109_2. Hadis
وَحَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، ح وَحَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَمْرٍو الأَشْعَثِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْثَرٌ، ح وَحَدَّثَنِي يَحْيَى بْنُ حَبِيبٍ الْحَارِثِيُّ، حَدَّثَنَا خَالِدٌ، - يَعْنِي ابْنَ الْحَارِثِ - حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، كُلُّهُمْ بِهَذَا الإِسْنَادِ مِثْلَهُ . وَفِي رِوَايَةِ شُعْبَةَ عَنْ سُلَيْمَانَ قَالَ سَمِعْتُ ذَكْوَانَ .
Züheyr b. Harb bana tahdis etti. Cerir bize tahdis etti. (H). Ve Said b. Amr el-Eş'asi bize tahdis etti. Abser bize tahdis etti. (H). Ve Yahya b. Habib el-Harisi bana tahdis etti. Halid —yani İbnü'l-Haris— bize tahdis etti. Şu'be bize tahdis etti. Hepsi bu isnadla [öncekinin] misliyle [tahdis ettiler]. Şu'be'nin rivayetinde; Süleyman'dan: “Zekvan'ı işittim,” [denilmiştir].