Nikah Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1365_6. Hadis

وَحَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَبَابَةُ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، عَنْ ثَابِثٍ، عَنْ أَنَسٍ، ح وَحَدَّثَنِي بِهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ هَاشِمِ بْنِ حَيَّانَ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - حَدَّثَنَا بَهْزٌ، حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ، بْنُ الْمُغِيرَةِ عَنْ ثَابِتٍ، حَدَّثَنَا أَنَسٌ، قَالَ صَارَتْ صَفِيَّةُ لِدَحْيَةَ فِي مَقْسَمِهِ وَجَعَلُوا يَمْدَحُونَهَا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - وَيَقُولُونَ مَا رَأَيْنَا فِي السَّبْىِ مِثْلَهَا - قَالَ - فَبَعَثَ إِلَى دِحْيَةَ فَأَعْطَاهُ بِهَا مَا أَرَادَ ثُمَّ دَفَعَهَا إِلَى أُمِّي فَقَالَ ‏"‏ أَصْلِحِيهَا ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ خَرَجَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِنْ خَيْبَرَ حَتَّى إِذَا جَعَلَهَا فِي ظَهْرِهِ نَزَلَ ثُمَّ ضَرَبَ عَلَيْهَا الْقُبَّةَ فَلَمَّا أَصْبَحَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ مَنْ كَانَ عِنْدَهُ فَضْلُ زَادٍ فَلْيَأْتِنَا بِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَجَعَلَ الرَّجُلُ يَجِيءُ بِفَضْلِ التَّمْرِ وَفَضْلِ السَّوِيقِ حَتَّى جَعَلُوا مِنْ ذَلِكَ سَوَادًا حَيْسًا فَجَعَلُوا يَأْكُلُونَ مِنْ ذَلِكَ الْحَيْسِ وَيَشْرَبُونَ مِنْ حِيَاضٍ إِلَى جَنْبِهِمْ مِنْ مَاءِ السَّمَاءِ - قَالَ - فَقَالَ أَنَسٌ فَكَانَتْ تِلْكَ وَلِيمَةَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَيْهَا - قَالَ - فَانْطَلَقْنَا حَتَّى إِذَا رَأَيْنَا جُدُرَ الْمَدِينَةِ هَشِشْنَا إِلَيْهَا فَرَفَعْنَا مَطِيَّنَا وَرَفَعَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مَطِيَّتَهُ - قَالَ - وَصَفِيَّةُ خَلْفَهُ قَدْ أَرْدَفَهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم - قَالَ - فَعَثَرَتْ مَطِيَّةُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَصُرِعَ وَصُرِعَتْ قَالَ فَلَيْسَ أَحَدٌ مِنَ النَّاسِ يَنْظُرُ إِلَيْهِ وَلاَ إِلَيْهَا حَتَّى قَامَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَسَتَرَهَا - قَالَ - فَأَتَيْنَاهُ فَقَالَ ‏"‏ لَمْ نُضَرَّ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَدَخَلْنَا الْمَدِينَةَ فَخَرَجَ جَوَارِي نِسَائِهِ يَتَرَاءَيْنَهَا وَيَشْمَتْنَ بِصَرْعَتِهَا ‏.‏

Bize Ebu Bekir b. Ebî Şeybe de anlattı; bize Şebâbe anlattı; bize Süleyman, Sâbit’ten anlattı. (H) Bize onu Abdullah b. Hâşim b. Hayyân da anlattı —lafız onundur—; bize BehZ anlattı; bize Süleyman b. el-Mugîre, Sâbit’ten anlattı; bize Enes anlattı; dedi ki: Safiyye taksim sırasında Dıhye’nin payına düştü; fakat Resulullah’ın (sav) yanında onu övmeye başladılar. “Esirler arasında onun gibisini görmedik” diyorlardı. [Efendimiz] Dıhye’ye [haber] gönderdi ve onun karşılığında Dıhye’ye istediğini verdi. Sonra onu [hazırlaması için] anneme verdi ve: “Onu hazırla” buyurdu. [Enes] dedi ki: Sonra Resulullah (sav) Hayber’den çıktı. Hayber’i arkasına alınca konakladı, onun [Safiyye] için bir çadır kurdurdu. Sabah olunca Resulullah (sav): “Kimin yanında fazla azığı varsa bize getirsin” buyurdu. [Enes] dedi ki: Kimi adam fazla hurmasını, kimi adam fazla kavutunu (sevîk) getirmeye başladı; hatta o [getirilenlerden] bir yığın hays yaptılar. O haystan yemeye başladılar. Yanlarındaki havuzlardan —ki yağmur suyuydu— içiyorlardı. Enes dedi ki: İşte bu, Resulullah’ın (sav) onunla [Safiyye ile evlenirken verdiği] düğün yemeği (velimedi) idi. [Enes] devamla dedi ki: Nihayet [yolda] Medine’nin duvarlarını gördüğümüzde buna çok sevindik; bineklerimizi hızlandırdık, Resulullah (sav) da bineğini hızlandırdı. Safiyye arkasındaydı, Resulullah (sav) onu terkisine bindirmişti. O sırada Resulullah’ın (sav) bineği tökezledi, [Efendimiz] de düştü, o [Safiyye] de düştü. [Enes] dedi ki: Resulullah (sav) hemen kalkıp onu [halkın gözlerinden] örtünceye kadar hiç kimse ne ona ne de öbürüne [Safiyye’ye] bakmadı. [Enes] dedi ki: Yanına vardık; “Hiçbir zarar görmedik” buyurdu. Enes dedi ki: Medine’ye girdik. [Efendimiz’in] hanımlarının cariyeleri onu görmek için dışarı çıktılar ve düşmesinden dolayı [başına gelenlere] sevindiler.