Cihad ve Gazveler (Siyer) Kitabı

Müslim · Sahih-i Müslim (Standart Arapça Metin) · Türkçe çeviri

1775_1. Hadis

وَحَدَّثَنِي أَبُو الطَّاهِرِ، أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ سَرْحٍ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي يُونُسُ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، قَالَ حَدَّثَنِي كَثِيرُ بْنُ عَبَّاسِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ، قَالَ قَالَ عَبَّاسٌ شَهِدْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَوْمَ حُنَيْنٍ فَلَزِمْتُ أَنَا وَأَبُو سُفْيَانَ بْنُ الْحَارِثِ بْنِ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ نُفَارِقْهُ وَرَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم عَلَى بَغْلَةٍ لَهُ بَيْضَاءَ أَهْدَاهَا لَهُ فَرْوَةُ بْنُ نُفَاثَةَ الْجُذَامِيُّ فَلَمَّا الْتَقَى الْمُسْلِمُونَ وَالْكُفَّارُ وَلَّى الْمُسْلِمُونَ مُدْبِرِينَ فَطَفِقَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَرْكُضُ بَغْلَتَهُ قِبَلَ الْكُفَّارِ قَالَ عَبَّاسٌ وَ أَنَا آخِذٌ بِلِجَامِ بَغْلَةِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَكُفُّهَا إِرَادَةَ أَنْ لاَ تُسْرِعَ وَأَبُو سُفْيَانَ آخِذٌ بِرِكَابِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ أَىْ عَبَّاسُ نَادِ أَصْحَابَ السَّمُرَةِ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ عَبَّاسٌ وَكَانَ رَجُلاً صَيِّتًا فَقُلْتُ بِأَعْلَى صَوْتِي أَيْنَ أَصْحَابُ السَّمُرَةِ قَالَ فَوَاللَّهِ لَكَأَنَّ عَطْفَتَهُمْ حِينَ سَمِعُوا صَوْتِي عَطْفَةُ الْبَقَرِ عَلَى أَوْلاَدِهَا ‏.‏ فَقَالُوا يَا لَبَّيْكَ يَا لَبَّيْكَ - قَالَ - فَاقْتَتَلُوا وَالْكُفَّارَ وَالدَّعْوَةُ فِي الأَنْصَارِ يَقُولُونَ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ يَا مَعْشَرَ الأَنْصَارِ قَالَ ثُمَّ قُصِرَتِ الدَّعْوَةُ عَلَى بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ فَقَالُوا يَا بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ يَا بَنِي الْحَارِثِ بْنِ الْخَزْرَجِ ‏.‏ فَنَظَرَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهُوَ عَلَى بَغْلَتِهِ كَالْمُتَطَاوِلِ عَلَيْهَا إِلَى قِتَالِهِمْ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم ‏"‏ هَذَا حِينَ حَمِيَ الْوَطِيسُ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ ثُمَّ أَخَذَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم حَصَيَاتٍ فَرَمَى بِهِنَّ وُجُوهَ الْكُفَّارِ ثُمَّ قَالَ ‏"‏ انْهَزَمُوا وَرَبِّ مُحَمَّدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ فَذَهَبْتُ أَنْظُرُ فَإِذَا الْقِتَالُ عَلَى هَيْئَتِهِ فِيمَا أَرَى - قَالَ - فَوَاللَّهِ مَا هُوَ إِلاَّ أَنْ رَمَاهُمْ بِحَصَيَاتِهِ فَمَا زِلْتُ أَرَى حَدَّهُمْ كَلِيلاً وَأَمْرَهُمْ مُدْبِرًا ‏.‏

Ve bana Ebu't-Tâhir Ahmed b. Amr b. Serh anlattı; bize İbn Vehb haber verdi; bana Yûnus haber verdi; İbn Şihâb'dan; Kesîr b. Abbâs b. Abdülmuttalib'in bana anlattığına göre; Abbâs şöyle demiştir: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile beraber Huneyn günü [savaşta] bulundum. Ben ve Ebu Süfyân b. el-Hâris b. Abdülmuttalib, Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in yanından hiç ayrılmadık. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem, Ferve b. Nüfâse el-Cüzâmî'nin kendisine hediye ettiği beyaz bir katır üzerindeydi. Müslümanlarla kâfirler karşı karşıya gelince, Müslümanlar arkalarını dönüp kaçmaya başladılar. Bunun üzerine Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem katırını kâfirlere doğru sürmeye başladı. Abbâs dedi ki: Ben, çok hızlanmasın diye Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in katırının yularından tutuyor, onu engellemeye çalışıyordum. Ebu Süfyân da Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in üzengisini tutuyordu. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem: “Ey Abbâs! Semüre ashabına seslen” buyurdu. Abbâs -ki sesi gür bir adamdı- dedi ki: En yüksek sesimle: “Semüre ashabı nerede?” diye bağırdım. Vallahi, sesimi duyduklarında onların geri dönüşleri, ineğin yavrularına olan düşkünlüğü gibiydi! “Lebbeyk, lebbeyk!” dediler. Geri dönüp kâfirlerle savaşa tutuştular. [O sırada] nida Ansâr içindeydi; “Ey Ansâr topluluğu! Ey Ansâr topluluğu!” diyorlardı. Sonra bu nida Benî el-Hâris b. Hazrec üzerinde yoğunlaştı; “Ey Benî el-Hâris b. Hazrec! Ey Benî el-Hâris b. Hazrec!” dediler. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem katırının üzerinde boynunu uzatıp onların savaşına bakınca: “İşte şimdi fırın kızıştı!” buyurdu. Dedi ki: Sonra Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem bir avuç çakıl taşı aldı ve onları kâfirlerin yüzlerine doğru fırlattı. Sonra: “Muhammed'in Rabbine yemin olsun ki bozguna uğradılar!” buyurdu. Abbâs dedi ki: Gidip baktığımda savaş hala aynı şiddetiyle devam ediyordu. Vallahi, o taşları onlara fırlattığı andan itibaren, onların güçlerinin kırıldığını ve işlerinin bozulduğunu görmeye devam ettim.