Hac Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1213_1. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَمُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، جَمِيعًا عَنِ اللَّيْثِ بْنِ سَعْدٍ، - قَالَ قُتَيْبَةُ حَدَّثَنَا لَيْثٌ، - عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، - رضى الله عنه - أَنَّهُ قَالَ أَقْبَلْنَا مُهِلِّينَ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِحَجٍّ مُفْرَدٍ وَأَقْبَلَتْ عَائِشَةُ - رضى الله عنها - بِعُمْرَةٍ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِسَرِفَ عَرَكَتْ حَتَّى إِذَا قَدِمْنَا طُفْنَا بِالْكَعْبَةِ وَالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَأَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ يَحِلَّ مِنَّا مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ - قَالَ - فَقُلْنَا حِلُّ مَاذَا قَالَ ‏"‏ الْحِلُّ كُلُّهُ ‏"‏ ‏.‏ فَوَاقَعْنَا النِّسَاءَ وَتَطَيَّبْنَا بِالطِّيبِ وَلَبِسْنَا ثِيَابَنَا وَلَيْسَ بَيْنَنَا وَبَيْنَ عَرَفَةَ إِلاَّ أَرْبَعُ لَيَالٍ ثُمَّ أَهْلَلْنَا يَوْمَ التَّرْوِيَةِ ثُمَّ دَخَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى عَائِشَةَ - رضى الله عنها - فَوَجَدَهَا تَبْكِي فَقَالَ ‏"‏ مَا شَانُكِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَتْ شَانِي أَنِّي قَدْ حِضْتُ وَقَدْ حَلَّ النَّاسُ وَلَمْ أَحْلِلْ وَلَمْ أَطُفْ بِالْبَيْتِ وَالنَّاسُ يَذْهَبُونَ إِلَى الْحَجِّ الآنَ ‏.‏ فَقَالَ ‏"‏ إِنَّ هَذَا أَمْرٌ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَى بَنَاتِ آدَمَ فَاغْتَسِلِي ثُمَّ أَهِلِّي بِالْحَجِّ ‏"‏ ‏.‏ فَفَعَلَتْ وَوَقَفَتِ الْمَوَاقِفَ حَتَّى إِذَا طَهَرَتْ طَافَتْ بِالْكَعْبَةِ وَالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ قَدْ حَلَلْتِ مِنْ حَجِّكِ وَعُمْرَتِكِ جَمِيعًا ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّي أَجِدُ فِي نَفْسِي أَنِّي لَمْ أَطُفْ بِالْبَيْتِ حَتَّى حَجَجْتُ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَاذْهَبْ بِهَا يَا عَبْدَ الرَّحْمَنِ فَأَعْمِرْهَا مِنَ التَّنْعِيمِ ‏"‏ ‏.‏ وَذَلِكَ لَيْلَةَ الْحَصْبَةِ ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd ve Muhammed b. Rumh anlattılar; hepsi Leys b. Sa'd'dan (naklettiler). Kuteybe: 'Bize Leys anlattı.' dedi. (Leys) Ebû ez-Zübeyr'den; o da Câbir radıyallâhu anh'dan (nakletti). (Câbir) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte [sadece] ifrâd haccına niyet ederek (yola çıktık ve Mekke'ye) yöneldik. Âişe radıyallâhu anhâ da umre yapacak olarak geldi; nihayet Serif mevkiine ulaştığımızda hayız oldu. (Mekke'ye) varınca Kâbe'yi, Safâ ve Merve'yi tavaf ettik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem, yanımızda kurbanlığı olmayanlara ihramdan çıkmalarını emretti. Biz: 'Neler helal olacak?' diye sorunca; 'Tamamen çıkılacak (her şey helal olacak).' buyurdu. Bunun üzerine (ihramdan çıktık); eşlerimizle beraber olduk, kokular sürüp (gündelik) elbiselerimizi giydik. Arafat'a (gitmemize) sadece dört gece kalmıştı. Daha sonra Terviye günü [hac için yeniden] telbiye getirdik. Bir ara Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Âişe radıyallâhu anhâ'nın yanına girdi ve onu ağlarken bulup: 'Neyin var?' diye sordu. (Âişe): 'Herkes ihramdan çıktı ben çıkamadım; Beyt'i de tavaf edemedim. Şimdi millet hacca gidiyor (bense hayızlıyım).' deyince; 'Bu, Allah'ın Âdem'in kızları üzerine yazdığı (takdir ettiği) bir haldir. Guslet (temizlenince), sonra da hac için telbiye getir!' buyurdu. (Âişe) denileni yaptı ve tüm vakfe yerlerinde bulundu; nihayet temizlendiğinde Kâbe'yi, Safâ ve Merve'yi tavaf etti. (Nebi ona): 'Artık hem haccından hem de umrenden tamamen çıkmış oldun.' buyurdu. (Âişe): 'Ey Allah'ın Resûlü! Lakin ben içimde [vaktiyle hayız yüzünden yapamadığım o müstakil umre tavafını] yapmadan haccetmiş olmanın (ezikliğini) hissediyorum.' deyince; 'Ey Abdurrahman! Onu (kız kardeşini) götür ve ona Ten'îm mevkisinden [başlatarak] umre yaptır!' buyurdu. Bu olay Hasbe gecesinde gerçekleşti.