1221_1. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَابْنُ، بَشَّارٍ قَالَ ابْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، أَخْبَرَنَا شُعْبَةُ، عَنْ قَيْسِ بْنِ مُسْلِمٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، قَالَ قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُنِيخٌ بِالْبَطْحَاءِ فَقَالَ لِي " أَحَجَجْتَ " . فَقُلْتُ نَعَمْ . فَقَالَ " بِمَ أَهْلَلْتَ " . قَالَ قُلْتُ لَبَّيْكَ بِإِهْلاَلٍ كَإِهْلاَلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ " فَقَدْ أَحْسَنْتَ طُفْ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ وَأَحِلَّ " . قَالَ فَطُفْتُ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ أَتَيْتُ امْرَأَةً مِنْ بَنِي قَيْسٍ فَفَلَتْ رَأْسِي ثُمَّ أَهْلَلْتُ بِالْحَجِّ . قَالَ فَكُنْتُ أُفْتِي بِهِ النَّاسَ حَتَّى كَانَ فِي خِلاَفَةِ عُمَرَ - رضى الله عنه - فَقَالَ لَهُ رَجُلٌ يَا أَبَا مُوسَى - أَوْ يَا عَبْدَ اللَّهِ بْنَ قَيْسٍ - رُوَيْدَكَ بَعْضَ فُتْيَاكَ فَإِنَّكَ لاَ تَدْرِي مَا أَحْدَثَ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ فِي النُّسُكِ بَعْدَكَ . فَقَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ مَنْ كُنَّا أَفْتَيْنَاهُ فُتْيَا فَلْيَتَّئِدْ فَإِنَّ أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ قَادِمٌ عَلَيْكُمْ فَبِهِ فَائْتَمُّوا . قَالَ فَقَدِمَ عُمَرُ - رضى الله عنه - فَذَكَرْتُ ذَلِكَ لَهُ فَقَالَ إِنْ نَأْخُذْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَإِنَّ كِتَابَ اللَّهِ يَأْمُرُ بِالتَّمَامِ وَإِنْ نَأْخُذْ بِسُنَّةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَإِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَحِلَّ حَتَّى بَلَغَ الْهَدْىُ مَحِلَّهُ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve İbn Beşşâr anlattılar. İbn el-Müsennâ: 'Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı.' dedi. (Muhammed), Şu'be'den; o Kays b. Müslim'den; o Târık b. Şihâb'dan; o da Ebû Mûsâ'dan (nakletmiştir). (Ebû Mûsâ) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bathâ mevkisinde konaklamış vaziyetteyken yanına geldim. Bana: 'Hac için niyet ettin mi?' diye sordu. Ben de: 'Evet.' dedim. 'Peki neye niyet ettin?' buyurunca: 'Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem neye niyet ettiyse onun niyetine benzer şekilde telbiye getirdik.' dedim. Bunun üzerine: 'Güzel yapmışsın! Haydi Beyt'i, Safâ ve Merve'yi tavaf et ve (umreni tamamlayıp) ihramdan çık!' buyurdu. Ben de denileni yaptım; sonra Kays oğullarından bir kadının yanına uğradım, o başımdaki bitleri ayıkladı (saçımı temizledi). Daha sonra [Terviye günü] hac için telbiye getirip ihrama girdim. Ebû Mûsâ şöyle devam etti: Ömer radıyallâhu anh'ın hilafetine kadar insanlara bu şekilde fetva vermeye devam ettim. Derken bir adam bana: 'Ey Ebû Mûsâ —veya ey Abdullah b. Kays!— Bu fetvaların hususunda biraz temkinli ol! Çünkü Müminlerin Emiri'nin senden sonra hac menâsiki hakkında ne gibi [içtihatlar/hükümler] ortaya koyduğunu bilmiyorsun.' dedi. Bunun üzerine ben de: 'Ey insanlar! Bizim kendilerine fetva verdiğimiz kimseler beklesinler! Zira Müminlerin Emiri yanınıza geliyor, artık ona uyarsınız.' dedim. Ömer radıyallâhu anh gelince durumu ona açtım. O şöyle dedi: 'Eğer biz Allah'ın Kitabı'na uyacak olursak; şüphesiz Allah'ın Kitabı [haccı ve umreyi] tam yapmayı emretmektedir. Yok eğer Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sünnetine uyacak olursak; şüphesiz Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem de kurbanlığı yerine ulaşıncaya (kesilinceye) kadar ihramdan çıkmamıştır.'