1794_2. Hadis
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى، وَمُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، - وَاللَّفْظُ لاِبْنِ الْمُثَنَّى - قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا إِسْحَاقَ، يُحَدِّثُ عَنْ عَمْرِو بْنِ مَيْمُونٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ بَيْنَمَا رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم سَاجِدٌ وَحَوْلَهُ نَاسٌ مِنْ قُرَيْشٍ إِذْ جَاءَ عُقْبَةُ بْنُ أَبِي مُعَيْطٍ بِسَلاَ جَزُورٍ فَقَذَفَهُ عَلَى ظَهْرِ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَلَمْ يَرْفَعْ رَأْسَهُ فَجَاءَتْ فَاطِمَةُ فَأَخَذَتْهُ عَنْ ظَهْرِهِ وَدَعَتْ عَلَى مَنْ صَنَعَ ذَلِكَ فَقَالَ " اللَّهُمَّ عَلَيْكَ الْمَلأَ مِنْ قُرَيْشٍ أَبَا جَهْلِ بْنَ هِشَامٍ وَعُتْبَةَ بْنَ رَبِيعَةَ وَعُقْبَةَ بْنَ أَبِي مُعَيْطٍ وَشَيْبَةَ بْنَ رَبِيعَةَ وَأُمَيَّةَ بْنَ خَلَفٍ أَوْ أُبَىَّ بْنَ خَلَفٍ " . شُعْبَةُ الشَّاكُّ قَالَ فَلَقَدْ رَأَيْتُهُمْ قُتِلُوا يَوْمَ بَدْرٍ فَأُلْقُوا فِي بِئْرٍ غَيْرَ أَنَّ أُمَيَّةَ أَوْ أُبَيًّا تَقَطَّعَتْ أَوْصَالُهُ فَلَمْ يُلْقَ فِي الْبِئْرِ .
Bize Muhammed b. el-Müsennâ ve Muhammed b. Beşşâr anlattı -lafız İbn el-Müsennâ'ya aittir-. Dediler ki: Bize Muhammed b. Ca'fer anlattı; bize Şu'be anlattı; dedi ki: Ebu İshâk'ı, Amr b. Meymûn'dan, Abdullah'tan [İbn Mes'ûd] naklen anlatırken işittim; dedi ki: Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem secdedeyken ve etrafında Kureyş'ten bazı insanlar varken, Ukbe b. Ebî Muayt bir devenin döl yatağını getirip Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in sırtına attı. [Nebi] başını kaldırmadı. Nihayet Fâtıma geldi, onu O'nun sırtından aldı ve bunu yapana beddua etti. Resulullah sallallâhu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu: “Allah'ım! Kureyş'in şu ileri gelenlerini Sana havale ediyorum: Ebu Cehl b. Hişâm'ı, Utbe b. Rebîa'yı, Ukbe b. Ebî Muayt'ı, Şeybe b. Rebîa'yı, Ümeyye b. Halef'i veya Übey b. Halef'i!” -Buradaki şüphe Şu'be'ye aittir-. [Abdullah] dedi ki: Vallahi onları Bedir günü öldürülmüş halde gördüm; sonra bir kuyuya atıldılar. Ancak Ümeyye -veya Übey- eklem yerlerinden parçalandı, bu yüzden kuyuya atılamadı.