1707_2. Hadis
حَدَّثَنِي مُحَمَّدُ بْنُ مِنْهَالٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ الثَّوْرِيُّ، عَنْ أَبِي حَصِينٍ، عَنْ عُمَيْرِ بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَلِيٍّ، قَالَ مَا كُنْتُ أُقِيمُ عَلَى أَحَدٍ حَدًّا فَيَمُوتَ فِيهِ فَأَجِدَ مِنْهُ فِي نَفْسِي إِلاَّ صَاحِبَ الْخَمْرِ لأَنَّهُ إِنْ مَاتَ وَدَيْتُهُ لأَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم لَمْ يَسُنَّهُ .
Bana Muhammed b. Minhâl ed-Darîr anlattı; bize Yezîd b. Züre' anlattı; bize Süfyân es-Sevrî, Ebû Hasîn’den; o Umeyr b. Saîd’den; o da Ali’den [naklederek şunları] anlattı: [Ali b. Ebû Tâlib şöyle demiştir:] ‘Uyguladığım bir had cezası sonucunda ölen kimse için —içki cezası hariç— içimde [bir sorumluluk] hissetmem. Çünkü eğer o (içki içen) ölürse diyetini öderim. Zira Resulullah [sallallâhu aleyhi ve sellem] onun [miktarını/seksen sopa olarak] bir sünnet şeklinde belirlememiştir.’