990_1. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنِ الْمَعْرُورِ بْنِ سُوَيْدٍ، عَنْ أَبِي ذَرٍّ، قَالَ انْتَهَيْتُ إِلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ جَالِسٌ فِي ظِلِّ الْكَعْبَةِ . فَلَمَّا رَآنِي قَالَ " هُمُ الأَخْسَرُونَ وَرَبِّ الْكَعْبَةِ " . قَالَ فَجِئْتُ حَتَّى جَلَسْتُ فَلَمْ أَتَقَارَّ أَنْ قُمْتُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ فِدَاكَ أَبِي وَأُمِّي مَنْ هُمْ قَالَ " هُمُ الأَكْثَرُونَ أَمْوَالاً إِلاَّ مَنْ قَالَ هَكَذَا وَهَكَذَا وَهَكَذَا - مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ وَعَنْ يَمِينِهِ وَعَنْ شِمَالِهِ - وَقَلِيلٌ مَا هُمْ مَا مِنْ صَاحِبِ إِبِلٍ وَلاَ بَقَرٍ وَلاَ غَنَمٍ لاَ يُؤَدِّي زَكَاتَهَا إِلاَّ جَاءَتْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ أَعْظَمَ مَا كَانَتْ وَأَسْمَنَهُ تَنْطِحُهُ بِقُرُونِهَا وَتَطَؤُهُ بِأَظْلاَفِهَا كُلَّمَا نَفِدَتْ أُخْرَاهَا عَادَتْ عَلَيْهِ أُولاَهَا حَتَّى يُقْضَى بَيْنَ النَّاسِ " .
Bize Ebu Bekir b. Ebi Şeybe anlattı; bize Vekî' anlattı; bize el-A'meş, Ma'rûr b. Süveyd'den anlattı; o da Ebu Zer'den; [naklettiğine göre] Ebu Zer şöyle demiştir: Kâbe'nin gölgesinde otururken Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına vardım. Beni görünce: “Kâbe'nin Rabbine yemin olsun ki onlar en çok hüsrana (zarara) uğrayanlardır!” buyurdu. Ben de gelip oturdum; ancak [meraktan] yerimde duramayıp ayağa kalktım ve: “Ya Resulallah! Babam ve annem sana feda olsun, onlar kimlerdir?” diye sordum. Buyurdu ki: “Onlar, malları en çok olanlardır. Ancak şöyle, şöyle ve şöyle -önünden, arkasından, sağından ve solundan [infak edenleri]- müstesna; onlar da ne kadar azdırlar! Zekâtını vermeyen hiçbir deve, sığır ve koyun sahibi yoktur ki; kıyamet günü o [hayvanlar], olabilecekleri en büyük ve en semiz halde gelip kendisini boynuzlarıyla vuruşmasınlar ve tırnaklarıyla çiğnemesinler! Onların sonuncusu üzerinden geçip bittikçe ilki ona geri döner. [Bu işlem], insanlar arasında hüküm verilinceye kadar [devam eder].”