Hac Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1180_3. Hadis

حَدَّثَنِي زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ بْنُ حُمَيْدٍ، أَخْبَرَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، قَالاَ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، ح وَحَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ خَشْرَمٍ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا عِيسَى، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، قَالَ أَخْبَرَنِي عَطَاءٌ، أَنَّ صَفْوَانَ بْنَ يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ، أَخْبَرَهُ أَنَّ يَعْلَى كَانَ يَقُولُ لِعُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ - رضى الله عنه - لَيْتَنِي أَرَى نَبِيَّ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حِينَ يُنْزَلُ عَلَيْهِ ‏.‏ فَلَمَّا كَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِالْجِعْرَانَةِ وَعَلَى النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم ثَوْبٌ قَدْ أُظِلَّ بِهِ عَلَيْهِ مَعَهُ نَاسٌ مِنْ أَصْحَابِهِ فِيهِمْ عُمَرُ إِذْ جَاءَهُ رَجُلٌ عَلَيْهِ جُبَّةُ صُوفٍ مُتَضَمِّخٌ بِطِيبٍ فَقَالَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ تَرَى فِي رَجُلٍ أَحْرَمَ بِعُمْرَةٍ فِي جُبَّةٍ بَعْدَ مَا تَضَمَّخَ بِطِيبٍ فَنَظَرَ إِلَيْهِ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاعَةً ثُمَّ سَكَتَ فَجَاءَهُ الْوَحْىُ فَأَشَارَ عُمَرُ بِيَدِهِ إِلَى يَعْلَى بْنِ أُمَيَّةَ تَعَالَ ‏.‏ فَجَاءَ يَعْلَى فَأَدْخَلَ رَأْسَهُ فَإِذَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم مُحْمَرُّ الْوَجْهِ يَغِطُّ سَاعَةً ثُمَّ سُرِّيَ عَنْهُ فَقَالَ ‏"‏ أَيْنَ الَّذِي سَأَلَنِي عَنِ الْعُمْرَةِ آنِفًا ‏"‏ ‏.‏ فَالْتُمِسَ الرَّجُلُ فَجِيءَ بِهِ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَمَّا الطِّيبُ الَّذِي بِكَ فَاغْسِلْهُ ثَلاَثَ مَرَّاتٍ وَأَمَّا الْجُبَّةُ فَانْزِعْهَا ثُمَّ اصْنَعْ فِي عُمْرَتِكَ مَا تَصْنَعُ فِي حَجِّكَ ‏"‏ ‏.‏

Bana Züheyr b. Harb anlattı; Bize İsmail b. İbrahim anlattı. (H) Ve bize Abd b. Humeyd anlattı; Bize Muhammed b. Bekr haber verdi; Her ikisi de: “İbn Cüreyc bize haber verdi” dediler. (H) Ve bize Ali b. Haşrem anlattı; -lafız ona aittir- Bize İsa, İbn Cüreyc'den haber verdi; [İbn Cüreyc] dedi ki: Bana Ata haber verdi; Safvan b. Ya'la b. Ümeyye ona haber vermiş; Ya'la, Ömer b. el-Hattab radıyallahu anh'a: “Keşke Allah'ın Nebisi sallallâhu aleyhi ve sellem'e vahiy inerken O'nu görebilsem!” dermiş. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem Ci'râne'de iken ve üzerinde bir örtü [gölgelik] varken, yanındaki ashabı arasında Ömer de bulunuyordu. Derken O'na üzerinde yün bir cübbe bulunan ve bolca güzel koku sürünmüş bir adam geldi ve: “Ey Allah'ın Resulü! Güzel koku süründükten sonra üzerinde bu cübbe varken umre için ihrama giren bir adam hakkında ne dersiniz?” dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem ona bir müddet baktı, sonra sustu. Derken O'na vahiy geldi. Ömer eliyle Ya'la b. Ümeyye'ye: «Gel!» diye işaret etti. Ya'la geldi ve başını [örtünün altına] soktu. Bir de ne görsün; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in yüzü kızarmış ve bir müddet horultuya benzer sesler çıkarıyordu. Sonra vahiy hali O'ndan geçti ve: «Az önce bana umre hakkında soru soran nerede?» buyurdu. Adam arandı ve getirildi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «Üzerindeki o güzel kokuyu üç defa yıka, cübbeni de çıkar; sonra haccında ne yapıyorsan umrende de onu yap.»”