94_2. Hadis
حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَأَحْمَدُ بْنُ خِرَاشٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الصَّمَدِ بْنُ عَبْدِ الْوَارِثِ، حَدَّثَنَا أَبِي قَالَ، حَدَّثَنِي حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنِ ابْنِ بُرَيْدَةَ، أَنَّ يَحْيَى بْنَ يَعْمَرَ، حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا الأَسْوَدِ الدِّيلِيَّ حَدَّثَهُ أَنَّ أَبَا ذَرٍّ حَدَّثَهُ قَالَ أَتَيْتُ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ نَائِمٌ عَلَيْهِ ثَوْبٌ أَبْيَضُ ثُمَّ أَتَيْتُهُ فَإِذَا هُوَ نَائِمٌ ثُمَّ أَتَيْتُهُ وَقَدِ اسْتَيْقَظَ فَجَلَسْتُ إِلَيْهِ فَقَالَ " مَا مِنْ عَبْدٍ قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ثُمَّ مَاتَ عَلَى ذَلِكَ إِلاَّ دَخَلَ الْجَنَّةَ " . قُلْتُ وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ " وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ " . قُلْتُ وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ قَالَ " وَإِنْ زَنَى وَإِنْ سَرَقَ " . ثَلاَثًا ثُمَّ قَالَ فِي الرَّابِعَةِ " عَلَى رَغْمِ أَنْفِ أَبِي ذَرٍّ " قَالَ فَخَرَجَ أَبُو ذَرٍّ وَهُوَ يَقُولُ وَإِنْ رَغِمَ أَنْفُ أَبِي ذَرٍّ .
Züheyr b. Harb ve Ahmed b. Hıraş bize tahdis ettiler. Dediler ki: Abdüssamed b. Abdülvaris bize tahdis etti. Babam bize tahdis etti. [Dedi ki]: Hüseyin el-Muallim bana tahdis etti. İbn Büreyde'den [naklen]. Yahya b. Ya'mer ona tahdis etti ki; Ebu'l-Esved ed-Dili ona tahdis etti; Ebu Zer ona tahdis etti. Dedi ki: Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'e geldim, üzerinde beyaz bir örtü (sevb) olduğu halde uyuyordu. Sonra [tekrar] geldim, yine uyuyordu. Sonra [tekrar] geldim, uyanmıştı. Yanına oturdum, [şöyle] buyurdu: “Kim ‘La ilahe illallah’ der ve sonra bu [hal] üzere ölürse; o mutlaka cennete girer.” Ben: “Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?” dedim. “Zina etse de, hırsızlık yapsa da,” buyurdu. Ben: “Zina etse de, hırsızlık yapsa da mı?” dedim. “Zina etse de, hırsızlık yapsa da,” buyurdu. —[Bunu] üç defa [tekrarladı]— Dördüncüde: “Ebu Zer'in burnu yerlerde sürünse de [istemese de],” buyurdu. Dedi ki: Bunun üzerine Ebu Zer: “Ebu Zer'in burnu yerlerde sürünse de,” diyerek [oradan] çıktı.