Zekât Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1064_6. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، ح . وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، وَأَحْمَدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الْفِهْرِيُّ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، وَالضَّحَّاكُ الْهَمْدَانِيُّ، أَنَّ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ، قَالَ بَيْنَا نَحْنُ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ يَقْسِمُ قَسْمًا أَتَاهُ ذُو الْخُوَيْصِرَةِ وَهُوَ رَجُلٌ مِنْ بَنِي تَمِيمٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ اعْدِلْ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ وَيْلَكَ وَمَنْ يَعْدِلُ إِنْ لَمْ أَعْدِلْ قَدْ خِبْتَ وَخَسِرْتَ إِنْ لَمْ أَعْدِلْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عُمَرُ بْنُ الْخَطَّابِ رضى الله عنه يَا رَسُولَ اللَّهِ ائْذَنْ لِي فِيهِ أَضْرِبْ عُنُقَهُ ‏.‏ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ دَعْهُ فَإِنَّ لَهُ أَصْحَابًا يَحْقِرُ أَحَدُكُمْ صَلاَتَهُ مَعَ صَلاَتِهِمْ وَصِيَامَهُ مَعَ صِيَامِهِمْ يَقْرَءُونَ الْقُرْآنَ لاَ يُجَاوِزُ تَرَاقِيَهُمْ يَمْرُقُونَ مِنَ الإِسْلاَمِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ يُنْظَرُ إِلَى نَصْلِهِ فَلاَ يُوجَدُ فِيهِ شَىْءٌ ثُمَّ يُنْظَرُ إِلَى رِصَافِهِ فَلاَ يُوجَدُ فِيهِ شَىْءٌ ثُمَّ يُنْظَرُ إِلَى نَضِيِّهِ فَلاَ يُوجَدُ فِيهِ شَىْءٌ - وَهُوَ الْقِدْحُ - ثُمَّ يُنْظَرُ إِلَى قُذَذِهِ فَلاَ يُوجَدُ فِيهِ شَىْءٌ سَبَقَ الْفَرْثَ وَالدَّمَ ‏.‏ آيَتُهُمْ رَجُلٌ أَسْوَدُ إِحْدَى عَضُدَيْهِ مِثْلُ ثَدْىِ الْمَرْأَةِ أَوْ مِثْلُ الْبَضْعَةِ تَدَرْدَرُ يَخْرُجُونَ عَلَى حِينِ فُرْقَةٍ مِنَ النَّاسِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ أَبُو سَعِيدٍ فَأَشْهَدُ أَنِّي سَمِعْتُ هَذَا مِنْ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَشْهَدُ أَنَّ عَلِيَّ بْنَ أَبِي طَالِبٍ - رضى الله عنه - قَاتَلَهُمْ وَأَنَا مَعَهُ فَأَمَرَ بِذَلِكَ الرَّجُلِ فَالْتُمِسَ فَوُجِدَ فَأُتِيَ بِهِ حَتَّى نَظَرْتُ إِلَيْهِ عَلَى نَعْتِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم الَّذِي نَعَتَ ‏.‏

Bana Ebu't-Tâhir anlattı; bize Abdullah b. Vehb haber verdi; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb'dan; bana Ebu Seleme b. Abdurrahman haber verdi; Ebu Said el-Hudrî'den. (H) Ve bana Harmele b. Yahya ve Ahmed b. Abdurrahman el-Fihrî anlattılar; dediler ki: Bize İbn Vehb haber verdi; bana Yunus haber verdi; İbn Şihâb'dan; bana Ebu Seleme b. Abdurrahman ve Dahhak el-Hemdanî haber verdi; Ebu Said el-Hudrî'den; dedi ki: Biz Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemin yanında iken ve O bir taksim yaparken Zü'l-Huveysıra geldi -ki o Beni Temim'den bir adamdır- ve: Ya Resulallah! Adalet et! dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Yazıklar olsun sana! Ben adalet etmezsem kim adalet eder? Eğer ben adalet etmezsem (sen) muhakkak hüsrana uğrar ve zarar edersin" buyurdu. Ömer b. el-Hattâb (r.a.): Ya Resulallah! Bana izin ver de şunun boynunu vurayım, dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Onu bırak! Şüphesiz onun öyle arkadaşları vardır ki, sizden biri kendi namazını onların namazı yanında, kendi orucunu onların orucu yanında küçük görür. Onlar Kur'an okurlar, (fakat okudukları) köprücük kemiklerini (boğazlarını) geçmez. Dinden, okun avdan çıktığı gibi çıkarlar. Okun demirine bakılır, onda hiçbir şey bulunmaz. Sonra okun giriş yerine (sargısına) bakılır, onda hiçbir şey bulunmaz. Sonra okun nediynesine (sapına) bakılır, onda hiçbir şey bulunmaz -nediy: oktur-. Sonra okun tüylerine bakılır, onda hiçbir şey bulunmaz. Ok, işkembeyi ve kanı (delip) geçmiştir. Onların alameti siyah bir adamdır. Pazularından biri kadının memesi gibidir veya sallanan bir et parçası gibidir. Onlar insanlar arasında ayrılık çıktığı bir zamanda (ortaya) çıkarlar" buyurdu. Ebu Said dedi ki: Şehadet ederim ki ben bu hadisi Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemden işittim. Ve yine şehadet ederim ki Ali b. Ebi Talib (r.a.) onlarla savaştığı zaman ben de onunla beraberdim. O adamın bulunmasını emretti. Arandı ve bulundu. (Öldürüldükten sonra) getirildi. Ben ona baktım, tıpkı Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellemin tarif ettiği nitelikler üzerindeydi.