987_4. Hadis
وَحَدَّثَنَاهُ قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ، - يَعْنِي الدَّرَاوَرْدِيَّ - عَنْ سُهَيْلٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ . وَسَاقَ الْحَدِيثَ . وَحَدَّثَنِيهِ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ بَزِيعٍ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا رَوْحُ بْنُ الْقَاسِمِ، حَدَّثَنَا سُهَيْلُ بْنُ أَبِي صَالِحٍ، بِهَذَا الإِسْنَادِ وَقَالَ بَدَلَ عَقْصَاءُ عَضْبَاءُ وَقَالَ " فَيُكْوَى بِهَا جَنْبُهُ وَظَهْرُهُ " . وَلَمْ يَذْكُرْ جَبِينُهُ .
Bize bunu Kuteybe b. Said de anlattı; bize Abdülaziz -yani ed-Derâverdî- Süheyl'den bu isnâd ile anlattı; hadisi sevk etti (nakletti). Bana bunu Muhammed b. Abdillah b. Bezî' de anlattı; bize Yezîd b. Zürey' anlattı; bize Ravh b. el-Kâsım anlattı; bize Süheyl b. Ebî Sâlih bu isnâd ile anlattı. [Ancak Ravh, Hafs rivayetinden farklı olarak] “aksâ” (boynuzu kıvrık) yerine “adbâ” (boynuzu kırık) dedi ve “[Ateşten levhalarla] onun yan tarafı ve sırtı dağlanır” ifadesini kullandı; [alnının dağlandığını ise] zikretmedi.