969_2. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ قَالَ يَحْيَى أَخْبَرَنَا وَقَالَ الآخَرَانِ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، عَنْ سُفْيَانَ، عَنْ حَبِيبِ بْنِ أَبِي ثَابِتٍ، عَنْ أَبِي وَائِلٍ، عَنْ أَبِي، الْهَيَّاجِ الأَسَدِيِّ قَالَ قَالَ لِي عَلِيُّ بْنُ أَبِي طَالِبٍ أَلاَّ أَبْعَثُكَ عَلَى مَا بَعَثَنِي عَلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ لاَ تَدَعَ تِمْثَالاً إِلاَّ طَمَسْتَهُ وَلاَ قَبْرًا مُشْرِفًا إِلاَّ سَوَّيْتَهُ . وَحَدَّثَنِيهِ أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا يَحْيَى، - وَهُوَ الْقَطَّانُ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنِي حَبِيبٌ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ وَلاَ صُورَةً إِلاَّ طَمَسْتَهَا .
Bize Yahya b. Yahya, Ebu Bekir b. Ebi Şeybe ve Züheyir b. Harb anlattılar; Yahya: “Bize haber verdi.”, diğer ikisi ise: “Bize anlattı.” dediler; [onlara] Vekî', Süfyân'dan; o, Habîb b. Ebi Sâbit'ten; o, Ebu Vâil'den; o da Ebu'l-Heyyâc el-Esedî'den; [naklettiğine göre] Ali b. Ebi Tâlib [Ebu'l-Heyyâc'a]: “Seni, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in beni görevlendirdiği hususla görevlendireyim mi? [Şöyle ki]: Hiçbir heykel [bırakma] ki onu yok etmiş (şeklini bozmuş) olmayasın; hiçbir yükseltilmiş kabir de [bırakma] ki onu [toprakla] bir etmiş olmayasın.” dedi. Bana bunu Ebu Bekir b. Hallâd el-Bâhilî anlattı; bize Yahya -ki o el-Kattân'dır- anlattı; bize Süfyân anlattı; bana Habîb bu isnadla [hadisi] anlattı; ancak [Habîb, heykel kelimesi yerine]: “Hiçbir suret [bırakma] ki onu yok etmiş olmayasın.” dedi.