315_1. Hadis
حَدَّثَنِي الْحَسَنُ بْنُ عَلِيٍّ الْحُلْوَانِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو تَوْبَةَ، - وَهُوَ الرَّبِيعُ بْنُ نَافِعٍ - حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ، - يَعْنِي ابْنَ سَلاَّمٍ - عَنْ زَيْدٍ، - يَعْنِي أَخَاهُ - أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا سَلاَّمٍ، قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو أَسْمَاءَ الرَّحَبِيُّ، أَنَّ ثَوْبَانَ، مَوْلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَدَّثَهُ قَالَ كُنْتُ قَائِمًا عِنْدَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَجَاءَ حَبْرٌ مِنْ أَحْبَارِ الْيَهُودِ فَقَالَ السَّلاَمُ عَلَيْكَ يَا مُحَمَّدُ . فَدَفَعْتُهُ دَفْعَةً كَادَ يُصْرَعُ مِنْهَا فَقَالَ لِمَ تَدْفَعُنِي فَقُلْتُ أَلاَ تَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ . فَقَالَ الْيَهُودِيُّ إِنَّمَا نَدْعُوهُ بِاسْمِهِ الَّذِي سَمَّاهُ بِهِ أَهْلُهُ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " إِنَّ اسْمِي مُحَمَّدٌ الَّذِي سَمَّانِي بِهِ أَهْلِي " . فَقَالَ الْيَهُودِيُّ جِئْتُ أَسْأَلُكَ . فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " أَيَنْفَعُكَ شَىْءٌ إِنْ حَدَّثْتُكَ " . قَالَ أَسْمَعُ بِأُذُنَىَّ فَنَكَتَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِعُودٍ مَعَهُ . فَقَالَ " سَلْ " . فَقَالَ الْيَهُودِيُّ أَيْنَ يَكُونُ النَّاسُ يَوْمَ تُبَدَّلُ الأَرْضُ غَيْرَ الأَرْضِ وَالسَّمَوَاتُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " هُمْ فِي الظُّلْمَةِ دُونَ الْجِسْرِ " . قَالَ فَمَنْ أَوَّلُ النَّاسِ إِجَازَةً قَالَ " فُقَرَاءُ الْمُهَاجِرِينَ " . قَالَ الْيَهُودِيُّ فَمَا تُحْفَتُهُمْ حِينَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ قَالَ " زِيَادَةُ كَبِدِ النُّونِ " قَالَ فَمَا غِذَاؤُهُمْ عَلَى إِثْرِهَا قَالَ " يُنْحَرُ لَهُمْ ثَوْرُ الْجَنَّةِ الَّذِي كَانَ يَأْكُلُ مِنْ أَطْرَافِهَا " . قَالَ فَمَا شَرَابُهُمْ عَلَيْهِ قَالَ " مِنْ عَيْنٍ فِيهَا تُسَمَّى سَلْسَبِيلاً " . قَالَ صَدَقْتَ . قَالَ وَجِئْتُ أَسْأَلُكَ عَنْ شَىْءٍ لاَ يَعْلَمُهُ أَحَدٌ مِنْ أَهْلِ الأَرْضِ إِلاَّ نَبِيٌّ أَوْ رَجُلٌ أَوْ رَجُلاَنِ . قَالَ " يَنْفَعُكَ إِنْ حَدَّثْتُكَ " . قَالَ أَسْمَعُ بِأُذُنَىَّ . قَالَ جِئْتُ أَسْأَلُكَ عَنِ الْوَلَدِ قَالَ " مَاءُ الرَّجُلِ أَبْيَضُ وَمَاءُ الْمَرْأَةِ أَصْفَرُ فَإِذَا اجْتَمَعَا فَعَلاَ مَنِيُّ الرَّجُلِ مَنِيَّ الْمَرْأَةِ أَذْكَرَا بِإِذْنِ اللَّهِ وَإِذَا عَلاَ مَنِيُّ الْمَرْأَةِ مَنِيَّ الرَّجُلِ آنَثَا بِإِذْنِ اللَّهِ " . قَالَ الْيَهُودِيُّ لَقَدْ صَدَقْتَ وَإِنَّكَ لَنَبِيٌّ ثُمَّ انْصَرَفَ فَذَهَبَ . فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " لَقَدْ سَأَلَنِي هَذَا عَنِ الَّذِي سَأَلَنِي عَنْهُ وَمَا لِي عِلْمٌ بِشَىْءٍ مِنْهُ حَتَّى أَتَانِيَ اللَّهُ بِهِ " .
Hasan b. Ali el-Hulvânî bana tahdis etti; Ebû Tevbe -ki o Rabî‘ b. Nâfi‘dir- bize tahdis etti; Muâviye -yani İbn Sellâm- bize tahdis etti; [o da] Zeyd’den -yani kardeşi-; o, Ebû Sellâm’dan işitmiş; dedi ki: Ebû Esmâ er-Rahabî bana tahdis etti ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in azatlısı Sevbân ona tahdis edip dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yanında ayakta duruyordum. Yahudi alimlerinden bir alim geldi ve: “Es-selâmü aleyke yâ Muhammed!” dedi. Onu öyle bir ittim ki neredeyse ondan dolayı (yere) yıkılacaktı. Dedi ki: “Beni niçin itiyorsun?” Dedim ki: “Ey Allah’ın Resulü demez misin?” Yahudi: “Biz onu sadece ailesinin isimlendirdiği ismiyle çağırırız” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Şüphesiz benim ismim, ailemin beni isimlendirdiği Muhammed’dir” buyurdu. Yahudi dedi ki: “Sana sormak için geldim.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ona: “Sana (söylediklerimden) bahsedersem sana faydası olur mu?” buyurdu. [Yahudi] dedi ki: “Kulaklarımla dinlerim.” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem yanındaki bir değnekle yere bir şeyler çizdi (düşündü) ve: “Sor” buyurdu. Yahudi dedi ki: “Yer başka bir yerle, gökler de (başka göklerle) değiştirildiği gün insanlar nerede olur?” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Onlar köprünün (Sırat’ın) önünde karanlıktadırlar” buyurdu. Dedi ki: “İnsanların ilk geçeni kimdir?” Buyurdu ki: “Muhacirlerin fakirleri.” Yahudi: “Cennete girdikleri zaman onların ikramı (ilk hediyesi) nedir?” dedi. Buyurdu ki: “Balık ciğerinin ziyadesi (en lezzetli parçası).” Dedi ki: “Onun peşinden gıdaları nedir?” Buyurdu ki: “Onlar için cennetin öküzü kesilir ki o, onun (cennetin) kenarlarından otlardı.” Dedi ki: “Onun üzerine içecekleri nedir?” Buyurdu ki: “Oradaki Selsebil denilen bir pınardandır.” Dedi ki: “Doğru söyledin.” Ve [devamla] dedi ki: “Yeryüzü ahalisinden bir nebi veya bir adam veya iki adam dışında kimsenin bilmediği bir şeyden sana sormaya geldim.” Buyurdu ki: “Sana bahsedersem (cevabını verirsem) sana faydası olur mu?” Dedi ki: “Kulaklarımla dinlerim.” [Nebi] buyurdu ki: “Çocuktan sormaya geldin.” Dedi ki: “Erkeğin suyu beyaz, kadının suyu sarıdır. İkisi birleştiği zaman; erkeğin menisi kadının menisine üstün gelirse, Allah’ın izniyle erkek olur. Kadının menisi erkeğin menisine üstün gelirse, Allah’ın izniyle kız olur.” Yahudi dedi ki: “Gerçekten doğru söyledin ve şüphesiz sen bir nebisin.” Sonra döndü ve gitti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bu (adam) bana sormuş olduğu şeyi sordu; halbuki benim, Allah bana onu (cevabı) getirinceye kadar ondan hiçbir bilgim yoktu.”