْخُذْهَا أَوْ لِيَدَعْهَا ".
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Urve b. Zübeyr bana haber verdi ki Zeynep binti Ebi Seleme, ona annesi Ümmü Seleme’den haber vermiş. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kapısının yanında bir çekişme gürültüsü işitti de yanlarına çıktı. Şöyle buyurdu: “Ben ancak bir beşerim. Bana hasım gelir; belki bazısı diğerinden daha beliğ (ifadesi kuvvetli) olabilir, ben de onun doğru söylediğini sanır ve buna göre lehine hükmederim. Kime bir müslümanın hakkından bir şey hükmedersem, o ancak ateşten bir parçadır. Artık ister onu alsın, ister bıraksın.”
7186. Hadis
حَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بِشْرٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنَا سَلَمَةُ بْنُ كُهَيْلٍ، عَنْ عَطَاءٍ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ بَلَغَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَنَّ رَجُلاً مِنْ أَصْحَابِهِ أَعْتَقَ غُلاَمًا عَنْ دُبُرٍ، لَمْ يَكُنْ لَهُ مَالٌ غَيْرَهُ، فَبَاعَهُ بِثَمَانِمِائَةِ دِرْهَمٍ، ثُمَّ أَرْسَلَ بِثَمَنِهِ إِلَيْهِ.
İbn Nümeyr bize tahdis etti, Muhammed b. Bişr bize tahdis etti, İsmail bize tahdis etti, Seleme b. Küheyl bize tahdis etti; Ata’dan; Cabir’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e, ashabından bir adamın, bir köleyi müdebber (ölümünden sonra hür olmak üzere) azat ettiği haberi ulaştı. (Halbuki) onun bundan başka malı yoktu. Bunun üzerine (Nebi) onu sekiz yüz dirheme sattı, sonra parasını ona gönderdi.
7187. Hadis
حَدَّثَنَا مُوسَى بْنُ إِسْمَاعِيلَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ مُسْلِمٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ سَمِعْتُ ابْنَ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بَعْثًا وَأَمَّرَ عَلَيْهِمْ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ، فَطُعِنَ فِي إِمَارَتِهِ، وَقَالَ " إِنْ تَطْعَنُوا فِي إِمَارَتِهِ فَقَدْ كُنْتُمْ تَطْعَنُونَ فِي إِمَارَةِ أَبِيهِ مِنْ قَبْلِهِ، وَايْمُ اللَّهِ إِنْ كَانَ لَخَلِيقًا لِلإِمْرَةِ، وَإِنْ كَانَ لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ، وَإِنَّ هَذَا لَمِنْ أَحَبِّ النَّاسِ إِلَىَّ بَعْدَهُ ".
Musa b. İsmail bize tahdis etti, Abdulaziz b. Müslim bize tahdis etti, Abdullah b. Dinar bize tahdis etti. Dedi ki: İbn Ömer radıyallahu anhumâ’yı şöyle derken işittim: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir askeri birlik gönderdi ve başlarına Usame b. Zeyd’i emir tayin etti. Onun emirliği hakkında tenkitte bulunuldu. (Resulullah) şöyle buyurdu: “Eğer siz onun emirliği hakkında ileri geri konuşuyorsanız, muhakkak daha önce babasının emirliği hakkında da konuşmuştunuz. Allah’a yemin olsun ki, o (babası) emirliğe layıktı ve insanların bana en sevimli olanlarındandı. Şüphe yok ki bu (oğlu Usame) da, ondan sonra insanların bana en sevimli olanlarındandır.”
7188. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، سَمِعْتُ ابْنَ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَبْغَضُ الرِّجَالِ إِلَى اللَّهِ الأَلَدُّ الْخَصِمُ ".
Müsedded bize tahdis etti, Yahya b. Said bize tahdis etti; İbn Cüreyc’den. İbn Ebi Müleyke’yi işittim; Aişe radıyallahu anhâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah’a insanların en sevimsiz geleni, husumeti (düşmanlığı) en şiddetli olandır.”
7189. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَالِمٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَالِدًا ح وَحَدَّثَنِي نُعَيْمٌ أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ عَنْ سَالِمٍ عَنْ أَبِيهِ قَالَ بَعَثَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم خَالِدَ بْنَ الْوَلِيدِ إِلَى بَنِي جَذِيمَةَ فَلَمْ يُحْسِنُوا أَنْ يَقُولُوا أَسْلَمْنَا. فَقَالُوا صَبَأْنَا صَبَأْنَا، فَجَعَلَ خَالِدٌ يَقْتُلُ وَيَأْسِرُ، وَدَفَعَ إِلَى كُلِّ رَجُلٌ مِنَّا أَسِيرَهُ، فَأَمَرَ كُلَّ رَجُلٍ مِنَّا أَنْ يَقْتُلَ أَسِيرَهُ، فَقُلْتُ وَاللَّهِ لاَ أَقْتُلُ أَسِيرِي وَلاَ يَقْتُلُ رَجُلٌ مِنْ أَصْحَابِي أَسِيرَهُ. فَذَكَرْنَا ذَلِكَ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " اللَّهُمَّ إِنِّي أَبْرَأُ إِلَيْكَ مِمَّا صَنَعَ خَالِدُ بْنُ الْوَلِيدِ "، مَرَّتَيْنِ.
Mahmud bize tahdis etti, Abdurrezzak bize tahdis etti, Mamer bize haber verdi; Zühri’den; Salim’den; İbn Ömer’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Halid’i gönderdi. (H) Ve Nuaym bana tahdis etti, Abdullah bize haber verdi, Mamer bize haber verdi; Zühri’den; Salim’den; babasından [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Halid b. Velid’i Beni Cezime’ye gönderdi. Onlar “Müslüman olduk” demeyi beceremediler de “Sabe’na, Sabe’na” demeye başladılar. Bunun üzerine Halid onları öldürmeye ve esir almaya başladı. Bizden her bir adama esirini verdi ve bizden her adamın esirini öldürmesini emretti. Ben dedim ki: “Vallahi ben esirimi öldürmem, arkadaşlarımdan hiçbiri de esirini öldürmez.” Bu durumu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e anlattık. O da iki defa: “Allahım! Ben Halid b. Velid’in yaptığından Sana sığınırım!” buyurdu.
7190. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو النُّعْمَانِ، حَدَّثَنَا حَمَّادٌ، حَدَّثَنَا أَبُو حَازِمٍ الْمَدِينِيُّ، عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ السَّاعِدِيِّ، قَالَ كَانَ قِتَالٌ بَيْنَ بَنِي عَمْرٍو، فَبَلَغَ ذَلِكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَصَلَّى الظُّهْرَ، ثُمَّ أَتَاهُمْ يُصْلِحُ بَيْنَهُمْ، فَلَمَّا حَضَرَتْ صَلاَةُ الْعَصْرِ فَأَذَّنَ بِلاَلٌ وَأَقَامَ وَأَمَرَ أَبَا بَكْرٍ فَتَقَدَّمَ، وَجَاءَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَأَبُو بَكْرٍ فِي الصَّلاَةِ، فَشَقَّ النَّاسَ حَتَّى قَامَ خَلْفَ أَبِي بَكْرٍ، فَتَقَدَّمَ فِي الصَّفِّ الَّذِي يَلِيهِ. قَالَ وَصَفَّحَ الْقَوْمُ، وَكَانَ أَبُو بَكْرٍ إِذَا دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ لَمْ يَلْتَفِتْ حَتَّى يَفْرُغَ، فَلَمَّا رَأَى التَّصْفِيحَ لاَ يُمْسَكُ عَلَيْهِ الْتَفَتَ فَرَأَى النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم خَلْفَهُ، فَأَوْمَأَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَنِ امْضِهْ وَأَوْمَأَ بِيَدِهِ هَكَذَا، وَلَبِثَ أَبُو بَكْرٍ هُنَيَّةً يَحْمَدُ اللَّهَ عَلَى قَوْلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ مَشَى الْقَهْقَرَى، فَلَمَّا رَأَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ذَلِكَ تَقَدَّمَ فَصَلَّى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالنَّاسِ، فَلَمَّا قَضَى صَلاَتَهُ قَالَ " يَا أَبَا بَكْرٍ مَا مَنَعَكَ إِذْ أَوْمَأْتُ إِلَيْكَ أَنْ لاَ تَكُونَ مَضَيْتَ ". قَالَ لَمْ يَكُنْ لاِبْنِ أَبِي قُحَافَةَ أَنْ يَؤُمَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ لِلْقَوْمِ " إِذَا نَابَكُمْ أَمْرٌ، فَلْيُسَبِّحِ الرِّجَالُ، وَلْيُصَفِّحِ النِّسَاءُ ".
Ebu’n-Numan bize tahdis etti, Hammad bize tahdis etti, Ebu Hazim el-Medeni bize tahdis etti; Sehl b. Sad es-Saidi’den [naklederek]. Dedi ki: Beni Amr arasında bir kavga çıkmıştı. Bu Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ulaştı. Öğle namazını kıldı, sonra aralarını bulmak için onlara gitti. İkindi namazı vakti gelince Bilal ezan okudu, kamet getirdi ve Ebu Bekir’e (imam olmasını) söyledi, o da öne geçti. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebu Bekir namazdayken geldi. İnsanları yararak Ebu Bekir’in arkasına kadar geldi ve onu takip eden safa dahil oldu. Cemaat el çırpmaya başladı. Ebu Bekir namaza girdiği zaman, bitirinceye kadar dönüp bakmazdı. El çırpmanın arkası kesilmeyince döndü ve Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i arkasında gördü. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona “Devam et” diye işaret etti. Ebu Bekir bir süre bekledi, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözüne karşılık Allah’a hamd etti. Sonra geri geri çekildi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem bunu görünce öne geçti ve insanlara namazı kıldırdı. Namazını bitirince: “Ey Ebu Bekir! Sana işaret ettiğim zaman yerinde kalmaktan seni ne alıkoydu?” buyurdu. Ebu Bekir: “Ebu Kuhafe’nin oğluna, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e imamlık yapmak yaraşmazdı” dedi. Nebi cemaate de: “Başınıza bir iş gelirse, erkekler tesbih etsin, kadınlar el çırpsın” buyurdu.
7191. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ أَبُو ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عُبَيْدِ بْنِ السَّبَّاقِ، عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، قَالَ بَعَثَ إِلَىَّ أَبُو بَكْرٍ لِمَقْتَلِ أَهْلِ الْيَمَامَةِ وَعِنْدَهُ عُمَرُ فَقَالَ أَبُو بَكْرٍ إِنَّ عُمَرَ أَتَانِي فَقَالَ إِنَّ الْقَتْلَ قَدِ اسْتَحَرَّ يَوْمَ الْيَمَامَةِ بِقُرَّاءِ الْقُرْآنِ، وَإِنِّي أَخْشَى أَنْ يَسْتَحِرَّ الْقَتْلُ بِقُرَّاءِ الْقُرْآنِ فِي الْمَوَاطِنِ كُلِّهَا، فَيَذْهَبَ قُرْآنٌ كَثِيرٌ، وَإِنِّي أَرَى أَنْ تَأْمُرَ بِجَمْعِ الْقُرْآنِ. قُلْتُ كَيْفَ أَفْعَلُ شَيْئًا لَمْ يَفْعَلْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ عُمَرُ هُوَ وَاللَّهِ خَيْرٌ. فَلَمْ يَزَلْ عُمَرُ يُرَاجِعُنِي فِي ذَلِكَ حَتَّى شَرَحَ اللَّهُ صَدْرِي لِلَّذِي شَرَحَ لَهُ صَدْرَ عُمَرَ، وَرَأَيْتُ فِي ذَلِكَ الَّذِي رَأَى عُمَرُ. قَالَ زَيْدٌ قَالَ أَبُو بَكْرٍ وَإِنَّكَ رَجُلٌ شَابٌّ عَاقِلٌ لاَ نَتَّهِمُكَ، قَدْ كُنْتَ تَكْتُبُ الْوَحْىَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَتَتَبَّعِ الْقُرْآنَ فَاجْمَعْهُ. قَالَ زَيْدٌ فَوَاللَّهِ لَوْ كَلَّفَنِي نَقْلَ جَبَلٍ مِنَ الْجِبَالِ مَا كَانَ بِأَثْقَلَ عَلَىَّ مِمَّا كَلَّفَنِي مِنْ جَمْعِ الْقُرْآنِ. قُلْتُ كَيْفَ تَفْعَلاَنِ شَيْئًا لَمْ يَفْعَلْهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ أَبُو بَكْرٍ هُوَ وَاللَّهِ خَيْرٌ. فَلَمْ يَزَلْ يَحُثُّ مُرَاجَعَتِي حَتَّى شَرَحَ اللَّهُ صَدْرِي لِلَّذِي شَرَحَ اللَّهُ لَهُ صَدْرَ أَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ، وَرَأَيْتُ فِي ذَلِكَ الَّذِي رَأَيَا، فَتَتَبَّعْتُ الْقُرْآنَ أَجْمَعُهُ مِنَ الْعُسُبِ وَالرِّقَاعِ وَاللِّخَافِ وَصُدُورِ الرِّجَالِ، فَوَجَدْتُ آخِرَ سُورَةِ التَّوْبَةِ {لَقَدْ جَاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ أَنْفُسِكُمْ} إِلَى آخِرِهَا مَعَ خُزَيْمَةَ أَوْ أَبِي خُزَيْمَةَ فَأَلْحَقْتُهَا فِي سُورَتِهَا، وَكَانَتِ الصُّحُفُ عِنْدَ أَبِي بَكْرٍ حَيَاتَهُ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ، ثُمَّ عِنْدَ عُمَرَ حَيَاتَهُ حَتَّى تَوَفَّاهُ اللَّهُ، ثُمَّ عِنْدَ حَفْصَةَ بِنْتِ عُمَرَ. قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ اللِّخَافُ يَعْنِي الْخَزَفَ.
Muhammed b. Ubeydullah Ebu Sabit bize tahdis etti, İbrahim b. Sad bize tahdis etti; İbn Şihab’dan; Ubeyd b. Sebbak’tan; Zeyd b. Sabit’ten [naklederek]. Dedi ki: Yemame harbindeki katliam (şehitler) sebebiyle Ebu Bekir bana haber gönderdi. Yanında Ömer de vardı. Ebu Bekir dedi ki: “Ömer bana geldi ve: ‘Şüphesiz Yemame günü, Kur’an kurraları arasında ölüm şiddetlendi. Ben, bütün cephelerde Kur’an hafızları arasında ölümün şiddetlenmesinden ve böylece Kur’an’dan çoğunun zayi olmasından korkuyorum. Ben, senin Kur’an’ın toplanmasını emretmeni görüyorum’ dedi. Ben: ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?’ dedim. Ömer: ‘Bu, vallahi hayırdır’ dedi. Ömer bu konuda bana başvurmaya devam etti, ta ki Allah benim göğsümü, Ömer’in göğsünü açtığı şeye açtı ve ben de bu konuda Ömer’in görüşünü benimsedim.” Zeyd dedi ki: Ebu Bekir şöyle dedi: “Sen genç ve akıllı bir adamsın, seni itham etmeyiz. Sen Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e vahyi yazıyordun. Artık Kur’an’ı araştır ve onu topla.” Zeyd dedi ki: “Vallahi bana dağlardan bir dağı taşımamı teklif etseydi, bana emrettiği Kur’an toplama işinden daha ağır gelmezdi. ‘Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yapmadığı bir şeyi siz ikiniz nasıl yaparsınız?’ dedim. Ebu Bekir: ‘O, vallahi hayırdır’ dedi. Ebu Bekir, Allah benim göğsümü Ebu Bekir ve Ömer’in göğsünü açtığı şeye açıncaya kadar beni ikna etmeye devam etti. Ben de bu konuda onların görüşünü benimsedim. Bunun üzerine Kur’an’ın peşine düştüm; onu hurma dallarından, deri parçalarından, ince taşlardan ve adamların göğüslerinden derlemeye başladım. Nihayet Tevbe suresinin sonunu –{Size kendinizden öyle bir Resul gelmiştir ki...} sonuna kadar– Huzeyme veya Ebu Huzeyme’nin yanında buldum ve onu suresine ekledim. Sahifeler, vefat edinceye kadar Ebu Bekir’in yanında, sonra vefat edinceye kadar Ömer’in yanında, sonra da Hafsa binti Ömer’in yanındaydı.” Muhammed b. Ubeydullah dedi ki: {Likhaf}, ‘hazef’ (çömlek parçaları) demektir.
7192. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ أَبِي لَيْلَى، ح حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي لَيْلَى بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ سَهْلٍ، عَنْ سَهْلِ بْنِ أَبِي حَثْمَةَ، أَنَّهُ أَخْبَرَهُ هُوَ، وَرِجَالٌ، مِنْ كُبَرَاءِ قَوْمِهِ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ سَهْلٍ وَمُحَيِّصَةَ خَرَجَا إِلَى خَيْبَرَ مِنْ جَهْدٍ أَصَابَهُمْ، فَأُخْبِرَ مُحَيِّصَةُ أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ قُتِلَ وَطُرِحَ فِي فَقِيرٍ أَوْ عَيْنٍ، فَأَتَى يَهُودَ فَقَالَ أَنْتُمْ وَاللَّهِ قَتَلْتُمُوهُ. قَالُوا مَا قَتَلْنَاهُ وَاللَّهِ. ثُمَّ أَقْبَلَ حَتَّى قَدِمَ عَلَى قَوْمِهِ فَذَكَرَ لَهُمْ، وَأَقْبَلَ هُوَ وَأَخُوهُ حُوَيِّصَةُ ـ وَهْوَ أَكْبَرُ مِنْهُ ـ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ سَهْلٍ، فَذَهَبَ لِيَتَكَلَّمَ وَهْوَ الَّذِي كَانَ بِخَيْبَرَ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِمُحَيِّصَةَ " كَبِّرْ كَبِّرْ ". يُرِيدُ السِّنَّ، فَتَكَلَّمَ حُوَيِّصَةُ ثُمَّ تَكَلَّمَ مُحَيِّصَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِمَّا أَنْ يَدُوا صَاحِبَكُمْ، وَإِمَّا أَنْ يُؤْذِنُوا بِحَرْبٍ ". فَكَتَبَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِلَيْهِمْ بِهِ، فَكُتِبَ مَا قَتَلْنَاهُ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِحُوَيِّصَةَ وَمُحَيِّصَةَ وَعَبْدِ الرَّحْمَنِ " أَتَحْلِفُونَ وَتَسْتَحِقُّونَ دَمَ صَاحِبِكُمْ ". قَالُوا لاَ. قَالَ " أَفَتَحْلِفُ لَكُمْ يَهُودُ ". قَالُوا لَيْسُوا بِمُسْلِمِينَ. فَوَدَاهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ عِنْدِهِ مِائَةَ نَاقَةٍ حَتَّى أُدْخِلَتِ الدَّارَ. قَالَ سَهْلٌ فَرَكَضَتْنِي مِنْهَا نَاقَةٌ.
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; Ebu Leyla’dan. (H) İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Ebu Leyla b. Abdullah b. Abdurrahman b. Sehl’den; Sehl b. Ebi Hasme’den [naklederek]. O ve kavminin ileri gelenlerinden bazı adamlar ona haber vermişler ki: Abdullah b. Sehl ve Muhayyısa, başlarına gelen bir darlık sebebiyle Hayber’e gitmişlerdi. Muhayyısa’ya, Abdullah’ın öldürüldüğü ve bir kuyuya veya pınara atıldığı haber verildi. Muhayyısa yahudilere gelip: “Vallahi onu siz öldürdünüz” dedi. Onlar: “Vallahi biz onu öldürmedik” dediler. Sonra Muhayyısa dönüp kavminin yanına geldi ve onlara durumu anlattı. O, kardeşi Huvayyisa –ki ondan büyüktü– ve Abdurrahman b. Sehl geldiler. Muhayyısa konuşmaya yeltendi, çünkü Hayber’de o vardı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Muhayyısa’ya: “Büyüğe bırak, büyüğe!” buyurdu –bununla yaşı kastediyordu–. Bunun üzerine Huvayyisa konuştu, sonra Muhayyısa konuştu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Ya arkadaşınızın diyetini verirler ya da harp ilan edilir.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bunu onlara yazdı. Onlar da: “Biz onu öldürmedik” diye yazdılar. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Huvayyisa, Muhayyısa ve Abdurrahman’a: “Yemin eder misiniz ve böylece arkadaşınızın kanını hak eder misiniz?” dedi. “Hayır” dediler. “O halde Yahudiler size yemin etsin mi?” buyurdu. “Onlar müslüman değildir” dediler. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun diyetini kendi yanından yüz deve olarak ödedi; ta ki develer avluya sokuldu. Sehl dedi ki: “Onlardan bir dişi deve bana tekme atmıştı.”
7193. Hadis
حَدَّثَنَا آدَمُ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي ذِئْبٍ، حَدَّثَنَا الزُّهْرِيُّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، وَزَيْدِ بْنِ خَالِدٍ الْجُهَنِيِّ، قَالاَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ فَقَامَ خَصْمُهُ فَقَالَ صَدَقَ فَاقْضِ بَيْنَنَا بِكِتَابِ اللَّهِ. فَقَالَ الأَعْرَابِيُّ إِنَّ ابْنِي كَانَ عَسِيفًا عَلَى هَذَا فَزَنَى بِامْرَأَتِهِ، فَقَالُوا لِي عَلَى ابْنِكَ الرَّجْمُ. فَفَدَيْتُ ابْنِي مِنْهُ بِمِائَةٍ مِنَ الْغَنَمِ وَوَلِيدَةٍ، ثُمَّ سَأَلْتُ أَهْلَ الْعِلْمِ فَقَالُوا إِنَّمَا عَلَى ابْنِكَ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " لأَقْضِيَنَّ بَيْنَكُمَا بِكِتَابِ اللَّهِ، أَمَّا الْوَلِيدَةُ وَالْغَنَمُ فَرَدٌّ عَلَيْكَ، وَعَلَى ابْنِكَ جَلْدُ مِائَةٍ وَتَغْرِيبُ عَامٍ، وَأَمَّا أَنْتَ يَا أُنَيْسُ ـ لِرَجُلٍ ـ فَاغْدُ عَلَى امْرَأَةِ هَذَا فَارْجُمْهَا ". فَغَدَا عَلَيْهَا أُنَيْسٌ فَرَجَمَهَا.
Adem bize tahdis etti, İbn Ebi Zi’b bize tahdis etti, Zühri bize tahdis etti; Ubeydullah b. Abdullah’tan; Ebu Hureyre ve Zeyd b. Halid el-Cuheni’den [naklederek]. İkisi dediler ki: Bir bedevi geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet” dedi. Hasmı da kalktı ve: “Doğru söyledi, aramızda Allah’ın Kitabı ile hükmet” dedi. Bedevi dedi ki: “Benim oğlum bunun yanında ücretli işçi idi; onun karısıyla zina etti. Bana, oğluma recm gerektiğini söylediler. Ben de oğlumu yüz koyun ve bir cariye ile fidyeledim. Sonra ilim ehline sordum; dediler ki: ‘Oğluna ancak yüz değnek ve bir yıl sürgün vardır.’” Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Vallahi aranızda Allah’ın Kitabı ile hükmedeceğim. Cariye ve koyunlar sana iade edilecektir. Oğluna ise yüz değnek ve bir yıl sürgün vardır. Ey Üneys –bir adama–! Sen de bu adamın karısına git, onu recmet.” Bunun üzerine Üneys kadına gitti ve onu recmetti.
7195. Hadis
وَقَالَ خَارِجَةُ بْنُ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ عَنْ زَيْدِ بْنِ ثَابِتٍ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم أَمَرَهُ أَنْ يَتَعَلَّمَ كِتَابَ الْيَهُودِ، حَتَّى كَتَبْتُ لِلنَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم كُتُبَهُ، وَأَقْرَأْتُهُ كُتُبَهُمْ إِذَا كَتَبُوا إِلَيْهِ، وَقَالَ عُمَرُ وَعِنْدَهُ عَلِيٌّ وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ وَعُثْمَانُ مَاذَا تَقُولُ هَذِهِ قَالَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ حَاطِبٍ فَقُلْتُ تُخْبِرُكَ بِصَاحِبِهِمَا الَّذِي صَنَعَ بِهِمَا. وَقَالَ أَبُو جَمْرَةَ كُنْتُ أُتَرْجِمُ بَيْنَ ابْنِ عَبَّاسٍ وَبَيْنَ النَّاسِ. وَقَالَ بَعْضُ النَّاسِ لاَ بُدَّ لِلْحَاكِمِ مِنْ مُتَرْجِمَيْنِ.
Harice b. Zeyd b. Sabit, Zeyd b. Sabit’ten (naklederek) dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona, yahudilerin yazısını öğrenmesini emretti. (Zeyd dedi ki:) Hatta ben Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem için onun mektuplarını yazdım ve ona yazdıkları vakit, onların mektuplarını ona okudum. Ömer –yanında Ali, Abdurrahman ve Osman varken– (bir kadın hakkında): “Bu ne diyor?” diye sordu. Abdurrahman b. Hatib dedi ki: Ben: “Sana, kocalarının onlara yaptığını haber veriyor” dedim. Ebu Cemre de: “Ben İbn Abbas ile insanlar arasında tercümanlık yapardım” dedi. Bazı insanlar da: “Hakim için mutlaka iki tercüman gerekir” dedi.
7196. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عَبَّاسٍ، أَخْبَرَهُ أَنَّ أَبَا سُفْيَانَ بْنَ حَرْبٍ أَخْبَرَهُ أَنَّ هِرَقْلَ أَرْسَلَ إِلَيْهِ فِي رَكْبٍ مِنْ قُرَيْشٍ، ثُمَّ قَالَ لِتَرْجُمَانِهِ قُلْ لَهُمْ إِنِّي سَائِلٌ هَذَا، فَإِنْ كَذَبَنِي فَكَذِّبُوهُ. فَذَكَرَ الْحَدِيثَ فَقَالَ لِلتَّرْجُمَانِ قُلْ لَهُ إِنْ كَانَ مَا تَقُولُ حَقًّا فَسَيَمْلِكُ مَوْضِعَ قَدَمَىَّ هَاتَيْنِ.
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Ubeydullah b. Abdullah bana haber verdi. Abdullah b. Abbas ona haber vermiş ki Ebu Süfyan b. Harb ona, –Kureyş’ten bir kafileyle beraber bulunduğu sırada– Heraklius’un kendisine haber gönderip çağırttığını haber vermiş. Sonra Heraklius tercümanına dedi ki: “Onlara söyle; ben buna soru soracağım. Eğer bana yalan söylerse, siz onu yalanlayın.” (Ravi) hadisi zikretti. Sonunda Heraklius tercümana dedi ki: “Ona söyle: Eğer bu dediklerin gerçekse, o muhakkak şu iki ayağımın yerine bile malik olacaktır.”
7197. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدٌ، أَخْبَرَنَا عَبْدَةُ، حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي حُمَيْدٍ السَّاعِدِيِّ، أَنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم اسْتَعْمَلَ ابْنَ الأُتَبِيَّةِ عَلَى صَدَقَاتِ بَنِي سُلَيْمٍ، فَلَمَّا جَاءَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَحَاسَبَهُ قَالَ هَذَا الَّذِي لَكُمْ، وَهَذِهِ هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " فَهَلاَّ جَلَسْتَ فِي بَيْتِ أَبِيكَ وَبَيْتِ أُمِّكَ حَتَّى تَأْتِيَكَ هَدِيَّتُكَ، إِنْ كُنْتَ صَادِقًا ". ثُمَّ قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَخَطَبَ النَّاسَ وَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ ثُمَّ قَالَ " أَمَّا بَعْدُ فَإِنِّي أَسْتَعْمِلُ رِجَالاً مِنْكُمْ عَلَى أُمُورٍ مِمَّا وَلاَّنِي اللَّهُ، فَيَأْتِي أَحَدُكُمْ فَيَقُولُ هَذَا لَكُمْ وَهَذِهِ هَدِيَّةٌ أُهْدِيَتْ لِي فَهَلاَّ جَلَسَ فِي بَيْتِ أَبِيهِ وَبَيْتِ أُمِّهِ حَتَّى تَأْتِيَهُ هَدِيَّتُهُ إِنْ كَانَ صَادِقًا، فَوَاللَّهِ لاَ يَأْخُذُ أَحَدُكُمْ مِنْهَا شَيْئًا ـ قَالَ هِشَامٌ ـ بِغَيْرِ حَقِّهِ إِلاَّ جَاءَ اللَّهَ يَحْمِلُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، أَلاَ فَلأَعْرِفَنَّ مَا جَاءَ اللَّهَ رَجُلٌ بِبَعِيرٍ لَهُ رُغَاءٌ، أَوْ بِبَقَرَةٍ لَهَا خُوَارٌ، أَوْ شَاةٍ تَيْعَرُ ". ثُمَّ رَفَعَ يَدَيْهِ حَتَّى رَأَيْتُ بَيَاضَ إِبْطَيْهِ " أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ".
Muhammed bize tahdis etti, Abde bize haber verdi, Hişam b. Urve bize tahdis etti; babasından; Ebu Humeyd es-Saidi’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem İbnü’l-Lütbiyye’yi Beni Süleym’in sadakaları üzerine memur tayin etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e gelip de (Nebi) onu hesaba çektiği zaman, şöyle dedi: “Şu sizin olandır, bu da bana hediye edilen bir hediyedir.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer doğru sözlü isen, babanın evinde ve annenin evinde otursaydın da görseydin; hediyen sana gelir miydi?” Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem kalktı, insanlara hutbe okudu, Allah’a hamd ve sena etti, sonra şöyle buyurdu: “İmdi; şüphesiz ben, Allah’ın bana verdiği yetkilerden bazıları üzerine içinizden birtakım adamları memur tayin ediyorum. Sonra sizden birisi geliyor ve: ‘Bu sizindir, bu ise bana hediye edilen hediyedir’ diyor. Eğer doğru sözlü ise, babasının evinde ve annesinin evinde otursaydı da bekleseydi; hediyesi ona gelir miydi? Vallahi sizden biri, ondan –Hişam: Hakkı olmaksızın, dedi– bir şey alırsa, muhakkak kıyamet günü onu taşıyarak Allah’ın huzuruna gelir. Dikkat edin! Sakın bir adamı Allah’ın huzuruna; böğüren bir deve, veya möleyen bir sığır, veya meleyen bir koyun ile gelmiş olarak görmeyeyim.” Sonra ellerini, koltuk altlarının beyazlığını görünceye kadar kaldırdı ve: “Dikkat edin! Tebliğ ettim mi?” buyurdu.
7198. Hadis
حَدَّثَنَا أَصْبَغُ، أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَا بَعَثَ اللَّهُ مِنْ نَبِيٍّ وَلاَ اسْتَخْلَفَ مِنْ خَلِيفَةٍ، إِلاَّ كَانَتْ لَهُ بِطَانَتَانِ، بِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالْمَعْرُوفِ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ، وَبِطَانَةٌ تَأْمُرُهُ بِالشَّرِّ وَتَحُضُّهُ عَلَيْهِ، فَالْمَعْصُومُ مَنْ عَصَمَ اللَّهُ تَعَالَى ". وَقَالَ سُلَيْمَانُ عَنْ يَحْيَى أَخْبَرَنِي ابْنُ شِهَابٍ بِهَذَا، وَعَنِ ابْنِ أَبِي عَتِيقٍ وَمُوسَى عَنِ ابْنِ شِهَابٍ مِثْلَهُ، وَقَالَ شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِيِّ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ قَوْلَهُ. وَقَالَ الأَوْزَاعِيُّ وَمُعَاوِيَةُ بْنُ سَلاَّمٍ حَدَّثَنِي الزُّهْرِيُّ حَدَّثَنِي أَبُو سَلَمَةَ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم. وَقَالَ ابْنُ أَبِي حُسَيْنٍ وَسَعِيدُ بْنُ زِيَادٍ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي سَعِيدٍ قَوْلَهُ. وَقَالَ عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي جَعْفَرٍ حَدَّثَنِي صَفْوَانُ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ عَنْ أَبِي أَيُّوبَ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم.
Asbağ bize tahdis etti, İbn Vehb bize haber verdi, Yunus bana haber verdi; İbn Şihab’dan; Ebu Seleme’den; Ebu Said el-Hudri’den [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah hiçbir nebi göndermemiş ve hiçbir halife tayin etmemiştir ki, onun iki bıtansei (sırdaşı) bulunmasın: Bir bıtane ona hayrı emreder ve teşvik eder. Diğer bıtane ise ona şerri emreder ve teşvik eder. Masum ise, ancak Allah Teala’nın koruduğu kimsedir.” Süleyman; Yahya’dan; İbn Şihab’dan bunu haber verdi. İbn Ebi Atik ve Musa da İbn Şihab’dan bunun mislini rivayet etti. Şuayb; Zühri’den, Ebu Seleme’den, Ebu Said’den kendi sözü olarak rivayet etti. Evzai ve Muaviye b. Sellam; Zühri’nin, Ebu Seleme’den, Ebu Hureyre’den, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’den rivayet ettiğini söyledi. İbn Ebi Hüseyin ve Said b. Ziyad; Ebu Seleme’den, Ebu Said’den kendi sözü olarak rivayet etti. Ubeydullah b. Ebi Cafer; Safvan’ın, Ebu Seleme’den, Ebu Eyyub’dan: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i işittim” dediğini rivayet etti.
7199. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عُبَادَةُ بْنُ الْوَلِيدِ، أَخْبَرَنِي أَبِي، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، قَالَ "بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ فِي الْمَنْشَطِ وَالْمَكْرَهِ. وَأَنْ لاَ نُنَازِعَ الأَمْرَ أَهْلَهُ، وَأَنْ نَقُومَ ـ أَوْ نَقُولَ ـ بِالْحَقِّ حَيْثُمَا كُنَّا لاَ نَخَافُ فِي اللَّهِ لَوْمَةَ لاَئِمٍ ".
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Yahya b. Said’den. Dedi ki: Ubade b. Velid bana haber verdi, babam bana haber verdi; Ubade b. Samit’ten [naklederek]. Dedi ki: “Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e; neşeli anımızda ve hoşlanmadığımız anımızda işitip itaat etmek, yönetimi ehlinden çekişmemek ve nerede olursak olalım, Allah hakkında hiçbir kınayıcının kınamasından korkmadan hakkı ayakta tutmak –veya hakkı söylemek– üzere beyat ettik.”
7201. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا خَالِدُ بْنُ الْحَارِثِ، حَدَّثَنَا حُمَيْدٌ، عَنْ أَنَسٍ ـ رضى الله عنه ـ خَرَجَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فِي غَدَاةٍ بَارِدَةٍ وَالْمُهَاجِرُونَ وَالأَنْصَارُ يَحْفِرُونَ الْخَنْدَقَ فَقَالَ " اللَّهُمَّ إِنَّ الْخَيْرَ خَيْرُ الآخِرَهْ فَاغْفِرْ لِلأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرَهْ " فَأَجَابُوا نَحْنُ الَّذِينَ بَايَعُوا مُحَمَّدَا عَلَى الْجِهَادِ مَا بَقِينَا أَبَدَا
Amr b. Ali bize tahdis etti, Halid b. Haris bize tahdis etti, Humeyd bize tahdis etti; Enes radıyallahu anh’tan [naklederek]. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Muhacirler ve Ensar hendek kazarken soğuk bir sabah vakti (yanlarına) çıktı ve: “Allahım! Muhakkak hayır ahiret hayrıdır. Sen Ensar’a ve Muhacirlere mağfiret et!” buyurdu. Onlar da (şöyle) cevap verdiler: “Bizleriz, Muhammed’e beyat edenler; Hayatta kaldığımız sürece, ebediyen cihad üzere.”
7202. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ دِينَارٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ كُنَّا إِذَا بَايَعْنَا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ يَقُولُ لَنَا " فِيمَا اسْتَطَعْتَ ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; Abdullah b. Dinar’dan; Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e işitmek ve itaat etmek üzere beyat ettiğimiz zaman, bize: “Gücünün yettiği hususlarda” buyururdu.
7203. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ شَهِدْتُ ابْنَ عُمَرَ حَيْثُ اجْتَمَعَ النَّاسُ عَلَى عَبْدِ الْمَلِكِ ـ قَالَ ـ كَتَبَ إِنِّي أُقِرُّ بِالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ لِعَبْدِ الْمَلِكِ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عَلَى سُنَّةِ اللَّهِ وَسُنَّةِ رَسُولِهِ مَا اسْتَطَعْتُ، وَإِنَّ بَنِيَّ قَدْ أَقَرُّوا بِمِثْلِ ذَلِكَ.
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Süfyan’dan; Abdullah b. Dinar bize tahdis etti. Dedi ki: İnsanlar Abdülmelik üzerinde birleştiği zaman İbn Ömer’e şahit oldum. Dedi ki: (Şöyle) yazdı: “Ben, Allah’ın sünneti ve Resulü’nün sünneti üzere, gücüm yettiğince Müminlerin Emiri Abdülmelik’e işitip itaat etmeyi kabul ediyorum. Muhakkak oğullarım da bunun mislini kabul etmişlerdir.”
7204. Hadis
حَدَّثَنَا يَعْقُوبُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا سَيَّارٌ، عَنِ الشَّعْبِيِّ، عَنْ جَرِيرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَايَعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم عَلَى السَّمْعِ وَالطَّاعَةِ، فَلَقَّنَنِي، فِيمَا اسْتَطَعْتُ، وَالنُّصْحِ لِكُلِّ مُسْلِمٍ.
Yakub b. İbrahim bize tahdis etti, Hişeym bize tahdis etti, Seyyar bize haber verdi; Şa’bi’den; Cerir b. Abdullah’tan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e işitmek ve itaat etmek üzere beyat ettim. Bunun üzerine bana: “Gücüm yettiği hususlarda ve her Müslümana nasihat etmek üzere” (diye) telkinde bulundu.
7205. Hadis
حَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، قَالَ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ دِينَارٍ، قَالَ لَمَّا بَايَعَ النَّاسُ عَبْدَ الْمَلِكِ كَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ إِلَى عَبْدِ اللَّهِ عَبْدِ الْمَلِكِ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ إِنِّي أُقِرُّ بِالسَّمْعِ وَالطَّاعَةِ لِعَبْدِ اللَّهِ عَبْدِ الْمَلِكِ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ، عَلَى سُنَّةِ اللَّهِ وَسُنَّةِ رَسُولِهِ، فِيمَا اسْتَطَعْتُ، وَإِنَّ بَنِيَّ قَدْ أَقَرُّوا بِذَلِكَ.
Amr b. Ali bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Süfyan’dan. Dedi ki: Abdullah b. Dinar bana tahdis etti. Dedi ki: İnsanlar Abdülmelik’e beyat ettiği zaman Abdullah b. Ömer ona: “Allah’ın kulu Müminlerin Emiri Abdülmelik’e” (diye hitap ederek) yazdı: “Muhakkak ki ben, Allah’ın kulu Müminlerin Emiri Abdülmelik’e; Allah’ın sünneti ve Resulü’nün sünneti üzere, gücüm yettiği hususlarda işitip itaat etmeyi kabul ediyorum. Şüphesiz oğullarım da bunu kabul etmişlerdir.”
7206. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، حَدَّثَنَا حَاتِمٌ، عَنْ يَزِيدَ، قَالَ قُلْتُ لِسَلَمَةَ عَلَى أَىِّ شَىْءٍ بَايَعْتُمُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ الْحُدَيْبِيَةِ قَالَ عَلَى الْمَوْتِ.
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti, Hatim bize tahdis etti; Yezid’den. Dedi ki: Seleme’ye: “Hudeybiye günü Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ne üzerine beyat ettiniz?” dedim. “Ölüm üzerine” dedi.
7207. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدِ بْنِ أَسْمَاءَ، حَدَّثَنَا جُوَيْرِيَةُ، عَنْ مَالِكٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَنَّ حُمَيْدَ بْنَ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، أَخْبَرَهُ أَنَّ الْمِسْوَرَ بْنَ مَخْرَمَةَ أَخْبَرَهُ. أَنَّ الرَّهْطَ الَّذِينَ وَلاَّهُمْ عُمَرُ اجْتَمَعُوا فَتَشَاوَرُوا، قَالَ لَهُمْ عَبْدُ الرَّحْمَنِ لَسْتُ بِالَّذِي أُنَافِسُكُمْ عَلَى هَذَا الأَمْرِ، وَلَكِنَّكُمْ إِنْ شِئْتُمُ اخْتَرْتُ لَكُمْ مِنْكُمْ. فَجَعَلُوا ذَلِكَ إِلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ، فَلَمَّا وَلَّوْا عَبْدَ الرَّحْمَنِ أَمْرَهُمْ فَمَالَ النَّاسُ عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ، حَتَّى مَا أَرَى أَحَدًا مِنَ النَّاسِ يَتْبَعُ أُولَئِكَ الرَّهْطَ وَلاَ يَطَأُ عَقِبَهُ، وَمَالَ النَّاسُ عَلَى عَبْدِ الرَّحْمَنِ يُشَاوِرُونَهُ تِلْكَ اللَّيَالِيَ حَتَّى إِذَا كَانَتِ اللَّيْلَةُ الَّتِي أَصْبَحْنَا مِنْهَا، فَبَايَعْنَا عُثْمَانَ قَالَ الْمِسْوَرُ طَرَقَنِي عَبْدُ الرَّحْمَنِ بَعْدَ هَجْعٍ مِنَ اللَّيْلِ فَضَرَبَ الْبَابَ حَتَّى اسْتَيْقَظْتُ فَقَالَ أَرَاكَ نَائِمًا، فَوَاللَّهِ مَا اكْتَحَلْتُ هَذِهِ اللَّيْلَةَ بِكَبِيرِ نَوْمٍ، انْطَلِقْ فَادْعُ الزُّبَيْرَ وَسَعْدًا، فَدَعَوْتُهُمَا لَهُ فَشَاوَرَهُمَا ثُمَّ دَعَانِي فَقَالَ ادْعُ لِي عَلِيًّا. فَدَعَوْتُهُ فَنَاجَاهُ حَتَّى ابْهَارَّ اللَّيْلُ، ثُمَّ قَامَ عَلِيٌّ مِنْ عِنْدِهِ، وَهْوَ عَلَى طَمَعٍ، وَقَدْ كَانَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ يَخْشَى مِنْ عَلِيٍّ شَيْئًا، ثُمَّ قَالَ ادْعُ لِي عُثْمَانَ، فَدَعَوْتُهُ فَنَاجَاهُ حَتَّى فَرَّقَ بَيْنَهُمَا الْمُؤَذِّنُ بِالصُّبْحِ، فَلَمَّا صَلَّى لِلنَّاسِ الصُّبْحَ وَاجْتَمَعَ أُولَئِكَ الرَّهْطُ عِنْدَ الْمِنْبَرِ، فَأَرْسَلَ إِلَى مَنْ كَانَ حَاضِرًا مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالأَنْصَارِ، وَأَرْسَلَ إِلَى أُمَرَاءِ الأَجْنَادِ وَكَانُوا وَافَوْا تِلْكَ الْحَجَّةَ مَعَ عُمَرَ، فَلَمَّا اجْتَمَعُوا تَشَهَّدَ عَبْدُ الرَّحْمَنِ ثُمَّ قَالَ أَمَّا بَعْدُ يَا عَلِيُّ، إِنِّي قَدْ نَظَرْتُ فِي أَمْرِ النَّاسِ فَلَمْ أَرَهُمْ يَعْدِلُونَ بِعُثْمَانَ، فَلاَ تَجْعَلَنَّ عَلَى نَفْسِكَ سَبِيلاً. فَقَالَ أُبَايِعُكَ عَلَى سُنَّةِ اللَّهِ وَرَسُولِهِ وَالْخَلِيفَتَيْنِ مِنْ بَعْدِهِ. فَبَايَعَهُ عَبْدُ الرَّحْمَنِ، وَبَايَعَهُ النَّاسُ الْمُهَاجِرُونَ وَالأَنْصَارُ وَأُمَرَاءُ الأَجْنَادِ وَالْمُسْلِمُونَ.
Abdullah b. Muhammed b. Esma bize tahdis etti, Cuveyriye bize tahdis etti; Malik’ten; Zühri’den. Humeyd b. Abdurrahman ona, Misver b. Mahreme’nin kendisine (şunu) haber verdiğini bildirmiştir: Ömer’in (işi kendilerine havale edip) tayin ettiği topluluk toplanıp istişare ettiler. Abdurrahman onlara: “Ben bu iş (hilafet) konusunda sizinle yarışacak değilim. Lakin dilerseniz sizin adınıza içinizden birini seçerim” dedi. Onlar da bu işi Abdurrahman’a bıraktılar. İşlerini Abdurrahman’a verdikleri zaman insanlar Abdurrahman’a meylettiler. Öyle ki insanlardan bir tanesinin bile o topluluğu takip ettiğini ve onların peşinden gittiğini görmüyordum. İnsanlar o gecelerde Abdurrahman’a yönelip onunla istişare ediyorlardı. Nihayet sabahında Osman’a beyat ettiğimiz gece olduğunda, Misver dedi ki: Abdurrahman gecenin bir kısmı geçtikten sonra kapımı çaldı. Ben uyanıncaya kadar kapıyı vurdu ve: “Seni uyuyor görüyorum! Vallahi ben bu gece çok az bir uyku dışında gözümü kırpmadım. Git, Zübeyr’i ve Sa’d’ı çağır” dedi. Ben de onları onun için çağırdım, onlarla istişare etti. Sonra beni çağırdı ve: “Ali’yi bana çağır” dedi. Onu çağırdım. Gece yarısı olana kadar onunla fısıldaştı. Sonra Ali, (hilafet konusunda) ümitli bir halde onun yanından kalktı. Abdurrahman ise Ali’den (bazı şeylerden dolayı) endişe ediyordu. Sonra: “Bana Osman’ı çağır” dedi. Onu çağırdım. Sabah müezzini aralarını ayırıncaya kadar onunla fısıldaştı. Sabah namazını insanlara kıldırdığı zaman, o topluluk minberin yanında toplandı. (Abdurrahman) Muhacirlerden ve Ensar’dan hazır bulunanlara haber gönderdi. Ordu komutanlarına da haber gönderdi –ki onlar o haccı Ömer ile birlikte yapmışlardı–. Toplandıkları zaman Abdurrahman şehadet getirdi (söze başladı) sonra şöyle dedi: “Amma ba’du; ey Ali! Ben insanların durumuna baktım; onların Osman’a denk birini tuttuklarını görmedim. Sakın kendi aleyhine bir yol açma.” (Abdurrahman Osman’a hitaben) dedi ki: “Sana Allah’ın sünneti, Resulü’nün sünneti ve ondan sonraki iki halifenin sünneti üzerine beyat ediyorum.” Böylece Abdurrahman ona beyat etti. İnsanlar, Muhacirler, Ensar, ordu komutanları ve Müslümanlar da ona beyat etti.
7208. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو عَاصِمٍ، عَنْ يَزِيدَ بْنِ أَبِي عُبَيْدٍ، عَنْ سَلَمَةَ، قَالَ بَايَعْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم تَحْتَ الشَّجَرَةِ فَقَالَ لِي " يَا سَلَمَةُ أَلاَ تُبَايِعُ ". قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَدْ بَايَعْتُ فِي الأَوَّلِ. قَالَ " وَفِي الثَّانِي ".
Ebu Asım bize tahdis etti; Yezid b. Ebi Ubeyd’den; Seleme’den. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e ağacın altında beyat ettik. Bana: “Ey Seleme! Beyat etmeyecek misin?” buyurdu. “Ey Allah’ın Resulü! Ben ilkinde beyat etmiştim” dedim. “(Olsun) ikincisinde de” buyurdu.
7209. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مَسْلَمَةَ، عَنْ مَالِكٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ ـ رضى الله عنهما ـ أَنَّ أَعْرَابِيًّا بَايَعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الإِسْلاَمِ، فَأَصَابَهُ وَعْكٌ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي. فَأَبَى، ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي. فَأَبَى، فَخَرَجَ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " الْمَدِينَةُ كَالْكِيرِ، تَنْفِي خَبَثَهَا، وَيَنْصَعُ طِيبُهَا ".
Abdullah b. Mesleme bize tahdis etti; Malik’ten; Muhammed b. Münkedir’den; Cabir b. Abdullah radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Bir bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e İslam üzerine beyat etti. Sonra ona bir humma isabet etti. Bunun üzerine: “Beyatimi ikale et (boz)” dedi. (Nebi) reddetti. Sonra (tekrar) ona geldi ve: “Beyatimi ikale et” dedi. (Nebi yine) reddetti. (Bedevi) çıkıp gitti. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Medine körük gibidir; pisliğini (cürufunu) dışarı atar, temizini (halis olanını) parlatır.”
7210. Hadis
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يَزِيدَ، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ ـ هُوَ ابْنُ أَبِي أَيُّوبَ ـ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو عَقِيلٍ، زُهْرَةُ بْنُ مَعْبَدٍ عَنْ جَدِّهِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ هِشَامٍ، وَكَانَ، قَدْ أَدْرَكَ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَذَهَبَتْ بِهِ أُمُّهُ زَيْنَبُ ابْنَةُ حُمَيْدٍ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ بَايِعْهُ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " هُوَ صَغِيرٌ " فَمَسَحَ رَأْسَهُ وَدَعَا لَهُ، وَكَانَ يُضَحِّي بِالشَّاةِ الْوَاحِدَةِ عَنْ جَمِيعِ أَهْلِهِ.
Ali b. Abdullah bize tahdis etti, Abdullah b. Yezid bize tahdis etti, Said –o İbn Ebi Eyyub’dur– bize tahdis etti. Dedi ki: Ebu Akil Zühre b. Ma’bed bana tahdis etti; dedesi Abdullah b. Hişam’dan [naklederek]. O, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e yetişmişti. Annesi Zeyneb bint Humeyd onu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e götürdü ve: “Ey Allah’ın Resulü! Şununla beyatlaş” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “O küçüktür” buyurdu. Başını okşadı ve ona dua etti. (Zühre dedi ki:) O (dedem Abdullah), bütün ailesi adına kurban olarak birtek koyun keserdi.
7211. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا مَالِكٌ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ،. أَنَّ أَعْرَابِيًّا، بَايَعَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى الإِسْلاَمِ فَأَصَابَ الأَعْرَابِيَّ وَعْكٌ بِالْمَدِينَةِ، فَأَتَى الأَعْرَابِيُّ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَقِلْنِي بَيْعَتِي، فَأَبَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي فَأَبَى، ثُمَّ جَاءَهُ فَقَالَ أَقِلْنِي بَيْعَتِي فَأَبَى فَخَرَجَ الأَعْرَابِيُّ، فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّمَا الْمَدِينَةُ كَالْكِيرِ تَنْفِي خَبَثَهَا وَيَنْصَعُ طِيبُهَا ".
Abdullah b. Yusuf bize tahdis etti, Malik bize haber verdi; Muhammed b. Münkedir’den; Cabir b. Abdullah’tan [naklederek]. Bir bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e İslam üzerine beyat etti. Medine’de bedeviye bir humma isabet etti. Bunun üzerine bedevi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e geldi ve: “Ey Allah’ın Resulü! Beyatimi ikale et (boz)” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem reddetti. Sonra (tekrar) ona geldi ve: “Beyatimi ikale et” dedi. (Resulullah) reddetti. Sonra (tekrar) ona geldi ve: “Beyatimi ikale et” dedi. (Resulullah) reddetti. Bedevi çıkıp gitti. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Medine ancak körük gibidir; pisliğini (cürufunu) dışarı atar, temizini (halis olanını) parlatır.”
7212. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدَانُ، عَنْ أَبِي حَمْزَةَ، عَنِ الأَعْمَشِ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ثَلاَثَةٌ لاَ يُكَلِّمُهُمُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ، وَلاَ يُزَكِّيهِمْ، وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ رَجُلٌ عَلَى فَضْلِ مَاءٍ بِالطَّرِيقِ يَمْنَعُ مِنْهُ ابْنَ السَّبِيلِ، وَرَجُلٌ بَايَعَ إِمَامًا لاَ يُبَايِعُهُ إِلاَّ لِدُنْيَاهُ، إِنْ أَعْطَاهُ مَا يُرِيدُ وَفَى لَهُ، وَإِلاَّ لَمْ يَفِ لَهُ، وَرَجُلٌ يُبَايِعُ رَجُلاً بِسِلْعَةٍ بَعْدَ الْعَصْرِ فَحَلَفَ بِاللَّهِ لَقَدْ أُعْطِيَ بِهَا كَذَا وَكَذَا فَصَدَّقَهُ، فَأَخَذَهَا، وَلَمْ يُعْطَ بِهَا ".
Abdan bize tahdis etti; Ebu Hamza’dan; A’meş’ten; Ebu Salih’ten; Ebu Hureyre’den [naklederek]. Dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Üç kişi vardır ki, kıyamet günü Allah onlarla konuşmaz, onları temize çıkarmaz ve onlar için elim bir azap vardır: (Birincisi) Yol üzerinde fazla suyu olup da onu yolcudan meneden adam. (İkincisi) Bir imama ancak dünyalığı için beyat eden adam; şayet ona istediğini verirse ona vefa gösterir, yoksa vefa göstermez. (Üçüncüsü) İkindi vaktinden sonra bir adamla bir mal alışverişi yapan ve: ‘Vallahi ona şu kadar verildi’ diye Allah’a yemin eden, (alıcının da) onu tasdik ettiği adam; sonra (alıcı) onu alır, oysa ona o (kadar fiyat) verilmemiştir.”
7213. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ، أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، وَقَالَ اللَّيْثُ، حَدَّثَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيُّ، أَنَّهُ سَمِعَ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ، يَقُولُ قَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَحْنُ فِي مَجْلِسٍ " تُبَايِعُونِي عَلَى أَنْ لاَ تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا، وَلاَ تَسْرِقُوا، وَلاَ تَزْنُوا، وَلاَ تَقْتُلُوا أَوْلاَدَكُمْ، وَلاَ تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ وَلاَ تَعْصُوا فِي مَعْرُوفٍ، فَمَنْ وَفَى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ، وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ فِي الدُّنْيَا فَهْوَ كَفَّارَةٌ لَهُ، وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَسَتَرَهُ اللَّهُ فَأَمْرُهُ إِلَى اللَّهِ إِنْ شَاءَ عَاقَبَهُ وَإِنْ شَاءَ عَفَا عَنْهُ "، فَبَايَعْنَاهُ عَلَى ذَلِكَ.
Ebu’l-Yeman bize tahdis etti, Şuayb bize haber verdi; Zühri’den. Ve Leys dedi ki: Yunus bana tahdis etti; İbn Şihab’dan. Ebu İdris el-Havlani bana haber verdi ki: O, Ubade b. Samit’i şöyle derken işitmiştir: Biz (bir) meclisteyken Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize şöyle buyurdu: “Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamanız, hırsızlık yapmamanız, zina etmemeniz, çocuklarınızı öldürmemeniz, ellerinizle ayaklarınız arasında uyduracağınız bir iftira ile gelmemeniz ve hiçbir maruf hususunda (bana) isyan etmemeniz üzerine bana beyat edin. Sizden kim sözünde durursa onun ecri Allah’a aittir. Kim bunlardan bir şeyi işler de dünyada cezalandırılırsa bu ona kefaret olur. Kim bunlardan bir şeyi işler de Allah onu örterse, onun işi Allah’a kalmıştır; dilerse ona azap eder, dilerse onu affeder.” (Ubade dedi ki:) Biz de bunun üzerine ona beyat ettik.
7214. Hadis
حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ، أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُرْوَةَ، عَنْ عَائِشَةَ ـ رضى الله عنها ـ قَالَتْ كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم يُبَايِعُ النِّسَاءَ بِالْكَلاَمِ بِهَذِهِ الآيَةِ {لاَ يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَيْئًا} قَالَتْ وَمَا مَسَّتْ يَدُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَدَ امْرَأَةٍ، إِلاَّ امْرَأَةً يَمْلِكُهَا.
Mahmud bize tahdis etti, Abdürrazzak bize tahdis etti, Ma’mer bize haber verdi; Zühri’den; Urve’den; Aişe radıyallahu anha’dan [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kadınlarla sözlü olarak, şu: {Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamaları...} [Mümtehine: 12] ayeti ile beyatleşirdi. (Aişe) dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in eli (yabancı) bir kadının eline asla değmemiştir; ancak sahip olduğu kadın müstesna.
7215. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَارِثِ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ حَفْصَةَ، عَنْ أُمِّ عَطِيَّةَ، قَالَتْ بَايَعْنَا النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَرَأَ عَلَىَّ {أَنْ لاَ يُشْرِكْنَ بِاللَّهِ شَيْئًا} وَنَهَانَا عَنِ النِّيَاحَةِ، فَقَبَضَتِ امْرَأَةٌ مِنَّا يَدَهَا فَقَالَتْ فُلاَنَةُ أَسْعَدَتْنِي وَأَنَا أُرِيدُ أَنْ أَجْزِيَهَا، فَلَمْ يَقُلْ شَيْئًا، ثُمَّ رَجَعَتْ، فَمَا وَفَتِ امْرَأَةٌ إِلاَّ أُمُّ سُلَيْمٍ وَأُمُّ الْعَلاَءِ، وَابْنَةُ أَبِي سَبْرَةَ امْرَأَةُ مُعَاذٍ أَوِ ابْنَةُ أَبِي سَبْرَةَ وَامْرَأَةُ مُعَاذٍ.
Müsedded bize tahdis etti, Abdülvaris bize tahdis etti; Eyyub’dan; Hafsa’dan; Ümmü Atiyye’den [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e beyat ettik. Bana: {Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmamaları...} (ayetini) okudu ve bize (ölü üzerine) feryat edip ağlamayı yasakladı. Bunun üzerine bizden bir kadın elini çekti ve: “Falanca kadın bana (ağı yakarken) yardım etmişti, ben de ona karşılık vermek istiyorum” dedi. (Nebi) hiçbir şey söylemedi. Sonra (o kadın) geri döndü. Ancak Ümmü Süleym, Ümmü’l-Ala ve Ebu Sebre’nin kızı Muaz’ın karısı (yahut Ebu Sebre’nin kızı ve Muaz’ın karısı) dışında hiçbir kadın vefa göstermedi.
7216. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو نُعَيْمٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ الْمُنْكَدِرِ، سَمِعْتُ جَابِرًا، قَالَ جَاءَ أَعْرَابِيٌّ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ بَايِعْنِي عَلَى الإِسْلاَمِ. فَبَايَعَهُ عَلَى الإِسْلاَمِ، ثُمَّ جَاءَ الْغَدَ مَحْمُومًا فَقَالَ أَقِلْنِي. فَأَبَى، فَلَمَّا وَلَّى قَالَ " الْمَدِينَةُ كَالْكِيرِ، تَنْفِي خَبَثَهَا، وَيَنْصَعُ طِيبُهَا ".
Ebu Nuaym bize tahdis etti, Süfyan bize tahdis etti; Muhammed b. Münkedir’den. Cabir’i işittim, dedi ki: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir bedevi geldi ve: ‘Benimle İslam üzerine beyatleş!’ dedi. (Nebi de) onunla İslam üzerine beyatleşti. Sonra ertesi gün hummalı bir halde geldi ve: ‘Beni (beyatimden) ikale et’ dedi. (Nebi) reddetti. O dönüp gidince (şöyle) buyurdu: ‘Medine körük gibidir; pisliğini (cürufunu) dışarı atar, temizini (halis olanını) parlatır.’”
7217. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، أَخْبَرَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ بِلاَلٍ، عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، سَمِعْتُ الْقَاسِمَ بْنَ مُحَمَّدٍ، قَالَ قَالَتْ عَائِشَةُ ـ رضى الله عنها ـ وَارَأْسَاهْ. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " ذَاكِ لَوْ كَانَ وَأَنَا حَىٌّ فَأَسْتَغْفِرُ لَكِ وَأَدْعُو لَكِ ". فَقَالَتْ عَائِشَةُ وَاثُكْلِيَاهْ وَاللَّهِ إِنِّي لأَظُنُّكَ تُحِبُّ مَوْتِي وَلَوْ كَانَ ذَاكَ لَظَلِلْتَ آخِرَ يَوْمِكَ مُعَرِّسًا بِبَعْضِ أَزْوَاجِكَ. فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " بَلْ أَنَا وَارَأْسَاهْ لَقَدْ هَمَمْتُ ـ أَوْ أَرَدْتُ ـ أَنْ أُرْسِلَ إِلَى أَبِي بَكْرٍ وَابْنِهِ فَأَعْهَدَ أَنْ يَقُولَ الْقَائِلُونَ أَوْ يَتَمَنَّى الْمُتَمَنُّونَ ". ثُمَّ قُلْتُ يَأْبَى اللَّهُ وَيَدْفَعُ الْمُؤْمِنُونَ، أَوْ يَدْفَعُ اللَّهُ وَيَأْبَى الْمُؤْمِنُونَ.
Yahya b. Yahya bize tahdis etti, Süleyman b. Bilal bize haber verdi; Yahya b. Said’den. Kasım b. Muhammed’i işittim, dedi ki: Aişe radıyallahu anha: “Vah başım!” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Eğer o (ölüm) ben hayattayken olursa, şüphesiz senin için istiğfar eder ve sana dua ederim” buyurdu. Aişe: “Vah başıma gelenler! Vallahi ben senin benim ölümümü istediğini zannediyorum. Şayet o olsaydı, gününün sonunda eşlerinden bazısıyla zifafa girerdin” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem: “Bilakis ben, vah başım(ın ağrısı)! Ebu Bekir’e ve oğluna (haber) gönderip (onu yerime halife) tayin etmeyi düşündüm –veya istedim–. Ta ki (dedikodu yapan) soyleyiciler bir şey söylemesin yahut (boş) temennide bulunanlar temenni etmesinler. Sonra: ‘Allah (başkasına) razı olmaz, müminler de (Ebu Bekir’den başkasını) defederler -yahut ‘Allah defeder, müminler de razı olmazlar’-‘ dedim” buyurdu.
7218. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ، أَخْبَرَنَا سُفْيَانُ، عَنْ هِشَامِ بْنِ عُرْوَةَ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ ـ رضى الله عنهما ـ قَالَ قِيلَ لِعُمَرَ أَلاَ تَسْتَخْلِفُ قَالَ إِنْ أَسْتَخْلِفْ فَقَدِ اسْتَخْلَفَ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي أَبُو بَكْرٍ، وَإِنْ أَتْرُكْ فَقَدْ تَرَكَ مَنْ هُوَ خَيْرٌ مِنِّي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَثْنَوْا عَلَيْهِ فَقَالَ رَاغِبٌ رَاهِبٌ، وَدِدْتُ أَنِّي نَجَوْتُ مِنْهَا كَفَافًا لاَ لِي وَلاَ عَلَىَّ لاَ أَتَحَمَّلُهَا حَيًّا وَمَيِّتًا.
Muhammed b. Yusuf bize tahdis etti, Süfyan bize haber verdi; Hişam b. Urve’den; babasından; Abdullah b. Ömer radıyallahu anhumâ’dan [naklederek]. Dedi ki: Ömer’e: “Yerine (halife) tayin etmeyecek misin?” denildi. O da: “Eğer halife tayin edersem, benden hayırlı olan kimse, Ebu Bekir halife tayin etmişti. Eğer (kendi hallerine) bırakırsam, benden hayırlı olan kimse, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de (yerine tayin etmeyi) terk etmişti” dedi. Bunun üzerine onu övdüler, o da şöyle dedi: “(Ben hem sevaba) rağbet eden, hem de (azaptan) korkan biriyim. İsterdim ki, bu (hilafet işin)den başa baş (kefaf) olarak kurtulayım; ne lehime olsun ne de aleyhime. Hem sağken hem ölü iken onun yükünü çekemem.”
7219. Hadis
حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ مُوسَى، أَخْبَرَنَا هِشَامٌ، عَنْ مَعْمَرٍ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، أَخْبَرَنِي أَنَسُ بْنُ مَالِكٍ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّهُ سَمِعَ خُطْبَةَ، عُمَرَ الآخِرَةَ حِينَ جَلَسَ عَلَى الْمِنْبَرِ، وَذَلِكَ الْغَدُ مِنْ يَوْمٍ تُوُفِّيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم فَتَشَهَّدَ وَأَبُو بَكْرٍ صَامِتٌ لاَ يَتَكَلَّمُ قَالَ كُنْتُ أَرْجُو أَنْ يَعِيشَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى يَدْبُرَنَا ـ يُرِيدُ بِذَلِكَ أَنْ يَكُونَ آخِرَهُمْ ـ فَإِنْ يَكُ مُحَمَّدٌ صلى الله عليه وسلم قَدْ مَاتَ، فَإِنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَدْ جَعَلَ بَيْنَ أَظْهُرِكُمْ نُورًا تَهْتَدُونَ بِهِ بِمَا هَدَى اللَّهُ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم وَإِنَّ أَبَا بَكْرٍ صَاحِبُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ثَانِي اثْنَيْنِ، فَإِنَّهُ أَوْلَى الْمُسْلِمِينَ بِأُمُورِكُمْ، فَقُومُوا فَبَايِعُوهُ. وَكَانَتْ طَائِفَةٌ مِنْهُمْ قَدْ بَايَعُوهُ قَبْلَ ذَلِكَ فِي سَقِيفَةِ بَنِي سَاعِدَةَ، وَكَانَتْ بَيْعَةُ الْعَامَّةِ عَلَى الْمِنْبَرِ. قَالَ الزُّهْرِيُّ عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ سَمِعْتُ عُمَرَ يَقُولُ لأَبِي بَكْرٍ يَوْمَئِذٍ اصْعَدِ الْمِنْبَرَ. فَلَمْ يَزَلْ بِهِ حَتَّى صَعِدَ الْمِنْبَرَ، فَبَايَعَهُ النَّاسُ عَامَّةً.
İbrahim b. Musa bize tahdis etti, Hişam bize haber verdi; Ma’mer’den; Zühri’den. Enes b. Malik radıyallahu anh bana haber verdi ki: O, Ömer’in minbere oturduğu zaman okuduğu son hutbesini işitmiştir. Bu, Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’in vefat ettiği günün ertesi günüydü. (Ömer) şehadet getirdi (söze başladı), Ebu Bekir ise susmuş konuşmuyordu. Dedi ki: “Ben Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yaşamasını ve bizim sonumuzu getirmesini (en son vefat edenimiz olmasını) umuyordum. –Bununla O’nun (ömürce) en sonuncusu olmasını kastediyordu– Eğer Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem ölmüşse, şüphesiz Allah Teala (Kur’an gibi) bir nuru aranızda kılmıştır ki; Allah Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem’e ne ile hidayet ettiyse siz de onunla o sayede hidayet bulursunuz. Muhakkak ki Ebu Bekir, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in arkadaşıdır, ikinin ikincisidir. O, Müslümanların işlerine en layık olanıdır. Kalkın ve ona beyat edin.” Onlardan bir grup daha önce Benî Saide Çardağı’nda ona beyat etmişlerdi. (Bu ise) minber üzerindeki umumi beyattı. Zühri, Enes b. Malik’ten (naklederek) dedi ki: O gün Ömer’in Ebu Bekir’e: “Minbere çık” dediğini işittim. Minbere çıkıncaya kadar ona ısrar etmeye devam etti. (Nihayet çıktı) ve insanların hepsi ona beyat etti.
7220. Hadis
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ أَتَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم امْرَأَةٌ فَكَلَّمَتْهُ فِي شَىْءٍ فَأَمَرَهَا أَنْ تَرْجِعَ إِلَيْهِ، قَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ إِنْ جِئْتُ وَلَمْ أَجِدْكَ، كَأَنَّهَا تُرِيدُ الْمَوْتَ، قَالَ " إِنْ لَمْ تَجِدِينِي فَأْتِي أَبَا بَكْرٍ ".
Abdulaziz b. Abdullah bize tahdis etti, İbrahim b. Sa’d bize tahdis etti; babasından; Muhammed b. Cübeyr b. Mut’im’den; babasından [naklederek]. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’e bir kadın geldi ve onunla bir şey hakkında konuştu. (Nebi) ona, kendisine tekrar gelmesini emretti. Kadın: “Ey Allah’ın Resulü! Ne dersin, eğer gelir de seni bulamazsam?” dedi. –Sanki ölümü kastediyordu.– Bunun üzerine: “Eğer beni bulamazsan Ebu Bekir’e gel” buyurdu.
7221. Hadis
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، عَنْ سُفْيَانَ، حَدَّثَنِي قَيْسُ بْنُ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرٍ ـ رضى الله عنه ـ قَالَ لِوَفْدِ بُزَاخَةَ تَتْبَعُونَ أَذْنَابَ الإِبِلِ حَتَّى يُرِيَ اللَّهُ خَلِيفَةَ نَبِيِّهِ صلى الله عليه وسلم وَالْمُهَاجِرِينَ أَمْرًا يَعْذِرُونَكُمْ بِهِ.
Müsedded bize tahdis etti, Yahya bize tahdis etti; Süfyan’dan. Kays b. Müslim bana tahdis etti; Tarık b. Şihab’dan; Ebu Bekir radıyallahu anh’tan [naklederek]. O, Büzaha heyetine şöyle dedi: “Allah, Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem’in halifesine ve Muhacirlere, sizi mazur görüp (affedecekleri) bir durumu gösterinceye kadar siz de deve kuyruklarını takip edeceksiniz (savaşmayıp çobanlık yapacaksınız).”
7222. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ، سَمِعْتُ جَابِرَ بْنَ سَمُرَةَ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ " يَكُونُ اثْنَا عَشَرَ أَمِيرًا ـ فَقَالَ كَلِمَةً لَمْ أَسْمَعْهَا فَقَالَ أَبِي إِنَّهُ قَالَ ـ كُلُّهُمْ مِنْ قُرَيْشٍ ".
Muhammed b. Müsenna bana tahdis etti, Gunder bize tahdis etti, Şu’be bize tahdis etti; Abdülmelik’ten. Cabir b. Semure’yi işittim, dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem’i: “On iki emir olacaktır” buyururken işittim. –Peşinden bir kelime söyledi (fakat) ben onu işitmedim. Bunun üzerine babam, O’nun: “Hepsi Kureyş’tendir” dediğini (söyledi).–
7224. Hadis
حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، حَدَّثَنِي مَالِكٌ، عَنْ أَبِي الزِّنَادِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ ـ رضى الله عنه ـ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَقَدْ هَمَمْتُ أَنْ آمُرَ بِحَطَبٍ يُحْتَطَبُ، ثُمَّ آمُرَ بِالصَّلاَةِ فَيُؤَذَّنَ لَهَا، ثُمَّ آمُرَ رَجُلاً فَيَؤُمَّ النَّاسَ، ثُمَّ أُخَالِفَ إِلَى رِجَالٍ فَأُحَرِّقَ عَلَيْهِمْ بُيُوتَهُمْ، وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَوْ يَعْلَمُ أَحَدُكُمْ أَنَّهُ يَجِدُ عَرْقًا سَمِينًا أَوْ مَرْمَاتَيْنِ حَسَنَتَيْنِ لَشَهِدَ الْعِشَاءَ ". قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ يُوسُفَ قَالَ يُونُسُ قَالَ مُحَمَّدُ بْنُ سُلَيْمَانَ قَالَ أَبُو عَبْدِ اللَّهِ مِرْمَاةٌ مَا بَيْنَ ظِلْفِ الشَّاةِ مِنَ اللَّحْمِ مِثْلُ مِنْسَاةٍ وَمِيضَاةٍ. الْمِيمُ مَخْفُوضَةٌ.
İsmail bize tahdis etti, Malik bana tahdis etti; Ebu’z-Zinad’dan; A’rec’den; Ebu Hureyre radıyallahu anh’tan [naklederek]. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki; odun toplanılmasını emretmeyi, sonra namaz için ezan okunmasını emretmeyi, sonra bir adama emredip insanlara imam olmasını (sağlamayı), sonra da (cemaate gelmeyen) adamlara gidip evlerini üzerlerine yakmayı düşündüm. Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki; onlardan biri yağlı bir et parçası veya iki güzel koyun paçası bulacağını bilseydi mutlaka yatsı namazına gelirdi.” Muhammed b. Yusuf dedi ki: Yunus dedi ki: Muhammed b. Süleyman dedi ki: Ebu Abdullah (Buhari) dedi ki: Mirmat; koyunun tırnakları arasındaki ettir. Minse ve midat veznindedir. (Mirmat kelimesindeki) Mim harfi esrelidir.
7225. Hadis
حَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ بُكَيْرٍ، حَدَّثَنَا اللَّيْثُ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ، أَنَّ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ ـ وَكَانَ قَائِدَ كَعْبٍ مِنْ بَنِيهِ حِينَ عَمِيَ ـ قَالَ سَمِعْتُ كَعْبَ بْنَ مَالِكٍ، قَالَ لَمَّا تَخَلَّفَ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فِي غَزْوَةِ تَبُوكَ ـ فَذَكَرَ حَدِيثَهُ ـ وَنَهَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الْمُسْلِمِينَ عَنْ كَلاَمِنَا، فَلَبِثْنَا عَلَى ذَلِكَ خَمْسِينَ لَيْلَةً، وَآذَنَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِتَوْبَةِ اللَّهِ عَلَيْنَا.
Yahya b. Bükeyr bana tahdis etti, Leys bize tahdis etti; Ukayl’den; İbn Şihab’dan; Abdurrahman b. Abdullah b. Ka’b b. Malik’ten (naklederek). Abdullah b. Ka’b b. Malik –ki o, gözleri kör olduğu zaman oğulları arasından Ka’b’ın rehberi idi– dedi ki: Ka’b b. Malik şunu söylerken işittim; Tebük Gazvesi’nde Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’den geri kaldığı zaman: –(Ravi) onun hadisini zikretti– “Ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Müslümanları bizimle konuşmaktan nehyetti. Biz bu (hal) üzere elli gece kaldık. Sonunda Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Allah’ın tövbemizi kabul ettiğini bildirdi.”