1794_1. Hadis
وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عُمَرَ بْنِ مُحَمَّدِ بْنِ أَبَانَ الْجُعْفِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّحِيمِ، - يَعْنِي ابْنَ سُلَيْمَانَ - عَنْ زَكَرِيَّاءَ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ الأَوْدِيِّ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يُصَلِّي عِنْدَ الْبَيْتِ وَأَبُو جَهْلٍ وَأَصْحَابٌ لَهُ جُلُوسٌ وَقَدْ نُحِرَتْ جَزُورٌ بِالأَمْسِ فَقَالَ أَبُو جَهْلٍ أَيُّكُمْ يَقُومُ إِلَى سَلاَ جَزُورِ بَنِي فُلاَنٍ فَيَأْخُذُهُ فَيَضَعُهُ فِي كَتِفَىْ مُحَمَّدٍ إِذَا سَجَدَ فَانْبَعَثَ أَشْقَى الْقَوْمِ فَأَخَذَهُ فَلَمَّا سَجَدَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم وَضَعَهُ بَيْنَ كَتِفَيْهِ قَالَ فَاسْتَضْحَكُوا وَجَعَلَ بَعْضُهُمْ يَمِيلُ عَلَى بَعْضٍ وَأَنَا قَائِمٌ أَنْظُرُ . لَوْ كَانَتْ لِي مَنَعَةٌ طَرَحْتُهُ عَنْ ظَهْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَالنَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم سَاجِدٌ مَا يَرْفَعُ رَأْسَهُ حَتَّى انْطَلَقَ إِنْسَانٌ فَأَخْبَرَ فَاطِمَةَ فَجَاءَتْ وَهِيَ جُوَيْرِيَةُ فَطَرَحَتْهُ عَنْهُ . ثُمَّ أَقْبَلَتْ عَلَيْهِمْ تَشْتِمُهُمْ فَلَمَّا قَضَى النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم صَلاَتَهُ رَفَعَ صَوْتَهُ ثُمَّ دَعَا عَلَيْهِمْ وَكَانَ إِذَا دَعَا دَعَا ثَلاَثًا . وَإِذَا سَأَلَ سَأَلَ ثَلاَثًا ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ عَلَيْكَ بِقُرَيْشٍ " . ثَلاَثَ مَرَّاتٍ فَلَمَّا سَمِعُوا صَوْتَهُ ذَهَبَ عَنْهُمُ الضِّحْكُ وَخَافُوا دَعْوَتَهُ ثُمَّ قَالَ " اللَّهُمَّ عَلَيْكَ بِأَبِي جَهْلِ بْنِ هِشَامٍ وَعُتْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَشَيْبَةَ بْنِ رَبِيعَةَ وَالْوَلِيدِ بْنِ عُقْبَةَ وَأُمَيَّةَ بْنِ خَلَفٍ وَعُقْبَةَ بْنِ أَبِي مُعَيْطٍ " . وَذَكَرَ السَّابِعَ وَلَمْ أَحْفَظْهُ فَوَالَّذِي بَعَثَ مُحَمَّدًا صلى الله عليه وسلم بِالْحَقِّ لَقَدْ رَأَيْتُ الَّذِينَ سَمَّى صَرْعَى يَوْمَ بَدْرٍ ثُمَّ سُحِبُوا إِلَى الْقَلِيبِ قَلِيبِ بَدْرٍ . قَالَ أَبُو إِسْحَاقَ الْوَلِيدُ بْنُ عُقْبَةَ غَلَطٌ فِي هَذَا الْحَدِيثِ .
Bize Abdullah b. Ömer b. Muhammed b. Ebân el-Cu'fî anlattı; bize Abdürrahîm -yani İbn Süleyman- anlattı; Zekeriyyâ'dan; Ebu İshâk'tan; Amr b. Meymûn el-Evdî'den; İbn Mes'ûd'dan [naklen]; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem Kabe'nin yanında namaz kılarken Ebu Cehl ve arkadaşları orada oturuyorlardı. Bir gün önce de bir deve kesilmişti. Ebu Cehl: “Hanginiz gidip falan oğullarının kesilen devesinin döl yatağını getirir ve Muhammed secdeye vardığında onu iki omuzu arasına koyar?” dedi. Topluluğun en bedbahtı hemen fırlayıp o pisliği aldı. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem secdeye vardığında onu iki omuzu arasına koydu. İbn Mes'ûd dedi ki: Müşrikler gülmeye başladılar ve gülmekten birbirlerinin üzerine eğiliyorlardı. Ben ise ayakta bakıyordum. Eğer bir gücüm olsaydı, onu Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sırtından atardım. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem secdedeydi, başını kaldırmıyordu. Nihayet bir kişi gidip Fâtıma'ya haber verdi. Fâtıma henüz küçük bir kız olduğu halde geldi ve onu O'nun üzerinden attı. Sonra onlara yönelip ağır sözler söyledi. Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem namazını bitirince sesini yükseltti ve onlara beddua etti. Resulullah dua ettiği zaman üç kez eder, bir şey istediği zaman da üç kez isterdi. Sonra: “Allah'ım! Kureyş'i Sana havale ediyorum!” buyurdu -bunu üç kez tekrarladı-. Müşrikler O'nun sesini işitince gülmeleri kesildi ve O'nun bedduasından korktular. Sonra: “Allah'ım! Ebu Cehl b. Hişâm'ı, Utbe b. Rebîa'yı, Şeybe b. Rebîa'yı, el-Velîd b. Ukbe'yi, Ümeyye b. Halef'i ve Ukbe b. Ebî Muayt'ı Sana havale ediyorum!” buyurdu. Yedinci bir kişiyi daha zikretti ancak onu ezberleyemedim. Muhammed sallallâhu aleyhi ve sellem'ı hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki; ismini saydığı o kimseleri Bedir günü yere serilmiş halde gördüm. Sonra onlar Bedir kuyusuna sürüklendiler. Ebu İshâk dedi ki: “el-Velîd b. Ukbe” isminin zikredilmesi bu hadiste bir yanılgıdır.