Taharet Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

249_1. Hadis

حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ أَيُّوبَ، وَسُرَيْجُ بْنُ يُونُسَ، وَقُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، وَعَلِيُّ بْنُ حُجْرٍ، جَمِيعًا عَنْ إِسْمَاعِيلَ بْنِ جَعْفَرٍ، - قَالَ ابْنُ أَيُّوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ، - أَخْبَرَنِي الْعَلاَءُ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَتَى الْمَقْبُرَةَ فَقَالَ ‏"‏ السَّلاَمُ عَلَيْكُمْ دَارَ قَوْمٍ مُؤْمِنِينَ وَإِنَّا إِنْ شَاءَ اللَّهُ بِكُمْ لاَحِقُونَ وَدِدْتُ أَنَّا قَدْ رَأَيْنَا إِخْوَانَنَا ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا أَوَلَسْنَا إِخْوَانَكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ ‏"‏ أَنْتُمْ أَصْحَابِي وَإِخْوَانُنَا الَّذِينَ لَمْ يَأْتُوا بَعْدُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالُوا كَيْفَ تَعْرِفُ مَنْ لَمْ يَأْتِ بَعْدُ مِنْ أُمَّتِكَ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَقَالَ ‏"‏ أَرَأَيْتَ لَوْ أَنَّ رَجُلاً لَهُ خَيْلٌ غُرٌّ مُحَجَّلَةٌ بَيْنَ ظَهْرَىْ خَيْلٍ دُهْمٍ بُهْمٍ أَلاَ يَعْرِفُ خَيْلَهُ ‏"‏ ‏.‏ قَالُوا بَلَى يَا رَسُولَ اللَّهِ ‏.‏ قَالَ ‏"‏ فَإِنَّهُمْ يَأْتُونَ غُرًّا مُحَجَّلِينَ مِنَ الْوُضُوءِ وَأَنَا فَرَطُهُمْ عَلَى الْحَوْضِ أَلاَ لَيُذَادَنَّ رِجَالٌ عَنْ حَوْضِي كَمَا يُذَادُ الْبَعِيرُ الضَّالُّ أُنَادِيهِمْ أَلاَ هَلُمَّ ‏.‏ فَيُقَالُ إِنَّهُمْ قَدْ بَدَّلُوا بَعْدَكَ ‏.‏ فَأَقُولُ سُحْقًا سُحْقًا ‏"‏ ‏.‏

Yahya b. Eyyub, Süreyc b. Yunus, Kuteybe b. Said ve Ali b. Hucr bize tahdis etti. Hepsi İsmail b. Cafer’den [naklettiler]. —İbn Eyyub: “İsmail bize tahdis etti,” dedi.— Ala’nın kendisine; [o] babasından; [o da] Ebu Hureyre’den [nakletti] ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem mezarlığa [makbure] gelip şöyle buyurdu: “Selam size ey müminler yurdunun sakinleri! Bizler de inşallah size katılacağız. Kardeşlerimizi görmeyi çok isterdim.” [Sahabiler]: “Biz senin kardeşlerin değil miyiz ey Allah’ın Resulü?” dediler. [Resulullah]: “Sizler benim ashabımsınız; kardeşlerimiz ise henüz gelmemiş olanlardır,” buyurdu. “Ümmetinden henüz gelmemiş olanları nasıl tanıyacaksın ey Allah’ın Resulü?” dediler. Şöyle buyurdu: “Ne dersiniz; bir adamın siyah ve yağız [dühmün buhmün] atlar arasında, alınları ve ayakları beyaz [ğurrun muhaccelatun] atları olsa, o adam kendi atlarını tanımaz mı?” “Evet, tanır ey Allah’ın Resulü!” dediler. [Resulullah]: “İşte onlar da abdestten dolayı yüzleri ve azaları nurlu [ğurran muhaccelîn] olarak gelecekler. Ben ise havuzun başında onları bekleyeceğim [feratuhum]. Dikkat edin! Kaybolmuş devenin [havuzdan] uzaklaştırıldığı gibi, bazı adamlar da benim havuzumdan mutlaka uzaklaştırılacaklar. Ben onlara: ‘Haydi gelin buraya!’ diye nida edeceğim. Bunun üzerine: ‘Onlar senden sonra [dini] değiştirdiler [beddelû],’ denilecek. Ben de: ‘Uzak olsunlar, uzak olsunlar [suhkan suhkan]!’ diyeceğim,” buyurdu.