Hac Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1196_4. Hadis

وَحَدَّثَنَا صَالِحُ بْنُ مِسْمَارٍ السُّلَمِيُّ، حَدَّثَنَا مُعَاذُ بْنُ هِشَامٍ، حَدَّثَنِي أَبِي، عَنْ يَحْيَى، بْنِ أَبِي كَثِيرٍ حَدَّثَنِي عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ انْطَلَقَ أَبِي مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَامَ الْحُدَيْبِيَةِ فَأَحْرَمَ أَصْحَابُهُ وَلَمْ يُحْرِمْ وَحُدِّثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنَّ عَدُوًّا بِغَيْقَةَ فَانْطَلَقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - فَبَيْنَمَا أَنَا مَعَ أَصْحَابِهِ يَضْحَكُ بَعْضُهُمْ إِلَى بَعْضٍ إِذْ نَظَرْتُ فَإِذَا أَنَا بِحِمَارِ وَحْشٍ فَحَمَلْتُ عَلَيْهِ فَطَعَنْتُهُ فَأَثْبَتُّهُ فَاسْتَعَنْتُهُمْ فَأَبَوْا أَنْ يُعِينُونِي فَأَكَلْنَا مِنْ لَحْمِهِ وَخَشِينَا أَنْ نُقْتَطَعَ فَانْطَلَقْتُ أَطْلُبُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أُرَفِّعُ فَرَسِي شَأْوًا وَأَسِيرُ شَأْوًا فَلَقِيتُ رَجُلاً مِنْ بَنِي غِفَارٍ فِي جَوْفِ اللَّيْلِ فَقُلْتُ أَيْنَ لَقِيتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ تَرَكْتُهُ بِتِعْهِنَ وَهُوَ قَائِلٌ السُّقْيَا فَلَحِقْتُهُ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ أَصْحَابَكَ يَقْرَءُونَ عَلَيْكَ السَّلاَمَ وَرَحْمَةَ اللَّهِ وَإِنَّهُمْ قَدْ خَشُوا أَنْ يُقْتَطَعُوا دُونَكَ انْتَظِرْهُمْ ‏.‏ فَانْتَظَرَهُمْ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَصَدْتُ وَمَعِي مِنْهُ فَاضِلَةٌ فَقَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم لِلْقَوْمِ ‏ "‏ كُلُوا ‏"‏ ‏.‏ وَهُمْ مُحْرِمُونَ ‏.‏

Bize Sâlih b. Mismâr es-Sülemî anlattı; bize Muâz b. Hişâm anlattı; babam bana anlattı; Yahyâ b. Ebî Kesîr'den; Abdullah b. Ebî Katâde bana anlattı; dedi ki: Babam, Hudeybiye yılında Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yola çıkmış. Arkadaşları ihrama girmiş (muhrim olmuş), fakat o ihrama girmemiş. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e Gayka'da bir düşman bulunduğu haberi verilince; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem (ilerlemek üzere) yola çıkmış. (Ebû Katâde) dedi ki: "Ben onun (Nebi'nin) ashabıyla birlikteyken ve onlar birbirlerine gülüşürken; bir de baktım ki bir yaban eşeği! Hemen onun üzerine (atımla) hücum edip onu (mızrağımla) vurdum ve onu (yaralayarak) yere serdim. Onlardan (arkadaşlarımdan) yardım istedim; fakat onlar bana yardım etmeyi kabul etmediler. (Sonra) onun etinden yedik ve (geride kalarak kafileden) koparılmaktan korktuk. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i aramaya çıktım. Atımı bir süre hızlandırıyor bir süre normal sürüyordum. Gecenin bir vaktinde Benî Gıfâr'dan bir adamla karşılaştım; ona: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'i nerede gördün?' dedim. O da: 'Onu Ti'hen'de (mevkisinde) bıraktım; o Sükyâ'da öğle uykusuna (dinlenmeye) geçmek üzereydi.' dedi. Nihayet ona yetiştim ve: 'Ey Allah'ın Resûlü! Arkadaşların sana selam ve Allah'ın rahmetini iletiyorlar; onlar senden ayrı kalıp (geride) bırakılmaktan korkuyorlar; onları bekle!' dedim. (Resûlullah) da onları bekledi. Ben: 'Ey Allah'ın Resûlü! Ben (bir yaban eşeği) avladım; yanımda ondan artan (et) var.' dedim. Bunun üzerine Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem oradakilere: 'Yiyin!' buyurdu. Halbuki onlar muhrim (ihramlı) idiler."