1475. Hadis
وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ وَهْبٍ، ح وَحَدَّثَنِي حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِيُّ، - وَاللَّفْظُ لَهُ - أَخْبَرَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ بْنُ يَزِيدَ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، أَخْبَرَنِي أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّ عَائِشَةَ، قَالَتْ لَمَّا أُمِرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِتَخْيِيرِ أَزْوَاجِهِ بَدَأَ بِي فَقَالَ " إِنِّي ذَاكِرٌ لَكِ أَمْرًا فَلاَ عَلَيْكِ أَنْ لاَ تَعْجَلِي حَتَّى تَسْتَأْمِرِي أَبَوَيْكِ " . قَالَتْ قَدْ عَلِمَ أَنَّ أَبَوَىَّ لَمْ يَكُونَا لِيَأْمُرَانِي بِفِرَاقِهِ قَالَتْ ثُمَّ قَالَ " إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ قَالَ { يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلاً * وَإِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الآخِرَةَ فَإِنَّ اللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًا} قَالَتْ فَقُلْتُ فِي أَىِّ هَذَا أَسْتَأْمِرُ أَبَوَىَّ فَإِنِّي أُرِيدُ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الآخِرَةَ . قَالَتْ ثُمَّ فَعَلَ أَزْوَاجُ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم مِثْلَ مَا فَعَلْتُ .
Bana Ebû't-Tâhir anlattı, bize İbn Vehb anlattı (H). Bana Hermele b. Yahyâ et-Tucîbî de anlattı -lafız onundur-, bize Abdullah b. Vehb haber verdi, bana Yûnus b. Yezîd, İbn Şihâb'dan [naklen] haber verdi; (İbn Şihâb) dedi ki: Bana Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf haber verdi ki Âişe şöyle demiş: Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem eşlerini serbest bırakmakla (muhayyer kılmakla) emrolunduğunda [işe] benden başladı ve: "Sana bir durum zikredeceğim; anne ve babana danışıncaya kadar acele etmemende senin için bir sakınca yoktur," buyurdu. [Âişe] dedi ki: (Allah Resulü), anne ve babamın ondan ayrılmamı bana asla emretmeyeceklerini çok iyi biliyordu. [Âişe] devamla dedi ki: Sonra [Efendimiz] şöyle buyurdu: "Allah azze ve celle: { يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُلْ لأَزْوَاجِكَ إِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ وَأُسَرِّحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلاً * وَإِنْ كُنْتُنَّ تُرِدْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الآخِرَةَ فَإِنَّ اللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنْكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًا } 'Ey Peygamber! Eşlerine söyle: Şayet siz dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerini (meta) vereyim ve sizi güzelce salıvereyim. Eğer Allah'ı, Resulü'nü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah, içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükafat hazırlamıştır.' (Ahzâb, 28-29) buyurdu." [Âişe] dedi ki: Bunun üzerine ben; "Bunun hangi hususunda anne ve babama danışacakmışım? Ben elbette Allah'ı, Resulü'nü ve ahiret yurdunu istiyorum," dedim. Sonra Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in [diğer] eşleri de benim yaptığımın aynısını yaptılar.