Hac Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1196_5. Hadis

حَدَّثَنِي أَبُو كَامِلٍ الْجَحْدَرِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ عُثْمَانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، - رضى الله عنه - قَالَ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَاجًّا وَخَرَجْنَا مَعَهُ - قَالَ - فَصَرَفَ مِنْ أَصْحَابِهِ فِيهِمْ أَبُو قَتَادَةَ فَقَالَ ‏"‏ خُذُوا سَاحِلَ الْبَحْرِ حَتَّى تَلْقَوْنِي ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَخَذُوا سَاحِلَ الْبَحْرِ ‏.‏ فَلَمَّا انْصَرَفُوا قِبَلَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَحْرَمُوا كُلُّهُمْ إِلاَّ أَبَا قَتَادَةَ فَإِنَّهُ لَمْ يُحْرِمْ فَبَيْنَمَا هُمْ يَسِيرُونَ إِذْ رَأَوْا حُمُرَ وَحْشٍ فَحَمَلَ عَلَيْهَا أَبُو قَتَادَةَ فَعَقَرَ مِنْهَا أَتَانًا فَنَزَلُوا فَأَكَلُوا مِنْ لَحْمِهَا - قَالَ - فَقَالُوا أَكَلْنَا لَحْمًا وَنَحْنُ مُحْرِمُونَ - قَالَ - فَحَمَلُوا مَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِ الأَتَانِ فَلَمَّا أَتَوْا رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّا كُنَّا أَحْرَمْنَا وَكَانَ أَبُو قَتَادَةَ لَمْ يُحْرِمْ فَرَأَيْنَا حُمُرَ وَحْشٍ فَحَمَلَ عَلَيْهَا أَبُو قَتَادَةَ فَعَقَرَ مِنْهَا أَتَانًا فَنَزَلْنَا فَأَكَلْنَا مِنْ لَحْمِهَا فَقُلْنَا نَأْكُلُ لَحْمَ صَيْدٍ وَنَحْنُ مُحْرِمُونَ ‏.‏ فَحَمَلْنَا مَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِهَا ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ مِنْكُمْ أَحَدٌ أَمَرَهُ أَوْ أَشَارَ إِلَيْهِ بِشَىْءٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قَالُوا لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَكُلُوا مَا بَقِيَ مِنْ لَحْمِهَا ‏"‏ ‏.‏

Bana Ebû Kâmil el-Cahderî anlattı; bize Ebû Avâne anlattı; Osman b. Abdillâh b. Mevheb'den; Abdullah b. Ebî Katâde'den; babasından (naklen rivayet etti); (babası) şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hac niyetiyle yola çıktı, biz de onunla beraber çıktık. (Resûlullah) ashabından aralarında Ebû Katâde'nin de bulunduğu bir grubu (başka bir yöne) görevlendirdi ve: "Bana kavuşuncaya kadar deniz kıyısını takip edin!" buyurdu. (Gruptakiler) deniz kıyısı yolunu tuttular. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in bulunduğu yöne dönecekleri sırada, Ebû Katâde hariç hepsi ihrama girdi (muhrim oldu); (zira) o henüz ihrama girmemişti. Giderlerken birden yaban eşekleri gördüler. Ebû Katâde onların üzerine atıldı ve bir dişi yaban eşeğini yere serdi (yaraladı). (Onlar da) konaklayıp onun etinden yediler. (Sonra kendi aralarında): "Biz ihramlı olduğumuz halde (av) eti yiyoruz!" dediler. Bunun üzerine dişinin etinden artanları yanlarına aldılar. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldiklerinde: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz ihrama girmiştik; Ebû Katâde ise girmemişti. Yaban eşekleri görünce Ebû Katâde onlara hücum edip bir dişi eşeği yere serdi. Biz de konaklayıp etinden yedik. Sonra: 'İhramlı olduğumuz halde av eti mi yiyoruz?' dedik ve etten geriye kalanı (size sormak için) yanımızda getirdik." dediler. (Resûlullah): "Sizden herhangi biriniz ona (avlamasını) emretti mi veya herhangi bir şeyle (ona avı) işaret etti mi?" diye sordu. "Hayır!" dediler. (Bunun üzerine): "Öyleyse o etten geriye kalanı da yiyin!" buyurdu.