Hac Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1221_3. Hadis

وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحْمَنِ، - يَعْنِي ابْنَ مَهْدِيٍّ - حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ قَيْسٍ، عَنْ طَارِقِ بْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي مُوسَى، - رضى الله عنه - قَالَ قَدِمْتُ عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ مُنِيخٌ بِالْبَطْحَاءِ فَقَالَ ‏"‏ بِمَ أَهْلَلْتَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ أَهْلَلْتُ بِإِهْلاَلِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏"‏ هَلْ سُقْتَ مِنْ هَدْىٍ ‏"‏ ‏.‏ قُلْتُ لاَ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَطُفْ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ حِلَّ ‏"‏ ‏.‏ فَطُفْتُ بِالْبَيْتِ وَبِالصَّفَا وَالْمَرْوَةِ ثُمَّ أَتَيْتُ امْرَأَةً مِنْ قَوْمِي فَمَشَطَتْنِي وَغَسَلَتْ رَأْسِي فَكُنْتُ أُفْتِي النَّاسَ بِذَلِكَ فِي إِمَارَةِ أَبِي بَكْرٍ وَإِمَارَةِ عُمَرَ فَإِنِّي لَقَائِمٌ بِالْمَوْسِمِ إِذْ جَاءَنِي رَجُلٌ فَقَالَ إِنَّكَ لاَ تَدْرِي مَا أَحْدَثَ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ فِي شَأْنِ النُّسُكِ ‏.‏ فَقُلْتُ أَيُّهَا النَّاسُ مَنْ كُنَّا أَفْتَيْنَاهُ بِشَىْءٍ فَلْيَتَّئِدْ فَهَذَا أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ قَادِمٌ عَلَيْكُمْ فَبِهِ فَائْتَمُّوا فَلَمَّا قَدِمَ قُلْتُ يَا أَمِيرَ الْمُؤْمِنِينَ مَا هَذَا الَّذِي أَحْدَثْتَ فِي شَأْنِ النُّسُكِ قَالَ إِنْ نَأْخُذْ بِكِتَابِ اللَّهِ فَإِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَالَ ‏{‏ وَأَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلَّهِ‏}‏ وَإِنْ نَأْخُذْ بِسُنَّةِ نَبِيِّنَا عَلَيْهِ الصَّلاَةُ وَالسَّلاَمُ فَإِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَحِلَّ حَتَّى نَحَرَ الْهَدْىَ ‏.‏

Bize Muhammed b. el-Müsennâ anlattı; bize Abdurrahman (İbn Mehdî) anlattı; bize Süfyân, Kays'tan; o Târık b. Şihâb'dan; o da Ebû Mûsâ radıyallâhu anh'tan (naklen) anlattı. (Ebû Mûsâ) dedi ki: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Bathâ'da konaklamış vaziyetteyken yanına geldim. Bana: 'Neye niyet ederek telbiye getirdin?' diye sordu. Ben de: 'Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem neye niyet ettiyse onun niyetine niyet ederek telbiye getirdim.' dedim. 'Yanında kurbanlık getirdin mi?' diye buyurunca: 'Hayır.' dedim. Bunun üzerine: 'Öyleyse Kâbe'yi, Safâ ve Merve'yi tavaf et ve sonra ihramdan çık!' buyurdu. Ben de Beyt'i, Safâ ve Merve'yi tavaf ettim; sonra kavmimden bir kadının yanına vardım, o saçımı tarayıp başımı yıkadı. Ebû Bekir ve Ömer'in (başlangıç dönemindeki) emirliklerinde insanlara bu doğrultuda fetva veriyordum. Nitekim bir hac mevsiminde (halka fetva verirken) bir adam yanıma gelip: 'Müminlerin Emiri'nin hac menâsiki hakkında yeni ne gibi kararlar aldığını biliyor musun?' dedi. Bunun üzerine ben de: 'Ey insanlar! Kime (hac konusunda) fetva vermişsek o beklesin! İşte Müminlerin Emiri yanınıza geliyor, ona uyarsınız.' dedim. Ömer gelince: 'Ey Müminlerin Emiri! Hac menâsiki hakkında yeni ortaya koyduğun bu hüküm nedir?' diye sordum. O şöyle dedi: 'Eğer Allah'ın Kitabı'na uyacak olursak; hiç şüphesiz Azîz ve Celîl olan Allah: { وَأَتِمُّوا الْحَجَّ وَالْعُمْرَةَ لِلَّهِ } "Allah için haccı ve umreyi tamamlayın!" (Bakara, 196) buyurmaktadır. Yok eğer Nebimiz aleyhissalâtü vesselâm'ın sünnetine uyacak olursak; hiç şüphesiz Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem kurbanını kesinceye kadar ihramdan çıkmamıştır.'