1333_7. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَكْرٍ، أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ، قَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ، اللَّهِ بْنَ عُبَيْدِ بْنِ عُمَيْرٍ وَالْوَلِيدَ بْنَ عَطَاءٍ يُحَدِّثَانِ عَنِ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي رَبِيعَةَ، قَالَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُبَيْدٍ وَفَدَ الْحَارِثُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَلَى عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ فِي خِلاَفَتِهِ فَقَالَ عَبْدُ الْمَلِكِ مَا أَظُنُّ أَبَا خُبَيْبٍ - يَعْنِي ابْنَ الزُّبَيْرِ - سَمِعَ مِنْ عَائِشَةَ مَا كَانَ يَزْعُمُ أَنَّهُ سَمِعَهُ مِنْهَا . قَالَ الْحَارِثُ بَلَى أَنَا سَمِعْتُهُ مِنْهَا . قَالَ سَمِعْتَهَا تَقُولُ مَاذَا قَالَ قَالَتْ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ قَوْمَكِ اسْتَقْصَرُوا مِنْ بُنْيَانِ الْبَيْتِ وَلَوْلاَ حَدَاثَةُ عَهْدِهِمْ بِالشِّرْكِ أَعَدْتُ مَا تَرَكُوا مِنْهُ فَإِنْ بَدَا لِقَوْمِكِ مِنْ بَعْدِي أَنْ يَبْنُوهُ فَهَلُمِّي لأُرِيَكِ مَا تَرَكُوا مِنْهُ " . فَأَرَاهَا قَرِيبًا مِنْ سَبْعَةِ أَذْرُعٍ . هَذَا حَدِيثُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُبَيْدٍ وَزَادَ عَلَيْهِ الْوَلِيدُ بْنُ عَطَاءٍ قَالَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم " وَلَجَعَلْتُ لَهَا بَابَيْنِ مَوْضُوعَيْنِ فِي الأَرْضِ شَرْقِيًّا وَغَرْبِيًّا وَهَلْ تَدْرِينَ لِمَ كَانَ قَوْمُكِ رَفَعُوا بَابَهَا " . قَالَتْ قُلْتُ لاَ . قَالَ " تَعَزُّزًا أَنْ لاَ يَدْخُلَهَا إِلاَّ مَنْ أَرَادُوا فَكَانَ الرَّجُلُ إِذَا هُوَ أَرَادَ أَنْ يَدْخُلَهَا يَدْعُونَهُ يَرْتَقِي حَتَّى إِذَا كَادَ أَنْ يَدْخُلَ دَفَعُوهُ فَسَقَطَ " . قَالَ عَبْدُ الْمَلِكِ لِلْحَارِثِ أَنْتَ سَمِعْتَهَا تَقُولُ هَذَا قَالَ نَعَمْ. قَالَ فَنَكَتَ سَاعَةً بِعَصَاهُ ثُمَّ قَالَ وَدِدْتُ أَنِّي تَرَكْتُهُ وَمَا تَحَمَّلَ
Bana Muhammed b. Hâtim anlattı; bize Muhammed b. Bekr anlattı; bize İbn Cüreyc haber verdi; dedi ki: Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr ile Velîd b. Atâ’yı, el-Hâris b. Abdullah b. Ebi Rebîa’dan [naklederek] şöyle anlatırlarken işittim: Abdullah b. Ubeyd dedi ki: Hâris b. Abdullah, halifeliği döneminde Abdülmelik b. Mervân’ın yanına elçi olarak gitti. Abdülmelik: “Ebu Hubeyb’in —yani İbn ez-Zübeyr’in— Âişe’den işittiğini iddia ettiği şeyi [gerçekten] ondan işittiğini sanmıyorum.” dedi. Hâris: “Hayır, ben bizzat onu Âişe’den işittim.” dedi. [Abdülmelik]: “Onu ne derken işittin?” diye sordu. [Hâris] dedi ki: Âişe [şöyle] dedi: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Kavmin Beyt’in binasını [yaparken onu] eksik bıraktılar. Şayet şirk [devrinden ayrılışları] henüz çok yeni olmasaydı, onların bıraktıkları kısmı [tekrar binaya] iade ederdim. Eğer benden sonra kavminin onu [yeniden] inşa etmesi gerekirse, gel de sana ondan bıraktıkları yeri göstereyim.” buyurdu. [Resulullah Âişe'ye] yaklaşık yedi arşınlık bir yer gösterdi. —Bu Abdullah b. Ubeyd’in hadisidir; Velîd b. Atâ ise ona şunları ekledi: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem [ayrıca şöyle] buyurdu:— “...Ve ona yer seviyesinde biri doğuda diğeri batıda olmak üzere iki kapı yapardım. Kavminin onun kapısını neden [yukarıya] yükselttiğini biliyor musun?” [Âişe]: “Hayır [bilmiyorum]” dedim. [Resulullah]: “Sadece istedikleri kimsenin girmesini sağlayarak üstünlük (taazzüz) taslamak için [böyle yaptılar]. Bir adam oraya girmek istediğinde onu [yukarı] tırmanmaya bırakırlardı; tam gireceği sırada onu iterler, o da [aşağı] düşerdi.” buyurdu. Abdülmelik, Hâris'e: “Bunu Âişe’den bizzat sen mi işittin?” dedi. [Hâris]: “Evet” dedi. [Ravi] dedi ki: [Abdülmelik] bir süre sopasıyla yere vurdu, sonra: “Keşke onu [İbn ez-Zübeyr’i] üstlendiği şeyle [baş başa] bıraksaydım!” dedi.