Cihad ve Gazveler (Siyer) Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1764_1. Hadis

حَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي سَعِيدٍ، أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ بَعَثَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم خَيْلاً قِبَلَ نَجْدٍ فَجَاءَتْ بِرَجُلٍ مِنْ بَنِي حَنِيفَةَ يُقَالُ لَهُ ثُمَامَةُ بْنُ أُثَالٍ سَيِّدُ أَهْلِ الْيَمَامَةِ ‏.‏ فَرَبَطُوهُ بِسَارِيَةٍ مِنْ سَوَارِي الْمَسْجِدِ فَخَرَجَ إِلَيْهِ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ ‏"‏ مَاذَا عِنْدَكَ يَا ثُمَامَةُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عِنْدِي يَا مُحَمَّدُ خَيْرٌ إِنْ تَقْتُلْ تَقْتُلْ ذَا دَمٍ وَإِنْ تُنْعِمْ تُنْعِمْ عَلَى شَاكِرٍ وَإِنْ كُنْتَ تُرِيدُ الْمَالَ فَسَلْ تُعْطَ مِنْهُ مَا شِئْتَ ‏.‏ فَتَرَكَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى كَانَ بَعْدَ الْغَدِ فَقَالَ ‏"‏ مَا عِنْدَكَ يَا ثُمَامَةُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ مَا قُلْتُ لَكَ إِنْ تُنْعِمْ تُنْعِمْ عَلَى شَاكِرٍ وَإِنْ تَقْتُلْ تَقْتُلْ ذَا دَمٍ وَإِنْ كُنْتَ تُرِيدُ الْمَالَ فَسَلْ تُعْطَ مِنْهُ مَا شِئْتَ ‏.‏ فَتَرَكَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَتَّى كَانَ مِنَ الْغَدِ فَقَالَ ‏"‏ مَاذَا عِنْدَكَ يَا ثُمَامَةُ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عِنْدِي مَا قُلْتُ لَكَ إِنْ تُنْعِمْ تُنْعِمْ عَلَى شَاكِرٍ وَإِنْ تَقْتُلْ تَقْتُلْ ذَا دَمٍ وَإِنْ كُنْتَ تُرِيدُ الْمَالَ فَسَلْ تُعْطَ مِنْهُ مَا شِئْتَ ‏.‏ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَطْلِقُوا ثُمَامَةَ ‏"‏ ‏.‏ فَانْطَلَقَ إِلَى نَخْلٍ قَرِيبٍ مِنَ الْمَسْجِدِ فَاغْتَسَلَ ثُمَّ دَخَلَ الْمَسْجِدَ فَقَالَ أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ ‏.‏ يَا مُحَمَّدُ وَاللَّهِ مَا كَانَ عَلَى الأَرْضِ وَجْهٌ أَبْغَضَ إِلَىَّ مِنْ وَجْهِكَ فَقَدْ أَصْبَحَ وَجْهُكَ أَحَبَّ الْوُجُوهِ كُلِّهَا إِلَىَّ وَاللَّهِ مَا كَانَ مِنْ دِينٍ أَبْغَضَ إِلَىَّ مِنْ دِينِكَ فَأَصْبَحَ دِينُكَ أَحَبَّ الدِّينِ كُلِّهِ إِلَىَّ وَاللَّهِ مَا كَانَ مِنْ بَلَدٍ أَبْغَضَ إِلَىَّ مِنْ بَلَدِكَ فَأَصْبَحَ بَلَدُكَ أَحَبَّ الْبِلاَدِ كُلِّهَا إِلَىَّ وَإِنَّ خَيْلَكَ أَخَذَتْنِي وَأَنَا أُرِيدُ الْعُمْرَةَ فَمَاذَا تَرَى فَبَشَّرَهُ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَأَمَرَهُ أَنْ يَعْتَمِرَ فَلَمَّا قَدِمَ مَكَّةَ قَالَ لَهُ قَائِلٌ أَصَبَوْتَ فَقَالَ لاَ وَلَكِنِّي أَسْلَمْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَلاَ وَاللَّهِ لاَ يَأْتِيكُمْ مِنَ الْيَمَامَةِ حَبَّةُ حِنْطَةٍ حَتَّى يَأْذَنَ فِيهَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏.‏

Bize Kuteybe b. Saîd anlattı; bize Leys anlattı; Saîd b. Ebî Saîd'den; o Ebu Hureyre'yi şöyle derken işitmiş: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Necid tarafına bir süvari birliği gönderdi. Onlar Benî Hanîfe'den, Yemâme halkının efendisi olan Sümâme b. Üsâl adında bir adamı getirdiler. Onu mescidin direklerinden birine bağladılar. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onun yanına çıktı ve: “Ey Sümâme! Yanında ne var?” buyurdu. [Sümâme]: “Ey Muhammed! Yanımda hayır var. Eğer öldürürsen, kan sahibi birini öldürmüş olursun. Eğer nimet verirsen, şükreden birine nimet vermiş olursun. Eğer mal istiyorsan, dile istediğin sana verilsin” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, ertesi güne kadar onu bıraktı. Sonra yine: “Ey Sümâme! Yanında ne var?” buyurdu. [Sümâme]: “Sana dediğim gibi; eğer nimet verirsen şükreden birine vermiş olursun, eğer öldürürsen kan sahibi birini öldürmüş olursun, eğer mal istiyorsan dile istediğin verilsin” dedi. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu bir sonraki güne kadar yine bıraktı. [Üçüncü gün]: “Ey Sümâme! Yanında ne var?” buyurdu. [Sümâme]: “Sana dediğim yanımda sabittir; eğer nimet verirsen şükreden birine vermiş olursun, eğer öldürürsen kan sahibi birini öldürmüş olursun, eğer mal istiyorsan dile istediğin verilsin” dedi. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Sümâme'yi serbest bırakın” buyurdu. [Sümâme] mescidin yakınındaki bir hurmalığa gitti, boy abdesti aldı, sonra mescide girip şöyle dedi: “Eşhedü enlâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve rasûluh. Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünde benim için senin yüzünden daha sevimsiz bir yüz yoktu; şimdi ise senin yüzün yüzlerin en sevimlisi oldu. Vallahi benim için senin dininden daha sevimsiz bir din yoktu; şimdi ise senin dinin dinlerin en sevimlisi oldu. Vallahi benim için senin memleketinden daha sevimsiz bir memleket yoktu; şimdi ise senin memleketin memleketlerin en sevimlisi oldu. Senin süvarilerin beni, ben umre yapmak isterken yakaladılar. Şimdi ne buyurursun?” Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem onu müjdeledi ve ona umre yapmasını emretti. Mekke'ye gelince, biri ona: “Saptın mı?” dedi. O da: “Hayır, lakin Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber İslam'a girdim. Vallahi, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem izin vermedikçe Yemâme'den size tek bir buğday tanesi bile gelmeyecektir!” dedi.