1211_10. Hadis
حَدَّثَنِي سُلَيْمَانُ بْنُ عُبَيْدِ اللَّهِ أَبُو أَيُّوبَ الْغَيْلاَنِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو عَامِرٍ عَبْدُ الْمَلِكِ، بْنُ عَمْرٍو حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ أَبِي سَلَمَةَ الْمَاجِشُونُ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْقَاسِمِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، - رضى الله عنها - قَالَتْ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لاَ نَذْكُرُ إِلاَّ الْحَجَّ حَتَّى جِئْنَا سَرِفَ فَطَمِثْتُ فَدَخَلَ عَلَىَّ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَنَا أَبْكِي فَقَالَ " مَا يُبْكِيكِ " . فَقُلْتُ وَاللَّهِ لَوَدِدْتُ أَنِّي لَمْ أَكُنْ خَرَجْتُ الْعَامَ قَالَ " مَا لَكِ لَعَلَّكِ نَفِسْتِ " . قُلْتُ نَعَمْ . قَالَ " هَذَا شَىْءٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ افْعَلِي مَا يَفْعَلُ الْحَاجُّ غَيْرَ أَنْ لاَ تَطُوفِي بِالْبَيْتِ حَتَّى تَطْهُرِي " . قَالَتْ فَلَمَّا قَدِمْتُ مَكَّةَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لأَصْحَابِهِ " اجْعَلُوهَا عُمْرَةً " . فَأَحَلَّ النَّاسُ إِلاَّ مَنْ كَانَ مَعَهُ الْهَدْىُ - قَالَتْ - فَكَانَ الْهَدْىُ مَعَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم وَأَبِي بَكْرٍ وَعُمَرَ وَذَوِي الْيَسَارَةِ ثُمَّ أَهَلُّوا حِينَ رَاحُوا - قَالَتْ - فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ النَّحْرِ طَهَرْتُ فَأَمَرَنِي رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَفَضْتُ - قَالَتْ - فَأُتِينَا بِلَحْمِ بَقَرٍ . فَقُلْتُ مَا هَذَا فَقَالُوا أَهْدَى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَنْ نِسَائِهِ الْبَقَرَ . فَلَمَّا كَانَتْ لَيْلَةُ الْحَصْبَةِ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ يَرْجِعُ النَّاسُ بِحَجَّةٍ وَعُمْرَةٍ وَأَرْجِعُ بِحَجَّةٍ قَالَتْ فَأَمَرَ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ أَبِي بَكْرٍ فَأَرْدَفَنِي عَلَى جَمَلِهِ - قَالَتْ - فَإِنِّي لأَذْكُرُ وَأَنَا جَارِيَةٌ حَدِيثَةُ السِّنِّ أَنْعُسُ فَتُصِيبُ وَجْهِي مُؤْخِرَةُ الرَّحْلِ حَتَّى جِئْنَا إِلَى التَّنْعِيمِ فَأَهْلَلْتُ مِنْهَا بِعُمْرَةٍ جَزَاءً بِعُمْرَةِ النَّاسِ الَّتِي اعْتَمَرُوا .
Bana Süleyman b. Ubeydullah Ebû Eyyûb el-Gaylânî anlattı; bize Ebû Âmir Abdülmelik b. Amr anlattı; bize Abdülaziz b. Ebî Seleme el-Mâcişûn, Abdurrahman b. el-Kāsım'dan; o babasından; o da Âişe radıyallâhu anhâ'dan (naklen) anlattı. (Âişe) bir rivayette şöyle demiştir: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte yola çıktığımızda sadece haccı [niyet etmeyi] konuşuyorduk. Nihayet Serif denilen yere varınca hayız oldum. Ben ağlarken yanıma Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem girdi ve: 'Seni ağlatan nedir?' diye sordu. Ben: 'Vallahi keşke bu yıl hacca çıkmasaydım.' dedim. (Nebi): 'Nen var? Belki de hayız (nifas) oldun?' diye sordu. 'Evet.' dedim. (Nebi): 'Bu, Allah'ın Âdem'in kızları üzerine yazdığı (takdir ettiği) bir şeydir. Bir hacının yaptığı her şeyi sen de yap; ancak temizlenene kadar Beyt'i tavaf etme!' buyurdu. Mekke'ye vardığımda Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ashabına: 'Onu (niyetinizi) umreye çevirin!' buyurdu. Yanında kurbanlığı olanlar müstesna herkes ihramdan çıktı. Kurbanlık; Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem, Ebû Bekir, Ömer ve maddi imkânı olanlarda vardı. Daha sonra [vakti gelince] hac için telbiye getirip [Mina'ya] yöneldiler. Nahr (bayramın birinci) günü olduğunda temizlenmiştim; Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bana emretti ve ben de ifâza tavafını yaptım. Bize sığır eti getirildi. 'Bu nedir?' diye sorunca: 'Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem eşleri adına sığır kurban etti.' dediler. Hasbe gecesi girdiğinde: 'Ey Allah'ın Resûlü! Millet hem hac hem umre (sevabıyla) dönüyorlar, bense sadece [yapabildiğim] tek haccımla mı döneceğim?' dedim. Bunun üzerine Abdurrahman b. Ebî Bekir'e emretti; o da beni devesinin terkisine bindirdi. O zaman uykusu gelince semerin arka kısmına yüzü çarpan genç bir kız olduğumu hâlâ hatırlarım. Nihayet Ten'îm'e vardık ve insanların (niyetlerini çevirerek) yaptıkları umreye karşılık ben de oradan umre için telbiye getirdim.