1428_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ حَاتِمِ بْنِ مَيْمُونٍ، حَدَّثَنَا بَهْزٌ، ح وَحَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا أَبُو النَّضْرِ، هَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ قَالاَ جَمِيعًا حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بْنُ الْمُغِيرَةِ، عَنْ ثَابِتٍ، عَنْ أَنَسٍ، وَهَذَا حَدِيثُ بَهْزٍ قَالَ لَمَّا انْقَضَتْ عِدَّةُ زَيْنَبَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لِزَيْدٍ " فَاذْكُرْهَا عَلَىَّ " . قَالَ فَانْطَلَقَ زَيْدٌ حَتَّى أَتَاهَا وَهْىَ تُخَمِّرُ عَجِينَهَا قَالَ فَلَمَّا رَأَيْتُهَا عَظُمَتْ فِي صَدْرِي حَتَّى مَا أَسْتَطِيعُ أَنْ أَنْظُرَ إِلَيْهَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ذَكَرَهَا فَوَلَّيْتُهَا ظَهْرِي وَنَكَصْتُ عَلَى عَقِبِي فَقُلْتُ يَا زَيْنَبُ أَرْسَلَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَذْكُرُكِ . قَالَتْ مَا أَنَا بِصَانِعَةٍ شَيْئًا حَتَّى أُوَامِرَ رَبِّي . فَقَامَتْ إِلَى مَسْجِدِهَا وَنَزَلَ الْقُرْآنُ وَجَاءَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَدَخَلَ عَلَيْهَا بِغَيْرِ إِذْنٍ قَالَ فَقَالَ وَلَقَدْ رَأَيْتُنَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَطْعَمَنَا الْخُبْزَ وَاللَّحْمَ حِينَ امْتَدَّ النَّهَارُ فَخَرَجَ النَّاسُ وَبَقِيَ رِجَالٌ يَتَحَدَّثُونَ فِي الْبَيْتِ بَعْدَ الطَّعَامِ فَخَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَاتَّبَعْتُهُ فَجَعَلَ يَتَتَبَّعُ حُجَرَ نِسَائِهِ يُسَلِّمُ عَلَيْهِنَّ وَيَقُلْنَ يَا رَسُولَ اللَّهِ كَيْفَ وَجَدْتَ أَهْلَكَ قَالَ فَمَا أَدْرِي أَنَا أَخْبَرْتُهُ أَنَّ الْقَوْمَ خَرَجُوا أَوْ أَخْبَرَنِي - قَالَ - فَانْطَلَقَ حَتَّى دَخَلَ الْبَيْتَ فَذَهَبْتُ أَدْخُلُ مَعَهُ فَأَلْقَى السِّتْرَ بَيْنِي وَبَيْنَهُ وَنَزَلَ الْحِجَابُ قَالَ وَوُعِظَ الْقَوْمُ بِمَا وُعِظُوا بِهِ . زَادَ ابْنُ رَافِعٍ فِي حَدِيثِهِ { لاَ تَدْخُلُوا بُيُوتَ النَّبِيِّ إِلاَّ أَنْ يُؤْذَنَ لَكُمْ إِلَى طَعَامٍ غَيْرَ نَاظِرِينَ إِنَاهُ} إِلَى قَوْلِهِ { وَاللَّهُ لاَ يَسْتَحْيِي مِنَ الْحَقِّ}
Bize Muhammed b. Hâtim b. Meymûn anlattı; bize BehZ anlattı. (H) Bize Muhammed b. Râfi‘ de anlattı; bize Ebü’n-Nadr Hâşim b. el-Kāsım anlattı. Her ikisi de dediler ki: Bize Süleyman b. el-Mugîre, Sâbit’ten, o da Enes’ten [naklen] anlattı. Bu, BehZ’in hadisidir. Dedi ki: Zeyneb’in iddeti bitince Resulullah (sav) Zeyd’e: “Ona benden bahset (beni ona hatırlat/istemeye git)” buyurdu. Zeyd [Zeyneb’in] yanına vardı; o sırada hamurunu mayalıyordu (yoğuruyordu). [Zeyd] dedi ki: Onu görünce Resulullah (sav) ondan bahsettiği için gözümde (gönlümde) öyle büyüdü ki [heybetinden] artık ona bakamaz oldum. Sırtımı ona döndüm ve gerisin geri çekilerek dedim ki: “Ey Zeyneb! Resulullah (sav) seni kendisi için istediğini söylemem için beni gönderdi.” [Zeyneb]: “Rabbimle istişare etmeden (Ondan bir işaret almadan) bir şey yapamam” dedi. Hemen namaz kıldığı yere (mescidine) gitti. Derken Kur’an [ayetleri] indi ve Resulullah (sav) gelip izin istemeden onun yanına girdi. [Enes] dedi ki: Bizden (Resulullah ile beraber olduğumuz zamanlardan) hatırlıyorum da; gün ilerleyince (kuşluk vakti) Resulullah (sav) bize ekmek ve et yedirdi. Sonra halk dağıldı ama evde birtakım adamlar yemekten sonra sohbete dalarak kaldılar. Resulullah (sav) çıktı, ben de peşine düştüm. Hanımlarının odalarını teker teker dolaşıp onlara selam verdi. Onlar da: “Ey Allah’ın Resulü! Yeni hanımını nasıl buldun?” diyorlardı. [Resulullah] o insanların çıktığını ben mi ona haber verdim yoksa o mu bana haber verdi, bilmiyorum; evine girene kadar yürüdü. Ben de onunla beraber girmek istedim fakat benimle kendi arasına perdeyi gerdi. Böylece hicab (örtünme) ayeti inmiş oldu. O insanlara da [gereken] öğüt (ayetler ile) verildi. İbn Râfi‘ hadisinde şunu da ekledi: {Ey iman edenler! Yemek için size izin verilmedikçe Peygamber’in evlerine girmeyin; yemeğin vaktini de gözetlemeyin. (Girdiğiniz zaman da yemek yiyince hemen dağılın, sohbete dalmayın)... Allah hakikati söylemekten çekinmez.} (Ahzâb, 53).