1671_2. Hadis
حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ، مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ - وَاللَّفْظُ لأَبِي بَكْرٍ - قَالَ حَدَّثَنَا ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ حَجَّاجِ بْنِ أَبِي عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي أَبُو رَجَاءٍ، مَوْلَى أَبِي قِلاَبَةَ عَنْ أَبِي قِلاَبَةَ، حَدَّثَنِي أَنَسٌ، أَنَّ نَفَرًا، مِنْ عُكْلٍ ثَمَانِيَةً قَدِمُوا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَايَعُوهُ عَلَى الإِسْلاَمِ فَاسْتَوْخَمُوا الأَرْضَ وَسَقُمَتْ أَجْسَامُهُمْ فَشَكَوْا ذَلِكَ إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم . فَقَالَ " أَلاَ تَخْرُجُونَ مَعَ رَاعِينَا فِي إِبِلِهِ فَتُصِيبُونَ مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا " . فَقَالُوا بَلَى . فَخَرَجُوا فَشَرِبُوا مِنْ أَبْوَالِهَا وَأَلْبَانِهَا فَصَحُّوا فَقَتَلُوا الرَّاعِيَ وَطَرَدُوا الإِبِلَ فَبَلغَ ذَلِكَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبَعَثَ فِي آثَارِهِمْ فَأُدْرِكُوا فَجِيءَ بِهِمْ فَأَمَرَ بِهِمْ فَقُطِعَتْ أَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُمْ وَسُمِرَ أَعْيُنُهُمْ ثُمَّ نُبِذُوا فِي الشَّمْسِ حَتَّى مَاتُوا . وَقَالَ ابْنُ الصَّبَّاحِ فِي رِوَايَتِهِ وَاطَّرَدُوا النَّعَمَ . وَقَالَ وَسُمِّرَتْ أَعْيُنُهُمْ .
Bize Ebû Ca'fer Muhammed b. es-Sabbâh ve Ebû Bekir b. Ebî Şeybe anlattılar. —Lafız Ebû Bekir’e aittir.— Dediler ki: Bize İbn Uleyye, Haccâc b. Ebî Osmân’dan anlattı. [Haccâc dedi ki]: Bana Ebû Kılâbe’nin azatlısı Ebû Recâ, Ebû Kılâbe’den naklen anlattı. [Ebû Kılâbe dedi ki]: Bana Enes [b. Mâlik] anlattı: Ukl kabilesinden sekiz kişilik bir grup Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]’e geldiler ve Müslüman olmak üzere ona biat ettiler. Fakat o yerin (Medine’nin) havası onlara yaramadı (istevhamû) ve bedenleri hastalandı. Bu durumdan Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]’e şikâyetçi oldular. [Efendimiz de]: “Çobanımızla birlikte develerin yanına çıksanız da onların idrarlarından ve sütlerinden istifade etseniz ya?” buyurdu. Onlar: “Olur” dediler. Çıkıp [develerin yanına] gittiler, idrarlarından ve sütlerinden içtiler ve sağlığına kavuştular. Daha sonra ise çobanı öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Bu durum Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem]’e ulaşınca, peşlerine [adam] gönderdi; yakalandılar ve [huzuruna] getirildiler. [Resulullah] onlar hakkında emir buyurdu; elleri ve ayakları kesildi, gözleri [kızgın mil ile] dağlandı (sumire); sonra da ölene kadar güneşin altında [o halde] bırakıldılar. İbnü’s-Sabbâh kendi rivayetinde: “Hayvanları önlerine katıp götürdüler (attaradu)” ve “Gözleri dağlandı (summira)” [ibarelerini kullandı].