Hac Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1213_4. Hadis

حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ يُونُسَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ، حَدَّثَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، - رضى الله عنه - ح وَحَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا أَبُو خَيْثَمَةَ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، - رضى الله عنه - قَالَ خَرَجْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مُهِلِّينَ بِالْحَجِّ مَعَنَا النِّسَاءُ وَالْوِلْدَانُ فَلَمَّا قَدِمْنَا مَكَّةَ طُفْنَا بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَقَالَ لَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ لَمْ يَكُنْ مَعَهُ هَدْىٌ فَلْيَحْلِلْ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْنَا أَىُّ الْحِلِّ قَالَ ‏"‏ الْحِلُّ كُلُّهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَتَيْنَا النِّسَاءَ وَلَبِسْنَا الثِّيَابَ وَمَسِسْنَا الطِّيبَ فَلَمَّا كَانَ يَوْمُ التَّرْوِيَةِ أَهْلَلْنَا بِالْحَجِّ وَكَفَانَا الطَّوَافُ الأَوَّلُ بَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ فَأَمَرَنَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَنْ نَشْتَرِكَ فِي الإِبِلِ وَالْبَقَرِ كُلُّ سَبْعَةٍ مِنَّا فِي بَدَنَةٍ ‏

Bize Ahmed b. Yûnus anlattı; bize Züheyr anlattı; bize Ebû ez-Zübeyr, Câbir radıyallâhu anh'dan (naklen) anlattı. (H) Bize Yahyâ b. Yahyâ da haber verdi; —lafız onundur— bize Ebû Hayseme, Ebû ez-Zübeyr'den; o da Câbir radıyallâhu anh'dan (naklen) haber verdi. (Câbir) dedi ki: Yanımızda kadınlar ve çocuklar olduğu halde Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte hac için telbiye getirip (ihrama girerek) yola çıktık. Mekke'ye ulaştığımızda Beyt'i, Safâ ve Merve'yi tavaf ettik. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem bize: 'Kimin yanında kurbanlığı yoksa ihramdan çıksın!' buyurdu. Biz: 'Tamamen mi çıkalım?' diye sorunca; 'Evet, her şey helal olacak şekilde tamamen çıkın.' buyurdu. Bunun üzerine [ihramdan çıktık]; eşlerimize yaklaştık, elbiselerimizi giydik ve kokular süründük. Terviye günü gelince [yeniden] hac için telbiye getirdik. [Daha önce yapmış olduğumuz] Safâ ile Merve arasındaki o ilk tavafımız (sa'yimiz) bize yetti. Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem develer ve sığırlar hususunda ortaklaşa kurban kesmemizi; her yedi kişinin bir devede (veya sığırda) ortak olmasını emretti.