İman Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

24_1. Hadis

وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ لَمَّا حَضَرَتْ أَبَا طَالِبٍ الْوَفَاةُ جَاءَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَوَجَدَ عِنْدَهُ أَبَا جَهْلٍ وَعَبْدَ اللَّهِ بْنَ أَبِي أُمَيَّةَ بْنِ الْمُغِيرَةِ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ يَا عَمِّ قُلْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏.‏ كَلِمَةً أَشْهَدُ لَكَ بِهَا عِنْدَ اللَّهِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي أُمَيَّةَ يَا أَبَا طَالِبٍ أَتَرْغَبُ عَنْ مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ‏.‏ فَلَمْ يَزَلْ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَعْرِضُهَا عَلَيْهِ وَيُعِيدُ لَهُ تِلْكَ الْمَقَالَةَ حَتَّى قَالَ أَبُو طَالِبٍ آخِرَ مَا كَلَّمَهُمْ هُوَ عَلَى مِلَّةِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ ‏.‏ وَأَبَى أَنْ يَقُولَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَا وَاللَّهِ لأَسْتَغْفِرَنَّ لَكَ مَا لَمْ أُنْهَ عَنْكَ ‏"‏ ‏.‏ فَأَنْزَلَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ ‏{‏ مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذِينَ آمَنُوا أَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوا أُولِي قُرْبَى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَابُ الْجَحِيمِ‏}‏ ‏.‏ وَأَنْزَلَ اللَّهُ تَعَالَى فِي أَبِي طَالِبٍ فَقَالَ لِرَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏{‏ إِنَّكَ لاَ تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَكِنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَنْ يَشَاءُ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ‏}‏‏.‏

Ve Harmele b. Yahya et-Tucibi bize tahdis etti. Abdullah b. Vehb bize haber verdi. Dedi ki: Yunus bana haber verdi. İbn Şihab'dan. Dedi ki: Said b. el-Müseyyeb bana haber verdi. Babasından [naklen]. Dedi ki: Ebu Talib'e ölüm (hali) geldiği zaman Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona geldi. Ve onun yanında Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebi Ümeyye b. Muğire'yi buldu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey amca! La ilahe illallah, de. (Bu) bir kelimedir ki, onunla Allah katında senin lehine şahitlik edeyim,” buyurdu. Ebu Cehil ve Abdullah b. Ebi Ümeyye: “Ey Ebu Talib! Abdulmuttalib'in milletinden (dininden) yüz mü çeviriyorsun?” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu (kelime-i tevhidi) ona arz etmeye devam etti. Ve o sözü ona tekrar ediyordu. Nihayet Ebu Talib onlara son söz olarak: “O, Abdulmuttalib'in milleti üzerinedir,” dedi. Ve La ilahe illallah demekten kaçındı. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Dikkat et! Vallahi, senin hakkında nehyolunmadığım sürece senin için mutlaka istiğfar edeceğim,” buyurdu. Bunun üzerine Allah azze ve celle (şu ayeti) indirdi: { مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ... } “Cehennem ehli oldukları onlara belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar; müşrikler için mağfiret dilemek; ne Nebiye ne de iman edenlere yaraşır.” (Tevbe, 113). Ve Allah Teala Ebu Talib hakkında (şu ayeti) indirdi ve Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e (şöyle) buyurdu: { إِنَّكَ لاَ تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ... } “Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Lakin Allah dilediği kimseyi hidayete erdirir. Ve O hidayete erecek olanları daha iyi bilir.” (Kasas, 56).