Nikah Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1365_5. Hadis

حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا عَفَّانُ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بْنُ سَلَمَةَ، حَدَّثَنَا ثَابِتٌ، عَنْ أَنَسٍ، قَالَ كُنْتُ رِدْفَ أَبِي طَلْحَةَ يَوْمَ خَيْبَرَ وَقَدَمِي تَمَسُّ قَدَمَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - فَأَتَيْنَاهُمْ حِينَ بَزَغَتِ الشَّمْسُ وَقَدْ أَخْرَجُوا مَوَاشِيَهُمَ وَخَرَجُوا بِفُئُوسِهِمْ وَمَكَاتِلِهِمْ وَمُرُورِهِمْ فَقَالُوا مُحَمَّدٌ وَالْخَمِيسُ - قَالَ - وَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏ "‏ خَرِبَتْ خَيْبَرُ إِنَّا إِذَا نَزَلْنَا بِسَاحَةِ قَوْمٍ فَسَاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَرِينَ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ وَهَزَمَهُمُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ وَوَقَعَتْ فِي سَهْمِ دَحْيَةَ جَارِيَةٌ جَمِيلَةٌ فَاشْتَرَاهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِسَبْعَةِ أَرْؤُسٍ ثُمَّ دَفَعَهَا إِلَى أُمِّ سُلَيْمٍ تُصَنِّعُهَا لَهُ وَتُهَيِّئُهَا - قَالَ وَأَحْسِبُهُ قَالَ - وَتَعْتَدُّ فِي بَيْتِهَا وَهِيَ صَفِيَّةُ بِنْتُ حُيَىٍّ - قَالَ - وَجَعَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلِيمَتَهَا التَّمْرَ وَالأَقِطَ وَالسَّمْنَ فُحِصَتِ الأَرْضُ أَفَاحِيصَ وَجِيءَ بِالأَنْطَاعِ فَوُضِعَتْ فِيهَا وَجِيءَ بِالأَقِطِ وَالسَّمْنِ فَشَبِعَ النَّاسُ - قَالَ - وَقَالَ النَّاسُ لاَ نَدْرِي أَتَزَوَّجَهَا أَمِ اتَّخَذَهَا أُمَّ وَلَدٍ ‏.‏ قَالُوا إِنْ حَجَبَهَا فَهْىَ امْرَأَتُهُ وَإِنْ لَمْ يَحْجُبْهَا فَهْىَ أُمُّ وَلَدٍ فَلَمَّا أَرَادَ أَنْ يَرْكَبَ حَجَبَهَا فَقَعَدَتْ عَلَى عَجُزِ الْبَعِيرِ فَعَرَفُوا أَنَّهُ قَدْ تَزَوَّجَهَا ‏.‏ فَلَمَّا دَنَوْا مِنَ الْمَدِينَةِ دَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَدَفَعْنَا - قَالَ - فَعَثَرَتِ النَّاقَةُ الْعَضْبَاءُ وَنَدَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَنَدَرَتْ فَقَامَ فَسَتَرَهَا وَقَدْ أَشْرَفَتِ النِّسَاءُ فَقُلْنَ أَبْعَدَ اللَّهُ الْيَهُودِيَّةَ ‏.‏ قَالَ قُلْتُ يَا أَبَا حَمْزَةَ أَوَقَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ إِي وَاللَّهِ لَقَدْ وَقَعَ ‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe anlattı; bize Affân anlattı; bize Hammâd b. Seleme anlattı; bize Sâbit, Enes’ten [naklen] anlattı. [Enes] dedi ki: Hayber günü ben Ebu Talha’nın terkisindeydim; ayağım Resulullah’ın (sav) ayağına değiyordu. [Enes] dedi ki: Güneş doğarken yanlarına vardık. Hayvanlarını çıkarmışlar; baltaları, zembilleri ve çapalarıyla [işlerine] çıkmışlardı. “Muhammed ve ordu!” dediler. Resulullah (sav): “Hayber harap oldu! Biz bir kavmin sahasına indik mi artık uyarılanların sabahı ne kötü olur!” buyurdu. Allah Azze ve Celle onları bozguna uğrattı. Dıhye’nin payına güzel bir cariye düştü. Resulullah (sav) onu yedi baş [esir] karşılığında satın aldı. Sonra onu kendisi için hazırlayıp süslemesi için Ümmü Süleym’e verdi. —Ravi: Zannedersem “İddetini de evinde beklesin” dediğini de söyledi.— [O cariye] Safiyye bint Huyay idi. Resulullah (sav) onun düğün yemeğini (velimesini) hurma, keş (akıt) ve erimiş yağdan yaptı. Yer [hafifçe] kazılarak çukurlar açıldı, yaygılar getirilip oraya serildi; keş ve yağ getirildi [hazırlanan yemekten] insanlar doyuncaya kadar yediler. Halk: “Onunla evlendi mi yoksa onu cariye mi edindi, bilmiyoruz” dedi. “Eğer onu [müminlerin anneleri gibi] perdelerse o, karısıdır; perdelemezse o, cariyesidir” dediler. [Resulullah] binmek istediği zaman onu perdeledi; o da devenin sağrısına oturdu. Böylece onunla evlendiğini anladılar. Medine’ye yaklaştıklarında Resulullah (sav) [yolculuğu] hızlandırdı, biz de hızlandırdık. O sırada [Efendimiz’in bindiği] el-Adba adlı deve tökezledi. Resulullah (sav) bir yana, o [Safiyye] bir yana düştü. [Resulullah] hemen kalkıp onu [halkın gözlerinden] örttü. Kadınlar pencerelere çıkmışlar: “Allah o Yahudi kadını uzak etsin!” diyorlardı. Sâbit dedi ki: Ben “Ey Ebu Hamza! Resulullah (sav) hakikaten düştü mü?” dedim. O da: “Evet vallahi, hakikaten düştü” dedi.