Hac Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1333_6. Hadis

حَدَّثَنَا هَنَّادُ بْنُ السَّرِيِّ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، أَخْبَرَنِي ابْنُ أَبِي سُلَيْمَانَ، عَنْ عَطَاءٍ، قَالَ لَمَّا احْتَرَقَ الْبَيْتُ زَمَنَ يَزِيدَ بْنِ مُعَاوِيَةَ حِينَ غَزَاهَا أَهْلُ الشَّامِ فَكَانَ مِنْ أَمْرِهِ مَا كَانَ تَرَكَهُ ابْنُ الزُّبَيْرِ حَتَّى قَدِمَ النَّاسُ الْمَوْسِمَ يُرِيدُ أَنْ يُجَرِّئَهُمْ - أَوْ يُحَرِّبَهُمْ - عَلَى أَهْلِ الشَّامِ فَلَمَّا صَدَرَ النَّاسُ قَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَشِيرُوا عَلَىَّ فِي الْكَعْبَةِ أَنْقُضُهَا ثُمَّ أَبْنِي بِنَاءَهَا أَوْ أُصْلِحُ مَا وَهَى مِنْهَا قَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ فَإِنِّي قَدْ فُرِقَ لِي رَأْىٌ فِيهَا أَرَى أَنْ تُصْلِحَ مَا وَهَى مِنْهَا وَتَدَعَ بَيْتًا أَسْلَمَ النَّاسُ عَلَيْهِ وَأَحْجَارًا أَسْلَمَ النَّاسُ عَلَيْهَا وَبُعِثَ عَلَيْهَا النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم ‏.‏ فَقَالَ ابْنُ الزُّبَيْرِ لَوْ كَانَ أَحَدُكُمُ احْتَرَقَ بَيْتُهُ مَا رَضِيَ حَتَّى يُجِدَّهُ فَكَيْفَ بَيْتُ رَبِّكُمْ إِنِّي مُسْتَخِيرٌ رَبِّي ثَلاَثًا ثُمَّ عَازِمٌ عَلَى أَمْرِي فَلَمَّا مَضَى الثَّلاَثُ أَجْمَعَ رَأْيَهُ عَلَى أَنْ يَنْقُضَهَا فَتَحَامَاهُ النَّاسُ أَنْ يَنْزِلَ بِأَوَّلِ النَّاسِ يَصْعَدُ فِيهِ أَمْرٌ مِنَ السَّمَاءِ حَتَّى صَعِدَهُ رَجُلٌ فَأَلْقَى مِنْهُ حِجَارَةً فَلَمَّا لَمْ يَرَهُ النَّاسُ أَصَابَهُ شَىْءٌ تَتَابَعُوا فَنَقَضُوهُ حَتَّى بَلَغُوا بِهِ الأَرْضَ فَجَعَلَ ابْنُ الزُّبَيْرِ أَعْمِدَةً فَسَتَّرَ عَلَيْهَا السُّتُورَ حَتَّى ارْتَفَعَ بِنَاؤُهُ ‏.‏ وَقَالَ ابْنُ الزُّبَيْرِ إِنِّي سَمِعْتُ عَائِشَةَ تَقُولُ إِنَّ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم قَالَ ‏ "‏ لَوْلاَ أَنَّ النَّاسَ حَدِيثٌ عَهْدُهُمْ بِكُفْرٍ وَلَيْسَ عِنْدِي مِنَ النَّفَقَةِ مَا يُقَوِّي عَلَى بِنَائِهِ لَكُنْتُ أَدْخَلْتُ فِيهِ مِنَ الْحِجْرِ خَمْسَ أَذْرُعٍ وَلَجَعَلْتُ لَهَا بَابًا يَدْخُلُ النَّاسُ مِنْهُ وَبَابًا يَخْرُجُونَ مِنْهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَأَنَا الْيَوْمَ أَجِدُ مَا أُنْفِقُ وَلَسْتُ أَخَافُ النَّاسَ - قَالَ - فَزَادَ فِيهِ خَمْسَ أَذْرُعٍ مِنَ الْحِجْرِ حَتَّى أَبْدَى أُسًّا نَظَرَ النَّاسُ إِلَيْهِ فَبَنَى عَلَيْهِ الْبِنَاءَ وَكَانَ طُولُ الْكَعْبَةِ ثَمَانِيَ عَشْرَةَ ذِرَاعًا فَلَمَّا زَادَ فِيهِ اسْتَقْصَرَهُ فَزَادَ فِي طُولِهِ عَشَرَ أَذْرُعٍ وَجَعَلَ لَهُ بَابَيْنِ أَحَدُهُمَا يُدْخَلُ مِنْهُ وَالآخَرُ يُخْرَجُ مِنْهُ ‏.‏ فَلَمَّا قُتِلَ ابْنُ الزُّبَيْرِ كَتَبَ الْحَجَّاجُ إِلَى عَبْدِ الْمَلِكِ بْنِ مَرْوَانَ يُخْبِرُهُ بِذَلِكَ وَيُخْبِرُهُ أَنَّ ابْنَ الزُّبَيْرِ قَدْ وَضَعَ الْبِنَاءَ عَلَى أُسٍّ نَظَرَ إِلَيْهِ الْعُدُولُ مِنْ أَهْلِ مَكَّةَ ‏.‏ فَكَتَبَ إِلَيْهِ عَبْدُ الْمَلِكِ إِنَّا لَسْنَا مِنْ تَلْطِيخِ ابْنِ الزُّبَيْرِ فِي شَىْءٍ أَمَّا مَا زَادَ فِي طُولِهِ فَأَقِرَّهُ وَأَمَّا مَا زَادَ فِيهِ مِنَ الْحِجْرِ فَرُدَّهُ إِلَى بِنَائِهِ وَسُدَّ الْبَابَ الَّذِي فَتَحَهُ ‏.‏ فَنَقَضَهُ وَأَعَادَهُ إِلَى بِنَائِهِ ‏.‏

Bize Hennâd b. es-Serî anlattı; bize İbn Ebi Zâide anlattı; İbn Ebi Süleyman bana haber verdi; Atâ’dan [naklettiğine göre]; dedi ki: Şam ehli oraya (Mekke’ye) saldırdığında, Yezid b. Muâviye zamanında Beyt yandığında —ki o zaman olanlar olmuştu— İbn ez-Zübeyr, insanları Şam ehline karşı cesaretlendirmek —veya kışkırtmak— isteyerek [hac] mevsimi gelene kadar onu [yıkık dökük haliyle] bıraktı. İnsanlar [hacdan] dönünce: “Ey insanlar! Kâbe hakkında bana akıl verin. Onu yıkayım da sonra [baştan] mı inşa edeyim yoksa ondan bozulan yerleri mi onarayım?” dedi. İbn Abbas dedi ki: “Onun hakkında benim kafamda net bir görüş oluştu: Ben ondan bozulan yerleri onarmanı; insanların Müslüman olduğu Beyt’i, insanların üzerine Müslüman olduğu ve üzerinde Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in görevlendirildiği taşları [eski haliyle] bırakmanı uygun görüyorum.” İbn ez-Zübeyr dedi ki: “Sizden birinin evi yansaydı, onu yenileyene kadar içi rahat etmezdi. Peki Rabbinizin evi hakkında [nasıl böyle düşünülür]? Ben Rabbime üç defa istihare edeceğim, sonra kararımı vereceğim.” Üç gün geçince onu yıkmaya kesin karar verdi. İnsanlar, oraya [yıkmak için] çıkan ilk kişinin üzerine semadan bir belanın inmesinden korkup çekindiler. Nihayet bir adam oraya çıktı ve ondan bazı taşları aşağı attı. İnsanlar o adama bir şey olmadığını görünce birbiri ardınca [çıkarak] onu yıktılar ve yere kadar indirdiler. İbn ez-Zübeyr [oraya] direkler dikti ve [binası] yükselene kadar üzerine perdeler gerdi. İbn ez-Zübeyr: “Ben Âişe’yi şöyle derken işittim: Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: ‘Şayet insanların küfürden [kurtulup İslâm'a alışmaları] henüz çok yeni olmasaydı ve yanımda onu [baştan] inşa etmeye yetecek kadar harcama imkânım olsaydı, Hicr’den beş arşınlık [bir kısmı] onun içine dâhil ederdim. Ona insanların birinden gireceği diğerinden çıkacağı [iki] kapı yapardım.’” dedi. [İbn ez-Zübeyr devamla] dedi ki: “Bugün ben hem harcayacak imkân buluyorum hem de insanlardan korkmuyorum.” [Ravi] dedi ki: Hicr’den beş arşın [ekleyerek binayı genişletti], nihayet insanların gördüğü bir temel (üss) ortaya çıkardı ve binayı onun üzerine inşa etti. Kâbe’nin yüksekliği on sekiz arşındı. Binayı [yana doğru genişletince] boyu kısa göründü, bu yüzden yüksekliğini de on arşın artırdı. Ona biri girilecek diğeri çıkılacak iki kapı yaptı. İbn ez-Zübeyr öldürülünce, Haccâc, Abdülmelik b. Mervân’a bir mektup yazarak durumu haber verdi ve İbn ez-Zübeyr’in binayı, Mekke ehlinin güvenilir kişilerinin (udûl) gördüğü bir temel üzerine oturttuğunu bildirdi. Abdülmelik ona [cevap olarak şöyle] yazdı: “Bizim İbn ez-Zübeyr’in [Kâbe’yi eski haline] bulaştırmasıyla (değiştirmesiyle) hiçbir işimiz yok. Yüksekliğini artırdığı kısmı olduğu gibi bırak; ancak Hicr’den ona kattığı kısmı [binadan ayırıp] eski binasına geri döndür ve açtığı kapıyı da kapat.” Bunun üzerine [Haccâc] onu yıktı ve eski binasına geri döndürdü.