138_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، وَوَكِيعٌ، ح وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ الْحَنْظَلِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ هُوَ فِيهَا فَاجِرٌ لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ " . قَالَ فَدَخَلَ الأَشْعَثُ بْنُ قَيْسٍ فَقَالَ مَا يُحَدِّثُكُمْ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ قَالُوا كَذَا وَكَذَا . قَالَ صَدَقَ أَبُو عَبْدِ الرَّحْمَنِ فِيَّ نَزَلَتْ كَانَ بَيْنِي وَبَيْنَ رَجُلٍ أَرْضٌ بِالْيَمَنِ فَخَاصَمْتُهُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ " هَلْ لَكَ بَيِّنَةٌ " . فَقُلْتُ لاَ . قَالَ " فَيَمِينُهُ " . قُلْتُ إِذًا يَحْلِفُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عِنْدَ ذَلِكَ " مَنْ حَلَفَ عَلَى يَمِينِ صَبْرٍ يَقْتَطِعُ بِهَا مَالَ امْرِئٍ مُسْلِمٍ هُوَ فِيهَا فَاجِرٌ لَقِيَ اللَّهَ وَهُوَ عَلَيْهِ غَضْبَانُ " . فَنَزَلَتْ { إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً} إِلَى آخِرِ الآيَةِ .
Ebu Bekir b. Ebi Şeybe bize tahdis etti. Veki' bize tahdis etti. (H). İbn Nümeyr bize tahdis etti. Ebu Muaviye ve Veki' bize tahdis ettiler. (H). İshak b. İbrahim el-Hanzalî bize tahdis etti; —lafız onundur— Veki' bize haber verdi. A'meş'ten; [o] Ebu Vail'den; [o] Abdullah'tan; [o da] Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'den [naklen]. Buyurdu ki: “Kim, bir Müslüman'ın malını kesip almak için yemin-i sabr eder de [yalan yere yemin ettiği için] günahkâr [fâcir] olursa; Allah'a, O kendisine çok gazaplı olduğu hâlde kavuşur.” Abdullah b. Mesud dedi ki: O sırada el-Eş'as b. Kays içeri girdi ve: “Ebu Abdurrahman size ne anlatıyor?” diye sordu. Dediler ki: “Şöyle şöyle...” el-Eş'as: “Ebu Abdurrahman doğru söyledi. Bu [hadis/ayet] benim hakkımda indi. Yemen'de benimle bir adam arasında bir arazi vardı. Onunla Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in huzurunda davalaştık. Buyurdu ki: ‘Bir delilin var mı?’ Ben: ‘Hayır,’ dedim. Buyurdu ki: ‘O halde [davalının] yemini [geçerlidir].’ Ben: ‘O zaman yemin eder [ve malı götürür],’ dedim. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem işte o sırada: ‘Kim, bir Müslüman'ın malını kesip almak için yemin-i sabr eder de günahkâr olursa; Allah'a, O kendisine çok gazaplı olduğu hâlde kavuşur,’ buyurdu. Bunun üzerine: { إِنَّ الَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ اللَّهِ وَأَيْمَانِهِمْ ثَمَنًا قَلِيلاً } “Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedel karşılığında satanlar...” [Âl-i İmrân, 77] ayeti ayetin sonuna kadar indi,” dedi.