1154_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا أَبُو كَامِلٍ، فُضَيْلُ بْنُ حُسَيْنٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ الْوَاحِدِ بْنُ زِيَادٍ، حَدَّثَنَا طَلْحَةُ، بْنُ يَحْيَى بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ حَدَّثَتْنِي عَائِشَةُ بِنْتُ طَلْحَةَ، عَنْ عَائِشَةَ أُمِّ الْمُؤْمِنِينَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ قَالَ لِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَاتَ يَوْمٍ " يَا عَائِشَةُ هَلْ عِنْدَكُمْ شَىْءٌ " . قَالَتْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا عِنْدَنَا شَىْءٌ . قَالَ " فَإِنِّي صَائِمٌ " . قَالَتْ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأُهْدِيَتْ لَنَا هَدِيَّةٌ - أَوْ جَاءَنَا زَوْرٌ - قَالَتْ - فَلَمَّا رَجَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أُهْدِيَتْ لَنَا هَدِيَّةٌ - أَوْ جَاءَنَا زَوْرٌ - وَقَدْ خَبَأْتُ لَكَ شَيْئًا . قَالَ " مَا هُوَ " . قُلْتُ حَيْسٌ . قَالَ " هَاتِيهِ " . فَجِئْتُ بِهِ فَأَكَلَ ثُمَّ قَالَ " قَدْ كُنْتُ أَصْبَحْتُ صَائِمًا " . قَالَ طَلْحَةُ فَحَدَّثْتُ مُجَاهِدًا بِهَذَا الْحَدِيثِ فَقَالَ ذَاكَ بِمَنْزِلَةِ الرَّجُلِ يُخْرِجُ الصَّدَقَةَ مِنْ مَالِهِ فَإِنْ شَاءَ أَمْضَاهَا وَإِنْ شَاءَ أَمْسَكَهَا.
Bize Ebu Kamil Fudayl b. Hüseyin anlattı; Bize Abdülvahid b. Ziyad anlattı; Bize Talha b. Yahya b. Ubeydullah anlattı; Bana Aişe bintü Talha, Müminlerin Annesi Aişe radıyallahu anha'dan anlattı; o şöyle demiştir: Bir gün Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana: “Ey Aişe! Yanınızda [yiyecek] bir şey var mı?” dedi. Ben de: “Ey Allah'ın Resulü! Yanımızda hiçbir şey yok” dedim. [Resulullah]: “O halde ben oruçluyum” buyurdu. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem çıktı. Derken bize bir hediye verildi -veya bize misafir geldi-. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem geri döndüğünde O'na: “Ey Allah'ın Resulü! Bize bir hediye verildi -veya misafir geldi-; senin için de bir şey sakladım” dedim. [Resulullah]: “O nedir?” buyurdu. “Heys [hurma, yağ ve süzme yoğurttan yapılan yemek]” dedim. [Resulullah]: “Getir onu” buyurdu. Onu getirdim, yedi ve şöyle buyurdu: “Aslında ben bugün oruçlu olarak sabahlamıştım.” Talha dedi ki: Bu hadisi Mücahid'e anlattım; o şöyle dedi: “Bu, malından sadaka çıkarmak isteyen adamın durumu gibidir; dilerse onu verir, dilerse tutar.”