1433_2. Hadis
حَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، وَحَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، - وَاللَّفْظُ لِحَرْمَلَةَ - قَالَ أَبُو الطَّاهِرِ حَدَّثَنَا وَقَالَ، حَرْمَلَةُ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، حَدَّثَنِي عُرْوَةُ بْنُ الزُّبَيْرِ، أَنَّ عَائِشَةَ، زَوْجَ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم أَخْبَرَتْهُ أَنَّ رِفَاعَةَ الْقُرَظِيَّ طَلَّقَ امْرَأَتَهُ فَبَتَّ طَلاَقَهَا فَتَزَوَّجَتْ بَعْدَهُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزَّبِيرِ فَجَاءَتِ النَّبِيَّ صلى الله عليه وسلم فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّهَا كَانَتْ تَحْتَ رِفَاعَةَ فَطَلَّقَهَا آخِرَ ثَلاَثِ تَطْلِيقَاتٍ فَتَزَوَّجْتُ بَعْدَهُ عَبْدَ الرَّحْمَنِ بْنَ الزَّبِيرِ وَإِنَّهُ وَاللَّهِ مَا مَعَهُ إِلاَّ مِثْلُ الْهُدْبَةِ وَأَخَذَتْ بِهُدْبَةٍ مِنْ جِلْبَابِهَا . قَالَ فَتَبَسَّمَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ضَاحِكًا فَقَالَ " لَعَلَّكِ تُرِيدِينَ أَنْ تَرْجِعِي إِلَى رِفَاعَةَ لاَ حَتَّى يَذُوقَ عُسَيْلَتَكِ وَتَذُوقِي عُسَيْلَتَهُ " . وَأَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ جَالِسٌ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَخَالِدُ بْنُ سَعِيدِ بْنِ الْعَاصِ جَالِسٌ بِبَابِ الْحُجْرَةِ لَمْ يُؤْذَنْ لَهُ قَالَ فَطَفِقَ خَالِدٌ يُنَادِي أَبَا بَكْرٍ أَلاَ تَزْجُرُ هَذِهِ عَمَّا تَجْهَرُ بِهِ عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
Bana Ebu’t-Tâhir ve Harmele b. Yahya anlattılar -lafız Harmele’nindir-; Ebu’t-Tâhir “bize anlattı” dedi, Harmele ise “bize İbn Vehb haber verdi” dedi. [İbn Vehb dedi ki]: Bana Yûnus, İbn Şihâb’dan haber verdi; [ona da] Urve b. ez-Zübeyr anlatmış ki; Peygamber (sav)’in eşi Âişe ona şunu haber vermiştir: Rifâa el-Kurazî eşini boşadı ve boşamayı kat’î kıldı (üç talakla boşadı). Kadın ondan sonra Abdurrahman b. ez-Zebîr ile evlendi ve Peygamber (sav)’e gelip: “Ey Allah’ın Resulü! O [kadın], Rifâa’nın nikahı altındaydı; Rifâa onu üç talakın sonuncusuyla boşadı. Ben ondan sonra Abdurrahman b. ez-Zebîr ile evlendim. Vallahi onun beraberinde olan şey ancak şu saçağı gibidir” dedi ve cilbabının bir saçağını tuttu. [Âişe] dedi ki: Resulullah (sav) gülümseyerek: “Herhalde sen Rifâa’ya dönmek istiyorsun? Hayır; o senin balcığından (zevkine), sen de onun balcığından tatmadıkça [bu mümkün değildir]” buyurdu. Ebu Bekir es-Sıddîk o sırada Resulullah (sav)’in yanında oturuyordu; Halid b. Said b. el-As ise hücrenin kapısında oturmuş, girmek için izin bekliyordu. Halid, Ebu Bekir’e: “Bu kadını, Resulullah (sav)’in huzurunda böyle açık açık konuşmaktan menetmiyor musun?” diye seslenmeye başladı.