1196_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ صَالِحِ بْنِ كَيْسَانَ، ح وَحَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي، عُمَرَ - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، حَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ كَيْسَانَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا مُحَمَّدٍ، مَوْلَى أَبِي قَتَادَةَ يَقُولُ سَمِعْتُ أَبَا قَتَادَةَ، يَقُولُ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالْقَاحَةِ فَمِنَّا الْمُحْرِمُ وَمِنَّا غَيْرُ الْمُحْرِمِ إِذْ بَصُرْتُ بِأَصْحَابِي يَتَرَاءَوْنَ شَيْئًا فَنَظَرْتُ فَإِذَا حِمَارُ وَحْشٍ . فَأَسْرَجْتُ فَرَسِي وَأَخَذْتُ رُمْحِي ثُمَّ رَكِبْتُ فَسَقَطَ مِنِّي سَوْطِي فَقُلْتُ لأَصْحَابِي وَكَانُوا مُحْرِمِينَ نَاوِلُونِي السَّوْطَ . فَقَالُوا وَاللَّهِ لاَ نُعِينُكَ عَلَيْهِ بِشَىْءٍ . فَنَزَلْتُ فَتَنَاوَلْتُهُ ثُمَّ رَكِبْتُ فَأَدْرَكْتُ الْحِمَارَ مِنْ خَلْفِهِ وَهُوَ وَرَاءَ أَكَمَةٍ فَطَعَنْتُهُ بِرُمْحِي فَعَقَرْتُهُ فَأَتَيْتُ بِهِ أَصْحَابِي فَقَالَ بَعْضُهُمْ كُلُوهُ . وَقَالَ بَعْضُهُمْ لاَ تَأْكُلُوهُ . وَكَانَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم أَمَامَنَا فَحَرَّكْتُ فَرَسِي فَأَدْرَكْتُهُ فَقَالَ " هُوَ حَلاَلٌ فَكُلُوهُ " .
Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Süfyan anlattı; Sâlih b. Keysân'dan. (H) Bize İbn Ebî Ömer de anlattı —lafız onundur—; bize Süfyan anlattı; bize Sâlih b. Keysân anlattı; dedi ki: Ebû Katâde'nin azatlısı Ebû Muhammed'i (şöyle) derken işittim: Ebû Katâde'yi (şöyle) derken işittim: "Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yola çıktık. Nihayet Kâha mevkisine vardığımızda; bizden kimimiz muhrim (ihramlı), kimimiz ise muhrim değildi. O sırada arkadaşlarımın bir şeye bakıştıklarını gördüm. Bir baktım ki bir yaban eşeği! Hemen atımı eyerledim, mızrağımı aldım ve bindim. Kamçım (yere) düştü. (Hepsi de) muhrim olan arkadaşlarıma: 'Kamçıyı bana uzatın!' dedim. Onlar: 'Vallahi (avlanmana) herhangi bir şeyle sana yardımcı olmayız.' dediler. Bunun üzerine (atımdan) indim, onu (kamçıyı) kendim aldım, sonra (tekrar) bindim. Yaban eşeğine bir tepenin arkasındayken arkasından yetiştim. Onu mızrağımla vurup yere serdim (yaraladım). Onu arkadaşlarıma getirdim. Bazıları: 'Onu yiyin!' dedi; bazıları ise: 'Onu yemeyin!' dedi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem önümüzde (ilerlemekte) idi. Atımı hızlandırıp ona yetiştim. (Nebi): 'O helaldir, onu yiyin!' buyurdu."