1752. Hadis
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ يَحْيَى التَّمِيمِيُّ، أَخْبَرَنَا يُوسُفُ بْنُ الْمَاجِشُونِ، عَنْ صَالِحِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ، بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ عَوْفٍ، أَنَّهُ قَالَ بَيْنَا أَنَا وَاقِفٌ، فِي الصَّفِّ يَوْمَ بَدْرٍ نَظَرْتُ عَنْ يَمِينِي، وَشِمَالِي، فَإِذَا أَنَا بَيْنَ، غُلاَمَيْنِ مِنَ الأَنْصَارِ حَدِيثَةٍ أَسْنَانُهُمَا تَمَنَّيْتُ لَوْ كُنْتُ بَيْنَ أَضْلَعَ مِنْهُمَا فَغَمَزَنِي أَحَدُهُمَا . فَقَالَ يَا عَمِّ هَلْ تَعْرِفُ أَبَا جَهْلٍ قَالَ قُلْتُ نَعَمْ وَمَا حَاجَتُكَ إِلَيْهِ يَا ابْنَ أَخِي قَالَ أُخْبِرْتُ أَنَّهُ يَسُبُّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ لَئِنْ رَأَيْتُهُ لاَ يُفَارِقُ سَوَادِي سَوَادَهُ حَتَّى يَمُوتَ الأَعْجَلُ مِنَّا . قَالَ فَتَعَجَّبْتُ لِذَلِكَ فَغَمَزَنِي الآخَرُ فَقَالَ مِثْلَهَا - قَالَ - فَلَمْ أَنْشَبْ أَنْ نَظَرْتُ إِلَى أَبِي جَهْلٍ يَزُولُ فِي النَّاسِ فَقُلْتُ أَلاَ تَرَيَانِ هَذَا صَاحِبُكُمَا الَّذِي تَسْأَلاَنِ عَنْهُ قَالَ فَابْتَدَرَاهُ فَضَرَبَاهُ بِسَيْفَيْهِمَا حَتَّى قَتَلاَهُ ثُمَّ انْصَرَفَا إِلَى رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرَاهُ . فَقَالَ " أَيُّكُمَا قَتَلَهُ " . فَقَالَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا أَنَا قَتَلْتُ . فَقَالَ " هَلْ مَسَحْتُمَا سَيْفَيْكُمَا " . قَالاَ لاَ . فَنَظَرَ فِي السَّيْفَيْنِ فَقَالَ " كِلاَكُمَا قَتَلَهُ " . وَقَضَى بِسَلَبِهِ لِمُعَاذِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْجَمُوحِ وَالرَّجُلاَنِ مُعَاذُ بْنُ عَمْرِو بْنِ الْجَمُوحِ وَمُعَاذُ ابْنُ عَفْرَاءَ .
Bize Yahyâ b. Yahyâ et-Temîmî anlattı; bize Yûsuf b. el-Mâcişûn haber verdi; Sâlih b. İbrâhîm b. Abdurrahman b. Avf'dan; babasından; Abdurrahman b. Avf'dan; dedi ki: Bedir günü safta durduğum sırada sağıma ve soluma baktım. Bir de ne göreyim; Ensâr'dan yaşları küçük iki gencin arasındayım. Onlardan daha güçlü kuvvetli kimselerin arasında olmayı arzu ettim. Derken onlardan biri beni dürttü ve: “Ey amca! Ebu Cehl'i tanıyor musun?” dedi. Ben de: “Evet; ey kardeşimin oğlu, onunla ne işin var?” dedim. Dedi ki: “Bana haber verildiğine göre o, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e sövüyormuş. Canım elinde olan [Allah]'a yemin olsun ki, eğer onu görürsem, hangimizin eceli daha önceyse o ölene kadar benim karaltım onun karaltısından ayrılmayacaktır!” Dedi ki: Buna şaşırdım. Sonra diğeri beni dürttü ve o da aynısını söyledi. Çok geçmeden Ebu Cehl'i insanlar arasında dolaşırken gördüm. Dedim ki: “Bakın! Hakkında sorduğunuz kişi işte budur.” Bunun üzerine hemen ona doğru atıldılar ve kılıçlarıyla vurup onu öldürdüler. Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'e gidip durumu haber verdiler. (Resulullah): “Onu hanginiz öldürdü?” buyurdu. Her ikisi de: “Onu ben öldürdüm” dediler. Buyurdu ki: “Kılıçlarınızı sildiniz mi?” “Hayır” dediler. (Resulullah) her iki kılıca da baktı ve: “Onu ikiniz öldürmüşsünüz” buyurdu. [Ancak] teçhizatının Muâz b. Amr b. el-Cemûh'a verilmesine hükmetti. O iki genç; Muâz b. Amr b. el-Cemûh ile Muâz b. Afrâ idi.