1280_5. Hadis
وَحَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ، أَخْبَرَنَا يَحْيَى بْنُ آدَمَ، حَدَّثَنَا زُهَيْرٌ أَبُو خَيْثَمَةَ، حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ عُقْبَةَ، أَخْبَرَنِي كُرَيْبٌ، أَنَّهُ سَأَلَ أُسَامَةَ بْنَ زَيْدٍ كَيْفَ صَنَعْتُمْ حِينَ رَدِفْتَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَشِيَّةَ عَرَفَةَ فَقَالَ جِئْنَا الشِّعْبَ الَّذِي يُنِيخُ النَّاسُ فِيهِ لِلْمَغْرِبِ فَأَنَاخَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم نَاقَتَهُ وَبَالَ - وَمَا قَالَ أَهَرَاقَ الْمَاءَ - ثُمَّ دَعَا بِالْوَضُوءِ فَتَوَضَّأَ وُضُوءًا لَيْسَ بِالْبَالِغِ فَقُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ الصَّلاَةَ . فَقَالَ " الصَّلاَةُ أَمَامَكَ " . فَرَكِبَ حَتَّى جِئْنَا الْمُزْدَلِفَةَ فَأَقَامَ الْمَغْرِبَ ثُمَّ أَنَاخَ النَّاسُ فِي مَنَازِلِهِمْ وَلَمْ يَحُلُّوا حَتَّى أَقَامَ الْعِشَاءَ الآخِرَةَ فَصَلَّى ثُمَّ حَلُّوا قُلْتُ فَكَيْفَ فَعَلْتُمْ حِينَ أَصْبَحْتُمْ قَالَ رَدِفَهُ الْفَضْلُ بْنُ عَبَّاسٍ وَانْطَلَقْتُ أَنَا فِي سُبَّاقِ قُرَيْشٍ عَلَى رِجْلَىَّ .
İshâk b. İbrâhim bize anlattı; [o da] haber verdi ki Yahyâ b. Âdem; [o da] anlattı ki Züheyr Ebû Hayseme; [o da] anlattı ki İbrâhim b. Ukbe [naklederek şunları] haber verdi: Küreyb, Üsâme b. Zeyd'e: “Arefe akşamı Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]'in terkisinde olduğunda ne yaptınız?” diye sormuş. (Üsâme) şu cevabı vermiş: “İnsanların akşam namazı için develerini çöktürdükleri dağ geçidine (Şı’b) geldik. Resûlullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] devesini çöktürdü ve küçük abdestini bozdu -‘su akıttı’ demedi-. Sonra abdest suyu istedi ve çok özenli olmayan (hafif) bir abdest aldı. Kendisine: ‘Ey Allah'ın Resûlü! Namaz [kılacak mıyız]?’ diye sordum. O: ‘Namaz ileride (Müzdelife'de)dir’ buyurdu. Sonra [devesine] bindi, nihayet Müzdelife'ye geldik. Orada akşam namazı için kamet getirdi. Sonra insanlar develerini konak yerlerine çöktürdüler. Yatsı namazı için kamet getirinceye kadar yüklerini çözmediler. (Yatsıyı) kıldırdı, sonra yüklerini çözdüler.” (Küreyb) dedi ki: “Peki sabah olunca ne yaptınız?” [Üsâme] şu cevabı verdi: “Onun (Resûlullah'ın) terkisine Fadl b. Abbâs bindi; ben ise Kureyş'in koşan gençleriyle beraber yaya olarak yola çıktım.”