1201_3. Hadis
وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنِ ابْنِ عَوْنٍ، عَنْ مُجَاهِدٍ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ أَبِي لَيْلَى، عَنْ كَعْبِ بْنِ عُجْرَةَ، - رضى الله عنه - قَالَ فِيَّ أُنْزِلَتْ هَذِهِ الآيَةُ { فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ} قَالَ فَأَتَيْتُهُ فَقَالَ " ادْنُهْ " . فَدَنَوْتُ فَقَالَ " ادْنُهْ " . فَدَنَوْتُ . فَقَالَ صلى الله عليه وسلم " أَيُؤْذِيكَ هَوَامُّكَ " . قَالَ ابْنُ عَوْنٍ وَأَظُنُّهُ قَالَ نَعَمْ . قَالَ فَأَمَرَنِي بِفِدْيَةٍ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ مَا تَيَسَّرَ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize İbn Ebî Adî anlattı; İbn Avn'dan; Mücâhid'den; Abdurrahman b. Ebî Leylâ'dan; Kâ'b b. Ucre radıyallâhu anh'dan (naklen) o şöyle demiştir: 'Şu ayet benim hakkımda indirildi: { فَمَنْ كَانَ مِنْكُمْ مَرِيضًا أَوْ بِهِ أَذًى مِنْ رَأْسِهِ فَفِدْيَةٌ مِنْ صِيَامٍ أَوْ صَدَقَةٍ أَوْ نُسُكٍ } "İçinizden her kim hasta olur yahut başından bir rahatsızlığı bulunursa, ona oruçtan, sadakadan veya kurbandan (oluşan) bir fidye gerekir." (Bakara, 196). (Kâ'b) sözüne şöyle devam etti: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanına geldim; bana: "Yaklaş!" buyurdu. Ben de yaklaştım. Tekrar: "Yaklaş!" buyurdu; (biraz daha) yaklaştım. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem: "Başımdaki haşereler seni rahatsız mı ediyor?" diye sordu. İbn Avn: "Sanıyorum ki (Kâ'b): 'Evet!' dedi." demiştir. (Kâ'b): "Resûlullah bana; oruç, sadaka veya kurbandan kolayına gelen biriyle fidye (vermemi) emretti." demiştir.'