Tevhid Kitabı

El-Buhari · Sahih-i Buhari (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

7447. Hadis

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَهَّابِ، حَدَّثَنَا أَيُّوبُ، عَنْ مُحَمَّدٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِي بَكْرَةَ، عَنِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ الزَّمَانُ قَدِ اسْتَدَارَ كَهَيْئَتِهِ يَوْمَ خَلَقَ اللَّهُ السَّمَوَاتِ وَالأَرْضَ، السَّنَةُ اثْنَا عَشَرَ شَهْرًا، مِنْهَا أَرْبَعَةٌ حُرُمٌ ثَلاَثٌ مُتَوَالِيَاتٌ ذُو الْقَعَدَةِ وَذُو الْحَجَّةِ وَالْمُحَرَّمُ، وَرَجَبُ مُضَرَ الَّذِي بَيْنَ جُمَادَى وَشَعْبَانَ، أَىُّ شَهْرٍ هَذَا ‏"‏‏.‏ قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ فَسَكَتَ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ يُسَمِّيهِ بِغَيْرِ اسْمِهِ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ ذَا الْحَجَّةِ ‏"‏‏.‏ قُلْنَا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ أَىُّ بَلَدٍ هَذَا ‏"‏‏.‏ قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ‏.‏ فَسَكَتَ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ بِغَيْرِ اسْمِهِ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ الْبَلْدَةَ ‏"‏‏.‏ قُلْنَا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَأَىُّ يَوْمٍ هَذَا ‏"‏‏.‏ قُلْنَا اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ فَسَكَتَ حَتَّى ظَنَنَّا أَنَّهُ سَيُسَمِّيهِ بِغَيْرِ اسْمِهِ قَالَ ‏"‏ أَلَيْسَ يَوْمَ النَّحْرِ ‏"‏‏.‏ قُلْنَا بَلَى‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّ دِمَاءَكُمْ وَأَمْوَالَكُمْ ـ قَالَ مُحَمَّدٌ وَأَحْسِبُهُ قَالَ وَأَعْرَاضَكُمْ ـ عَلَيْكُمْ حَرَامٌ، كَحُرْمَةِ يَوْمِكُمْ هَذَا فِي بَلَدِكُمْ هَذَا فِي شَهْرِكُمْ هَذَا، وَسَتَلْقَوْنَ رَبَّكُمْ فَيَسْأَلُكُمْ عَنْ أَعْمَالِكُمْ، أَلاَ فَلاَ تَرْجِعُوا بَعْدِي ضُلاَّلاً، يَضْرِبُ بَعْضُكُمْ رِقَابَ بَعْضٍ، أَلاَ لِيُبَلِّغِ الشَّاهِدُ الْغَائِبَ، فَلَعَلَّ بَعْضَ مَنْ يَبْلُغُهُ أَنْ يَكُونَ أَوْعَى مِنْ بَعْضِ مَنْ سَمِعَهُ ‏"‏‏.‏ فَكَانَ مُحَمَّدٌ إِذَا ذَكَرَهُ قَالَ صَدَقَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ثُمَّ قَالَ ‏"‏ أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ أَلاَ هَلْ بَلَّغْتُ ‏"‏‏.‏

Muhammed b. Müsenna bize tahdis etti. Abdülvehhab bize tahdis etti. Eyyub bize tahdis etti. Muhammed'den; [o] İbn Ebi Bekre'den; [o] Ebu Bekre'den; [o da] Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'den [nakletti]. O şöyle buyurdu: “Zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki heyetine (şekline) dönmüştür. Sene on iki aydır. Bunlardan dördü haram (aylar)dır. Üçü peş peşedir: Zilkade, Zilhicce ve Muharrem. (Biri de) Cemaziye(lahir) ile Şaban arasındaki mudar'ın Recep ayıdır. Bu (içinde bulunduğumuz) ay hangi aydır?” Biz: “Allah ve Resulü en iyi bilendir,” dedik. (Resulullah) sustu; hatta biz O'nun bu aya isminden başka bir isim vereceğini sandık. “Zilhicce (ayı) değil midir?” buyurdu. “Evet,” dedik. “Bu belde (şehir) hangi beldedir?” buyurdu. “Allah ve Resulü en iyi bilendir,” dedik. Sustu; hatta biz O'nun bu beldeye isminden başka bir isim vereceğini sandık. “Belde (Mekke) değil midir?” buyurdu. “Evet,” dedik. “Bu gün hangi gündür?” buyurdu. “Allah ve Resulü en iyi bilendir,” dedik. Sustu; hatta biz O'nun bu güne isminden başka bir isim vereceğini sandık. “Yevmü'n-Nahr (Kurban Bayramı günü) değil midir?” buyurdu. “Evet,” dedik. Buyurdu ki: “Şüphesiz kanlarınız ve mallarınız —(Ravi) Muhammed dedi ki: Sanırım şöyle de dedi: Ve ırzlarınız (namuslarınız)—; bu beldenizde, bu ayınızda, bu gününüzün haramlığı (dokunulmazlığı) gibi size haramdır. Rabbinize kavuşacaksınız ve O size amellerinizi soracak. Dikkat edin! Benden sonra sakın birbirinizin boynunu vuran sapıklar olarak (eski halinize) dönmeyin. Dikkat edin! (Burada) hazır bulunan (şahit olan), burada olmayana (gaib olana) tebliğ etsin. Belki de kendisine tebliğ edilen kimse, (sözümü bizzat) işitenden daha iyi kavrayıp ezberleyebilir (koruyabilir).” (Ravi) Muhammed [b. Şirin], bunu zikrettiği zaman: “Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem doğru söyledi,” der, sonra[Resulullah'ın şöyle dediğini] söylerdi: “Dikkat edin! Tebliğ ettim mi? Dikkat edin! Tebliğ ettim mi?”